Karakter Tanıtımları
Yazar: Peri1

SELİN; Otuzlarına yaklaşan, modern ve özgüvenli bir kadın, ama içinde, yıllardır bastırılmış, derinlerde kıvranan yoğun tutkular var. Mesleği editörlük, Peri Yayınları’nda çalışıyor. Genellikle yeni yazarların fantastik kurgu kitapları ile ilgileniyor. Ancak kendi geçmişinde yazılı olan gerçek büyüyü hala bilmiyor. Şehir merkezine yakın ama gürültüden de uzak bir apartmanda yaşıyor. Evi sade, küçük ama kendisine ait bir dünyayı yansıtıyor. Kitaplarla dolu raflar, birkaç kristal taş, mumlardan oluşan bir köşe.. Bir köşede ise çocukluğundan beri tuttuğu rüya defteri. Geceleri minik bir müzik kutusunu kurar, kapağını aralar, ince melodi yayılırken gözlerini kapatır ve rüya ülkesine öyle dalar. Hayatının kontrolünü elinde tutsa da henüz gerçek benliğinin kapılarını açmamıştır. Rüya alemine ilk kez bir ay tutulması gecesi çekildi. O gece, bedeninde ve zihninde fırtınalar koptu. Dokunulmadan hissedilen sevginin ilk kıvılcımı işte orada doğdu. Gücü; Başlarda farkında olmadan rüyalarında yarattığı fantastik deneyimler kısa sürede gerçeğe sızmaya başladı. Bu yeteneğini zamanla kontrol etmeyi öğrendiğinde, duygusal ve tutkulu enerjisini kullanarak evrenler arası geçitler açmaya başladı. Karanlığı aydınlatma gücü, onu fantastik bir yolculuğa sürükleyecekti. Yaşadığı evren; Başlangıçta dünya, ama ışığına kavuştuğunda ve mühür kırıldığında, evrenini yeniden tanımlamak zorunda kaldı. Aslında o, kelebeklerin rüzgarla dans ettiği yemyeşil periler diyarının, ışıkla taçlanmış nadide prensesidir. Perilerin melodileriyle büyümüş, ormanın nefesiyle yürümeyi öğrenmiştir. Çiçekler her sabah onunla uyanır, nehirler ayak izine dokunurdu. Ama her ışığın gölgesi vardır.. Selin’in gölgesi kendi soyundan bir perinin karanlıkla yaptığı anlaşmayla doğdu. O gün, prensesin kaderi ve ışığı karanlığa gömüldü. Henüz küçük bir periyken, sabah sisin içinde ormanın derinliklerine yürümüştü. Çiy damlaları kanatlarından süzülüyor, ayaklarının altında yosunlar yumuşak bir halı gibi seriliyordu. Bir kelebek, altın tozunu kanatlarından savurarak omzuna kondu. “Işığını unutma” diye fısıldadı. Selin, o anın bir rüya mı yoksa gerçek mi olduğunu hiç hatırlayamadı. Ama büyüdüğünde bile o fısıltı bazen kulaklarında yankılanmaya devam etti. Mühür uyandığında tüm o anılar Selin’in aklında yeniden belirecek, o zamana kadar Selin hayatın içindeki karmaşıklıklarla tutunacak ışığa. Kael; Fantastik bir evrende yaşayan, ruhsal bir koruyucu... Kendi alemindeki canlılar, uzun kulakları ve bembeyaz saçları ile elfleri andırır. Herkes birbirine hem çok benzer, hem de her birinin ışığı farklıdır. Kael’in evreni, Aldebaran yıldızına yakın, soğuk ama ışıkla titreşen kristal bir dünyadır. Bu gezegenin her kristalinde, bir rüya mühürlüdür. Elf halkı, tutkularını yeniden kazandığında bu kristaller ışık saçar ve evrene güç verir. Onların görevi; rüyalara rehberlik etmek, tutkuyu, iyiliği ve geçişleri dengelemektir. Kael ise bu evrenin en parlak, ama kendi ışığını arayan yıldızıdır. Tutkusunu kaybettiğinde, kendi dünyası da sessiz bir çöküşe sürüklenir. Sadece gerçek arzusu yeniden alevlendiğinde, Kael’in kristal evreni tekrar canlanacaktır. Görünüşü; Uzun beyaz saçları, zarif elf kulakları ve derin bakışları ile bu kristal evrenin yegane prensidir. Karizmatik ve duygusal tavırları, onun hem bir savaşçı hem de bir hayal koruyucusu olduğunu hissettirir. Rüya mühürleme; Bir gece, Ay ışığı kristal vadisine vururken, Kael ellerini kadim bir kristalin üzerine koydu. Kristalin içinde altın ve mavi ışıklar birbirine dolanıyor, uzak bir melodinin yankısı duyuluyordu. Gözlerini kapadı, kalbinde duyduğu bir rüyayı içine aktardı; bir çocuğun gülüşü, bir ormanın huzuru, bir kadının gözlerindeki umut.. Işık kristalin merkezinde yoğunlaştı, ardından derin bir “ding” sesiyle mühür tamamlandı. “Artık bu rüya zamanı geldiğinde sahibini bulacak” diye fısıldadı Kael. Fakat kendi tutkusu hala mühürsüzdü, Selin ile karşılaştığında tüm mühürler birer birer çözülecek. Selin ile bağı; Kael’in kaderi, Selin ile kesişti…