Bölüm 1:BÜYÜK PATLAMA
Yazar: Aleyna Tektaş

Giriş bölümü nasıl buldunuz acaba aşırı merak ediyorum umarım beğendiniz... **** SARA DENİZ Güneş ışıklarının odamdaki orta boy pencereden yüzüme yansımasıyla gözüm kamaştığından uyanmak zorunda kalmıştım. Dün İtalya’dan geri dönmem çok yorucu olduğundan erkenden uyumuştum ve şimdi saate bakınca da ne biçim yattığımın farkına varmıştım. Gözlerimi yaptığım yumrukla sıvazladığımda kendimi daha iyi hissettim ve yataktan çıkıp tuvalete girdim. Nasıl olsa tatildi bugün bana. Ben Pilottum. Bir hafta işe gidiyorsam, bir hafta da tatil yapıyordum. Bu işler böyleydi ve bundan oldukça memnundum. İşimi de seviyordum bu yüzden bana yük gibi gelmiyordu. Tırnaklarımla kazıya kazıya gelmiştim buralara zor olmuştu ama imkânsız değildi, hiçbir zaman... İmkânsız gibi görünen ama imkânsız olmayan şeyleri başarmış gibi görünmeyi severdim çünkü onlar ne kadar imkânsız gibi görünse de o düğümü çözdüğümde insanların bana gururla bakması beni mutlu ediyor ve onları aptal gibi görmeme sebebiyet veriyordu. Örneğin; Pilotluk, birçok insan için zor ve benim için diğer insanlara göre imkansızdı ama ben bunu uzun uğraşlar sonucunda başardım, herkesin bana gururla bakmasıydı işte sorun. Sevmiyordum gurur duyulmasını çünkü ben gurur duyulacak bir insan değildim. Olmamalıydım... İstanbul’un sıcak bir mahallesinde yaşıyordum. Buraya Ordu’dan 11 yıl önce gelmiştim. Ne kadar önce mahalledeki kimseyle iletişime geçmesem de sonra onlara alışmış çok eğlenmeye başlamıştım. Hırslıydım ve o istediğim şeyi alana kadar da durmazdım. Gözümü hırs bürüdü mü kimse benim önüme geçemezdi. Mahalledekiler beni sever sayardı ama aslında kim olduğumu bilseler pek de sevmezlerdi. Sahi kimdim ben? Odamdan çıkıp pijamalarımla masaya oturduğumda sofrada babam yine elinde gazetesi ve bol demli şekersiz çayı yerli yerindeydi. Samet Deniz, bana güvenmeyen ve sevgisi esirgeyen bir babaydı. Emekli polisti ve eli kolu uzundu, ne kadar emekli olsa da istediğinde engelleyemediği olay yoktu. Zekiydi vesselam, bende zekiydim ve bunun kaynağı oydu. Evin tek kızıydım, bu da bana avantaj sağlıyordu. Annem de elinde çaydanlıkla mutfaktan gelip çayımı doldurduğunda geri yerine oturdu. Serap Deniz, babamla âşık olup evlenmişti ama şu anda mutlu muydu? İşte burası çok karışıktı. Annemle aramız böyle her anne kız ilişkisi gibi değildi çünkü ben soğuktum, aileme karşı... Kahvaltıya başladığımızda masada çalan telefonumla bakışlar üstten üstten bana döndü. Arayan Müdürüm Selçuk beydi. Normalde tatillerde beni aramazdı, kesin bir sorun olmuştu. Çok bekletmeden açtığımda bakışlar hâlâ bendeydi. “Buyurun Selçuk Bey?” dediğimde adam bana telaşla cevap verdi. “Sara kızım kusura bakma rahatsız ettim, biliyorum tatildesin ama acilen buraya gelmen gerekiyor uçuş var.” dediğinde konuşmaya başladım. “Ne oldu?” derken sesim sorgular gibi çıkmıştı. “İngiltere’ye uçuyorsun, özel bir uçak, Kaan Aslaner’in ilk pilotu hastalanmış. Benim de direkt aklıma sen geldin.” dediğinde içimden onun aklına gelen bana küfrettim. Kaan Aslaner’i daha önce görmemiştim ama duyduğuma göre pek de tekin bir adam değildi. “Saat kaçta?” Umarım öğleden sonradır... “Bir saate uçuş var.” Bendeki şans kimse de yok arkadaş. Bu şans sadece bana işliyor... “Tamam ben hemen çıkıyorum evden.” deyip telefonu kapattım. Masadan birkaç lokma daha alıp kalktığımda annem hemen konuştu. “Yavrum öyle çıkılır mı? Nereye?” dediğinde babam da merak etmişti ama belli etmeyerek gazetesini okuyormuş gibi yapıyordu. “İngiltere’ye uçuşum var. Başka zaman...” diyerek odama ilerledim. Üstüme eşofman takımlarımdan birini giyindim ve dün açıp dizmediğim valizimi elime aldım. Gerçekten daha dün gelmiştim ya. Hemen aşağıya indiğimde annem kapıya taksiyi çağırmıştı bile. “İyi uçuşlar kızım, dikkat et.” dedikten sonra ben taksiye bindim. Havaalanına geldiğimde hemen odama ilerleyip üniformamı giyindim. Aynadan kendime baktığımda kaküllü belime kadar olan kahverengi saçlarımı ensemde topuz yaptım ama kaküllerimi şapkamdan yüzüme dökülmesi kaçınılmazdı. Valizimi kullanacağ…