Giriş
Yazar: Aleyna Tektaş

Şimdiden iyi okumalar umarım beğenirsiniz... ***** KAAN ASLANER Sabah sporumu yapmak için altıda kalktım ve gerekli kıyafetlerimi üstüme geçirip en alt katta olan spor salonuna girerek bir buçuk saat hep yaptığım hareketlerimi yaptım. Bugün yurt dışına küçük bir uçuş gerçekleştirecektim bu yüzden hızlıca duşa girdim. Kısa bir duş sonrası giyinme odama geçip lacivert takım elbiseyi üstüme ütüsünü bozmadan geçirdim ve saat dolabını açıp kendime bugünkü kombinime uygun saati seçip koluma taktım. Ayakkabımı da ayağıma giydirdikten sonra aynadan saçımın şekline ve kombinimin nasıl durduğuna baktım. Saçlarım siyahtı ve elimle ıslaklığından faydalanarak şekillendirdim. Takım elbise vücuduma tam oturmuş, kaslarımı ortaya çıkarmıştı. Telefonumu ve cüzdanımı komidinimden alıp odadan çıkarken telefonuma gelen mesajları kontrol ederek merdivenlerden aşağıya inerken kahvaltı için yemek odasına ilerledim. Masaya yaklaştığımda babam yine baş köşede yerini almış, annem de onun solunda yanında ise kız kardeşim Alara vardı. Bende babamın sağına geçip oturduğumda yan tarafımda yakın korumam ve aynı zamanda arkadaşım Demir de sofradaydı. Kahvaltıya bende dahil olduğumda masada kısa bir süre sessizlik oluştu ve bu sessizliğin nedeni ya bana kızacağım bir şey söyleyeceklerdi ya da işle ilgili bir sorun vardı. Umarım ikincisidir çünkü sabah sabah bir sıkıntı çekemezdim. Bu kısa sessizliğin ardından babam derin bir nefes alarak konuşmaya başladı. “Oğlum önemli bir mesele var.” dediğinde yemeğime ara vererek dudaklarımı araladım. İlgisizce “Ne ile ilgili?” diye sordum ama babam için önemli olacak ki boğazını temizleyerek dikkatimi üstüne çekti. “Biliyorsun son günlerde şirket hiç iyi yerlere gitmiyor, borçlarımız çoğaldı, Kaplan şirketi ortaklık teklifine olumlu cevap verecek ama bir şartla.” derken sözüne kederli bir şekilde devam etti. “Kızıyla evlenmeni istiyorlar.” dediğinde ona olan bakışlarım sinirli bir hal aldı. “Ne kadar da iğrenç bir teklif bu, asla olmayacak böyle bir şey!” dediğimde babam elini masaya vurdu. “Hayır olacak çünkü tekliflerini kabul ettim.” dediğinde sesimi yükselterek konuştum. “Böyle bir şey asla olmayacak, o kızla hayatta evlenmem!” dedikten sonra masadan kalktım ve benim kalkmamla Demir de kalktı. Hazır olan arabama bindiğimde Demirde yan tarafıma oturdu. Sinirden başıma ağrı girmişti. Demire hitaben hemen söze girdim. “Uçağı hazırlat, Londra’ya uçacağım.” dediğimde sorgulamadan telefonda birkaç görüşme yaptı ve bana döndü aramasına ara vererek. “Abi bizim birinci pilot rahatsızlanmış, uçuş yapamayacak kadar hem de, başka bir pilot gelecek sıkıntı olur mu yoksa erteletelim mi toplantını?” diye sorduğunda toplantının çok önemli olduğunu bildiğimden erteletme imkânım yoktu, başka bir pilot isteme şansımdan başka geriye pek de bir seçenek kalmıyordu. “Başka bir pilot ayarlasınlar.” dediğimde başıyla onaylayıp telefona geri döndü. Birkaç görüşme sonunda havaalanına varmıştık. Havaalanının müdürlerinden biri uçağımın yanında durmuş bir pilotla konuşuyordu. Bu yeni ayarlanan pilottu sanırım. Onlara doğru ilerlediğimde yanımda Demir de benimle geliyordu. Onların yanına yaklaştığımızda Müdür bizi fark ederek hemen dikleşip ceketini ilikledi. Bana elini uzattığında onun elini sıktım. O pilotta bize döndüğünde bu seferki pilotun bir genç kadının olduğunu gördüm. Şapkasından yüzüne akan kahverengi kâkülleri ve yeşil gözleri oldukça güzel bir görüntü sunmuştu. Yumuşak yüz hatları ve pembe dudakları da cabasıydı. Güzel bir kadındı, çirkin demek çarpılma sebebimiz olurdu. Onun bana uzattığı eli hiç bekletmeden tutup sıktığımda kısaca kendimi tanıttım. “Kaan Aslaner.” dediğimde bana saygıyla selam verip “Sara Deniz.” derken sesinden soğukluk akıyordu. Yüzünde bir mimik oynamamıştı. Soğuk bir tipti. Oldukça prensiplere uyan bir kadındı ve bu da onu fazla çekici kılıyordu. Üniformanın içinden belli olduğu üzere kaslı bir vücuda sahipti ama aynı zamanda ince belliydi. Benden yirmi santim kısaydı ama bir kadına göre oldukça uzundu. Müdür B…