1. Bölüm
Yazar: rarespider

~13 Eylül 2026~ Bitiş zili çaldığında daha önce kendimi bu kadar yorgun hissedip hissetmediğimi sorguluyordum. Bugün o kadar yorucuydu ki hastahaneye yürüyecek halim bile yoktu. Ama Alya Teyzenin durumunu sormam için mecburen gitmem gerekiyordu. Büyükannem o günden sonra mucizeyle ilgili olan şeyler hafızasından silinmişti. Bu sebeple Alya teyzeye bu konuyu yalnız açmam gerekiyordu. Okulun koridorundan çıkışa doğru yürürken sırtımda bir elle beraber yan taraftaki sınıflardan birine çekildim. Ne olduğunu anlamam çok uzun sürmedi. Sanırım okuldaki asillerden birinin birşeye canı sıkılmıştı ve çatacak birine ihtiyaçları vardı. Okulun 2. haftasındaydık. Ancak bu durum ta geçen seneye dayandığı için artık sesimi çıkarabilecek gücü kendimde bulamıyordum. Baygın gözlerle karşımdaki kişiye baktım. Ah, şaşmamak lazım. Okuldakiler varlığımı bile unutmuş olmalılar ancak bu kız yakamı bırakmıyordu. Catherine. Büyükannesi Chloe sayesinde okulun sayılı zenginlerinden biriydi. Chloe'nin kim olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Tabi ki baş yardımcısı Jane ve Philip'in yardımları sayesinde insanları yaka paça bir yerlere tıkıyor ve kendi tatmin olana kadar onların canını yakıyordu. Geçen hafta dudağımı patlattıkları için büyükanneme yere düştüğümle ilgili koca bir senaryo yazmak zorunda kalmıştım. Ancak ne kadar inandırıcı olduğum, orası muamma. Bu kızın benden istediğiyse yaklaşık iki hafta sonra olan sınavlar içindi. İnek birisi olduğum için o kadar fazla çevrem yoktu ama bu Catherine'nin beni kullanmayacağı anlamına gelmiyordu. Ne istediğini bilmeme rağmen yine de sordum. "Ne istiyorsun?" Bunu duyunca yüksek sesli bir kahkaha attı."Hiiiç" dedi uzatarak. "Sadece annemle kavga ettim ve şu sıralar ortada çok dolanıyorsun. Sebep, Nova?" Nova mı? Daha yaratıcı uyduramazdı. "Adım Nora yalnız. Bir de ortada dolanmıyorum." Kolumu sertçe tutan Philip'e ters bir bakış attım ve ekledim. "Son kez soruyorum, ne istiyorsun?" Suratı ciddi bir ifadeye büründü ve giydiği topuklu ayakkabıdan dolayı benden uzun olan boyunu eşitlemeye çalışmak için eğildi. Gözleri yüzümde oyalandı ve en son saçlarımda durdu. Hemen geri çekildim. "Catherine, sana ne istiyorsun dedim." Artık hastaneye gitmek istiyordum. Bu insanlar zamanımı harcayacağım kişiler arasında hiç olmamışlardı. Ve olmayacaklardı. Sırtını dikleştirip Philip ve Jane'e bir kafa işareti yaptı. Jane öne doğru atılıp kollarımdan beni çekiştirirken Philip tek kolumda duran çantama davrandı. Jane kollarımı tuttuğu için birşey yapamadım. Philip çantamı direkt Catherine'e verdi. Aslında önemli bir şey yoktu. Dilediği gibi boşaltabilirdi. Çantamı açtı ve içindeki herşeyi yere boşalttı. Yere düşenleri görünce yüzünde bir iğreti ifadesi oluştu. Sanırım içindekiler beklediği şeyler değildi. Herhalde makyaj ürünleri bulup suratımı maymuna çevirmeyi düşünüyordu. Ancak içinden üç defter ve iki test kitabından başka birşey çıkmamıştı. Ha bir de...Günlüğüm! Ne diye üzerine kocaman harflerle günlüğüm yazdım ki. Veya ne diye yanımda getirdim. Yerdeki orta boy mavi defteri görünce gülümsedi ve yerden aldı. Tam açacaktı ki kapının tıklanmasıyla durdu. Jane kolumu tuttuğu için kapıyı Philip açtı. Catherine'in uşakları. Kapıyı açmasıyla suratına bir yumruk yemesi bir oldu. Philip yediği yumrukla beraber yere savrulurken içeriye çekik gözlü, beyaz tenli siyah saçlı bir erkek ve arkasından da çekik gözlü beyaz tenli siyah saçlı bir kız girdi. Jane panikledi ama kolumu bırakmadan Catherine'e döndü. Catherine başıyla onaylar gibi yaptı ve Jane kolumu bıraktı. İçeriye giren çocuk ve kız yerdeki kitap defterlere baktılar. Kız Catherine'in karşısına geçti ve "Ne yapıyordunuz kıza?" dediğinde Catherine sanki bunu kendine yedirememiş gibiydi. Kızın karşısına geçti ve "Sanane ve, ayrıca siz kimsiniz?" dedi yanındaki çocuğu da işaret ederek. "Koreli falan mısınız siz, ne bu gözlerinizin hali?" Kız nefes verir gibi sessizce güldü ve "Ne varmış gözlerimizde. Çekik göz deyince aklına sadece Kore geliyorsa biraz kültürlen derim. Ve şimdi b…