GİRİŞ
Yazar: rarespider

Adrian ve Marinette'in kelebek mucizesi macerasından 62 yıl sonra... ~31 Ağustos 2023~ Nora on dördüncü doğum gününde diğerlerinden farklı olarak daha heyecanlıydı. Çünkü büyükannesi Marinette'in söylediğine göre ona-ömrü pahasına koruması gereken-bir görevin haberini verilecekti. Ne olduğuna dair hiçbir fikri olmamasına rağmen heyecanlıydı işte. Aslında Nora sır tutmak konusunda başarılı olsa da konu emanet korumaya gelince bunu pek de başaramıyordu. Ya kazara başına bir şey geliyor ya da istemeden sahibine veremiyordu. Bu çoğu zaman böyle olmuştu. Ancak düşüncelerinden bir süre uzaklaşması gerekti. Çünkü büyükannesinin "Haydi Nora, Alya teyzengile geç kalacağız. Kalk artık şu masanın başından." denen sesini duymuştu. Marinette ona vereceği haberi Alya'nın yanında vermesi gerektiğini düşünüyordu. Büyükannesini ikiletmeden çizim yaptığı defterin kapağını kapattı ve masadan kalkıp kenara koyduğu çantasını koluna geçirdi. Oysaki yaptığı Kara kedi çizimini daha bitirmemişti. Kara kedi de bu bilindik kedilerden değildi. Bu kediyi farklı kılan şey bir efsanenin -Uğur Böceği ve Kara Kedi Efsanesinin- ürünü olan Kara kedi olmasıydı. Bu efsaneden uyarlanan çizgi dizi veya çizgi romanlardan dolayı mucize sahiplerinin neye benzediğini biliyordu. Hatta izlerken onlara bakarak çizim alıştırmaları bile yapmıştı. Her neyse, kısacası o bir MUCİZE EFSANESİ düşkünüydü. Her ayrıntıyı biliyor ve bazen kafasında şu sahne şöyle olsa nasıl olurdu diye kurmadan edemiyordu. Aynada kendine son kez baktı. Ergenlikten dolayı olsa gerek, alnı ve dudaklarının kenarında bol bol sivilce vardı. Kansızlıktan dolayı yedi yirmi dört mor olan göz altları beni sakla derken, fotoğraflardan bildiği kadarıyla annesi Maria'dan aldığı bal sarısı saçları da oldukça yağlıydı. Alyagilden döndükten sonra bir duşa alsa iyi olacaktı. Ve nihayet odasından çıktı. Alya'nın evi onlara çok yakındı. Beş dakikalık kısa bir yürüyüşten sonra eve vardılar. Her ne kadar yetmiş yaşında olsa da Alya'nın muhabirlik sevgisinde en küçük bir azalma olmamıştı. Bu da onu her gün farklı bir araştırmaya, oradan da evinin her tarafının antika belge ve fotoğraflarla dolup taşmasını sağlıyordu. Asansörden indiler. Nora kapıyı çalmadan açan Alya'ya görünce iç geçirdi. Alya'nın gözlerinden yorgunluk akıyordu. Marinette'in anlattığına göre gençliğinde çok güzeldi. Sadece kahverengi saçları yerini beyaza bırakmış ve pürüzsüz teni de bir o kadar buruşmuştu. Ama Nora'ya göre o hâlâ çok güzeldi. "Hoşgeldiniz." dediğinde Nora yanılmadığını anladı. Belki de kim bilir, onu uykusundan uyandırmışlardı. Peki, bu görev bu kadar önemli miydi? Ömrü boyunca korumasını gerektirecek kadar yani? Eve girdiler ve salondaki koltuklardan birine oturdular. Alya salondaki konsolun altındaki dolabı açtı ve içinden antika olduğunu yeterince belli eden bir gramafon çıkardı. Tabi ki Nora bunun benzerini çizgi dizide görmüştü. Ancak oradaki gramafonun içinde bir mucize kutusu vardı ancak koruyunucunun değişmesiyle-yani koruyuculuk Usta Fu'dan Uğur böceği olan Marinette'e geçince-kutunun görünüşü de değişmişti. Sakin olun, Nora büyükannesinin ismini kendisi gibi efsanenin tiryakisi olan birinin koyduğunu düşünüyordu. Adı üstünde efsaneydi... "Sanırım zamanı geldi, Alya." dediğinde Alya onaylarcasına başını salladı ve gramafonun üzerinde bir şeyleri tuşladı. Gramafon açıldı ve Alya içinden kırmızı siyah benekli oval biçiminde bir kutu çıkardı. Nora gördüğü kutuyla neredeyse küçük dilini yutacaktı. Çünkü kutu koruyucu değişikliğinden sonraki kutunun aynısıydı. O sırada Nora aklına gelen şeyle kaskatı kesildi. Çizgi dizideki kızın adı Marinetteydi. Onun en yakın arkadaşının adı Alyaydı. Tüm bunların bir tesadüf mü yoksa gerçek mi olduğunu aklı almıyordu. Ancak bir ayrıntı uyuşmuyordu. Dizideki Marinette'nin erkek arkadaşı Adrian Agreste adında bir modeldi ancak Nora'nın büyükbabası kesinlikle o değildi. O Nora beş altı yaşlarındayken ölmüştü. Ama dış görünüşünü ve adını hatırlıyordu. Charlie Brown. Evet, onun adı buydu ve dizideki…