Geçmişin izleri
Yazar: Nisanur Tamer

Akademi, öğrencilerini alırken tam olarak bu yüzden umuda bağlardı savaşta yenmeyi. Çünkü içindeki iyi duyguları hemen kaybeden kimse, kazanma ihtimalini anında elerdi Brigid Kerley’e göre. Yaklaşık birkaç saat önce yaşanan ağır simülasyonun etkilerini atlatamayan bazı Monetler akademiden yollanmış ve sebepleri net bir dille reddedilmişti. Bahanelere yer olunmayın bir bölümdelerdi. Artık huzur ne kadar uzaktaysa savaş bir o kadar yakındı. Ve Epson, ne dilerse almaya hazırdı. Ormandaki arkadaşını kaybetme hissini içinden atamayan Valeria, akademinin başından beri duygularını ilk kez bu denli yoğun yaşayan Lorraine ve yaralarını fark etmemiş Craig ile beraberdi Profesörler. Öğrencilerinin yaşadıkları şoku anlıyor ve yalnız bırakmıyorlardı. Onlar umudunu kaybedenler değil, savaşta şimdilik ne yapacağını kestiremeyenler kısmındalardı çünkü. Profesör Russell yaptığı gözlemlere dayanarak yolladığı öğrencilerden sonra akademinin sessizliğinden faydalanıp kafasını dinlemek istiyordu. Bir güne bu kadar olay fazlaydı. Erika Knight ormanda aldığı yaraların ardından kendini pek iyi hissetmeyenler tarafındaydı. Stephen’ın kumaşlarla sardığı yaralarına bakarken arkasından gelen öğrenciyi fark etmemişti. Damien dağılan kıyafetleri ve yorgunluğu dışardan okunan yüzüyle Profesöre gülümsemeye çalışsa da yapamadı. “Profesör Knight. Sizce durum çok mu kötü?” Dönen başı tek bir noktaya bakmasını zorlaştırınca gözlerini hızlıca kırpıştırdı Erika. Damien karşısındaki kadını süzdü. Bembeyaz pelerini çamur içindeydi ve o da en az kendisi kadar etkilenmiş görünüyordu. “İyi misiniz?” “İyiyim. İyiyim evet. Ne demiştin?” “Durum çok mu kötü?” “Yalan söyleyemem. Gerçekleri ne kadar erken öğrenirseniz başa çıkmak için daha çok vaktiniz olur. Durumlar berbat Monet. Epson inanılmaz güçlü ve Matislerle birleştiği an neler olabileceğini hayal dahi etmek istemiyorum.” “Anlıyorum efendim.” “Çok çalışın.” “Çalışacağız.” “Erika?” Profesör Russell’ın sesiyle arkasını döndü Erika. O da yaralarındaki kumaşları çıkarmamıştı hala. Ingrid Tangen’i öğrencilerin yanında bırakmış olmalıydı. Damien onun da geldiğini görünce belli belirsiz bir baş selamıyla ayrıldı yanlarından. “Kötü görünüyorsun.” “Sen de.” Erika derin bir nefes alınca Stephen arkasından ne geleceğini anlamıştı. Ama susmayı seçti. Sessizlik ağır bir atmosfer yarattı aralarında ve beklenenden uzun sürdü. “Onu yeneceğiz Erika.” “Yeneceğiz. Lily’di değil mi? Nasıl?” “Kafası karışık. Ama iyi. Arkadaşlarını görmek iyi geldi. Monetlerde işler böyle yürüyor biliyorsun.” Erika bu sözler üzerine gülümsedi. Sızlayan yaralarına karşılık yüzünü buruşturunca Stephen’ın bakışlarıyla karşılaştı. “Sorun ne?” “Uzun zamandır bu kadar hırpalanmamıştım. Ama iyiyim.” “İçeri geçelim. Daha fazla ortalıkta durmasak iyi olur. Zaten öğrenciler de cadılık ilkelerine girmek üzeredir.” “Kim gelmiş haberin var mı?” “Hayır. Brigid söylemedi.” Yan yana akademiye yürüdükleri sırada şimşek çakınca biri cimciklemiş gibi irkildiler. Bu sinir olabilir diye düşündüler, Epson’un yaşadığı bir öfke patlaması. Hızlı adımlarla içeri girip Lily’nin bulunduğu yere geçtiler. Lily arkadaşlarının yanında oldukça iyi gözüküyordu. Ayrıca Brigid’in şifalı elleri ona iyi gelmiş olmalı, diye düşündü Erika. “Lily? İyi misin?” Parıldayan gözler kendininkilerle buluşunca Erika’nın yüzündeki sert ifade yumuşadı. Bir anlığına tüm kalkanlarını indirmek istese de yapamadı. Çevresindeki öğrencilerin çekinerek bakışlarına şahit olunca derin bir nefes aldı Erika. Bugün her şeyden fazla etkileniyordu. “İyiyim efendim. Kafam fazlasıyla karışık ama burada olduğum için şanslıyım değil mi?” “Fazlasıyla. İyisin. Şu an önemli olan bu. Dinlendikten sonra yaşananları sana arkadaşların detaylıca anlatır.” “Kendimi kahraman gibi hissediyorum.” Arkadaşlarına bakıp gülümsedi Lily. Yanı başında ona bakan Monetlerin sevgilerini anlamamak imkansızdı. “Bugünün kahramanı olduğun kesin. Bize içinde bulunduğumuz durumu da oldukça iyi gösterdin. Birazdan dersiniz var. Bu yaşananları kenara…