Hüküm
Yazar: Nisanur Tamer

Dünkü yağmurlu ve kasvetli hava hala etkisini gösterirken Lily herkes için aldığı yiyecekleri düşürmeden taşımakla uğraştığı sırada Craig bir kısmını alıp yardımcı oldu ona. Avlunun dağlara ve diğer akademiye bakan manzarasında çimlere yerleştiler hemen. Çoğu öğrenci de onlar gibi ders arasında buraya gelmeyi tercih etmişti. İlk gün olmasına rağmen gruplaşmalar kendini az çok belli ediyordu. Lily, elindekileri dağıttıktan hemen sonra kendi yiyeceğine başlayınca sabırsızlığı diğerlerini güldürdü. Valeria ona verilen sandviçi yerken karşılarında karanlığa bürünen ormana baktı. Oraya sürekli gitmemesi gerektiğinin bilincindeydi fakat içeride neler olduğunu bilmeyi de fazlasıyla istiyordu. “Nihiliada neler olduğunu bilmek isterdim.” “Ah hadi ama zeki kız. Gerçekten yemeğimizin konusu bu mu?” Valeria yüzünü buruşturarak ona bakan Craig’e gülümsemeden edemedi. Dün tanıştığı bu insanlara şimdiden yüzde yüz bir güven beslemek istemiyordu çünkü insanların gerçekte tam anlamıyla kim olduklarını anlamak oldukça uzun bir zaman gerektirirdi. Onlarla vakit geçirerek tanımak istiyordu her birini. Fakat tanımayı isterken yorum yapmaya dair bir engel olmadığından istemsizce kendi fikirlerini söylüyordu içten içe. En basit örnekle Craig komikti mesela. “Sınıfta söylediğin şeyi baban nereden biliyor? Profesör Tangen bunun çok tehlikeli olduğunu ve denenmemesi gerektiğini düşünüyor. O denemiş mi?” Lorraine’in sesindeki kuşku ona az önce olduğu gibi yanlış bir şey yaptığını düşündürüyordu şimdi. Belki de bu babasının ona söylediği ve aslında sır olarak saklaması gereken bir bilgiydi fakat Valeria koca bir sınıfın ortasında herkesle paylaşmayı seçmişti. “Ona soramayacağım kadar uzakta artık. Ben küçükken öldü. Artık sadece anneme sorarak öğrenebilirim. Ki bu da şu an mümkün değil. Anca burada bir konferans vermeye gelirse cevapları alabiliriz.” “Üzgünüm.” Arkadaşına bir tebessüm yolladıktan sonra yemeğine geri döndü ve bir süre kimse konuşmadı birbiriyle. Hepsi bambaşka düşüncelere dalmış halde oturuyorlardı fakat Lily bu sakinlikten sıkılınca yeni bir konu açmak adına ortaya sorusunu atıp herkesin ilgisini çekmeyi başarmıştı. “Size dönemin en ayrıcalıklı Moneti kim olur? Sonuçta herkes o ayrıcalıklara sahip olmak ister değil mi?” “Damien bu yolda oldukça istikrarlı ilerliyor gibi. Baksanıza derslerde normalden farklı bambaşka birine dönüyor.” Craig umursamaz bir hareketle elini salladı Lorraine’in söylemine karşılık. Craig ve Damien’ın da en az kendileri gibi birbirlerinden hoşlanmadıklarını anlamak için kahin olmaya gerek yoktu. “O çocuk ağzıyla kuş tutsa bile dönemin en başarılı Moneti olamayacak arkadaşlar. Burada biz dururken sıranın ona geleceğini sanmıyorum.” “Kendine fazla güveniyorsun gibi geldi.” Craig, Lorraine’in sözleri üzerine ona doğru eğilip gözlerinin içine baktı. Oldukça ciddi gözüküyordu şimdi ve az önceki komik kişilikten oldukça uzak biri gibi duruyordu. “Bana bak toprak hükümlü biz burada bir takımız. Evet daha birinci günde olabiliriz ama koca akademide birbirimizi bulmanın elbet bir anlamı vardır değil mi? Eğer buradaysan uyuzluğunu kenara bırakıp uyum sağlamaya çalış.” Lily ve Valeria onların arasındaki anlaşmazlığı dinlerken Lorraine’in bakışlarından geçen parıltıyı gördüklerinde güldüler. “Bence iyi bir konuşmaydı. Kabul et Lorraine.” Lily’nin kıkırtıya benzer sesine karşılık Lorraine onlara bakmadan salladı başını. O da etkilenmemiş gibi gözükmeye çalışsa da bu kadar net gelen bir hamleyi es geçemezdi. “Eh işte.” “Selamlar.” Arkadan gelen sesle irkildiler ve bu sefer duydukları ton daha önce tanıdıklarına pek benzemiyordu. Senkronize olarak çevirdikleri başlarıyla onlara yukarıdan bakan kişiyi incelediler. Daha önce görmemişlerdi ve kim olduğuna dair fikirleri de yoktu. “Ben John. Aranıza katılmam da sakınca var mı?” Birbirlerine attıkları bakışlar bu sorudan emin olmadıklarını gösteriyordu fakat Valeria koca bir akademide tek kalmanın zor olduğuna inanıyordu. Herkes en azından bir şansı hak ederdi. Ona yukarıdan bakan…