Her Şeyin Başlangıcı
Yazar: Nisanur Tamer

Herkese merhabalar sevgili okuyucularım. Moneta'nın yeni bölümüne hoş geldiniz. Her bir karakterle tanışabilmenize o kadar mutlu oluyorum ki bunun kıymetini anlatabilmem mümkün değil. Burada olup hikayeme ortak olduğunuz için teşekkür ederim. Eğer bana ulaşmak isterseniz instagramda @rafcambazi hesabıyla aktif olarak ilgileniyorum. İyi okumalar. Yorumlarınız için şimdiden çok teşekkür ederim. . Akademi öğrencilerini kabul etmeye devam ederken güneşte aynı hızla batmaya başlamış, kötülüğün hüküm sürdüğü Matisya dağlarının arkasına saklanmaya hazırlanmıştı bile. Öğrencilerin inkar sesleriyle doluyordu çoğu zaman avlu. Kimisi nasıl olmaz diye bağırırken bir diğeri Monetliğini sorguluyordu. Onların sesleri arasında kapıya doğru yürüyordu Valeria. Gözleriyle hızlıca arkasında bıraktığı Lily’i aradı fakat göremedi. O da ya tamam ya devam diyecek kişilerin arasında, kararsızların tarafındaydı ama Valeria onun da kendisi kadar güçlü bir şifacı olacağından emindi. Çantasını iki omzuna taktı bu sefer, tekinin ağırlığına katlanamayacak kadar ağrıyordu artık kasları. Gücünü gösterdiği sırada çiseleyen yağmursa hala devam ediyordu. Kapıdaki üst dönem bölüm başkanının yanında durduğunda yükselen tiz çığlıkla irkildi. Çantasını başkanın yanına bırakıp koşarak avluya gittiğinde Lily’i yerde, toprağı avuçlarının içerisine almış halde gördüğünde olduğu yerde kaldı. “Her Monet kendi gücünü bir bakıma topraktan alır çünkü bizler doğayla şifalanır cadıları toprağımızla lanetleriz. Topraklara verilen her zarar genelimizi etkiler fakat istisnalar vardır. Toprağa hükmedenler en ufak zararı hissederek kendi gücünden kaybeder.” “Tebrikler Lily. Akademiye hoş geldin.” Lily darmadağın halde çöktüğü yerden kalktığında vücuduna özgüvenli bir rahatlıktan ziyade delicesine hissedilen korkunun titremesi yayılmıştı. Gücünden korkmuyordu Lily. Gücün ona yapabileceklerini bilen bilgili bir Monetti ve olabileceklerden korkuyordu. Valeria hocanın başını aşağı yukarı sallamasıyla beraber Lily’nin yanına giderek koluna girdi. Bazen bir gerçeği kabullenmek için önce onun yarattığı şoku kabullenmek ardından sindirmek gerekirdi ve daha o ilk aşamadaydı. O sırada yanlarından geçen birinin güldüğünü duyunca dayanamayıp arkasını döndü Valeria. “Hey! Baksana!” Gökyüzüne bakıyor gibi kaldırdığı başıyla anca yüzünü görebildiği bir diğer akademi üyesinin kalemle çizilmiş kadar düzgün gözlerini görünce duraksadı. Gözleri halk arasında bal rengi olarak tanımlanan bir renge sahipti. Bunun esmer teni ve koyu saçlarına inanılmaz yakıştığını düşündü Valeria. “Damien Kane. Şimdi izninizle, girmem ve ailemi gururlandırmam gereken bir akademi var.” “Valeria artık içeri girebilir miyiz?” Yanındaki Lily’nin onu dürtmesiyle yönlerini akademiye doğru çevirdiler. Üst dönem başkanına ad ve soyadlarını söyledikten sonra Brigid Akademisine girdiklerinde büyülendi Valeria. Annesinin anlatıp gösterdiklerinden sonra gerçek ihtişamıyla karşılaşınca asıl güzelliği şimdi görmüştü. Hiç görmediği kadar yüksek tavanlardan sarkan aydınlatmalar, merdivenlerin yanındaki duvarlarda her hükme özel sembollenmiş resimler ve gökyüzüne uzanıyormuş gibi çıkan katlara karşılık etkilenmemek mümkün değildi. Yanındaki Lily’se ayakta zor duruyormuş gibi göründüğünden daha fazla oyalanmak istemedi. Akademiye giren öğrencilerin istediği odaları seçebilme özgürlüğünden dolayı Valeria kalacağı odayı ve arkadaşını çoktan seçmişti. Matisya dağlarına bakan arka odalardan birine yerleştiklerinde ilk önce kitaplarını boşaltıp ardından yumuşacık görünen yatağa bıraktı bedenini. Odaya hızlıca bir göz attı. Karşılıklı iki yatağın arasında bulunan minik aynanın arkası boydan boya pencereydi ve görkemli dağları gösteren bir manzarası vardı. Aklındaki soruları unutmadan sormak adına odayı incelemeyi kesip oda arkadaşına döndü. “Orada ne olduğunu anlatmak ister misin? Sarsılmış görünüyordun.” “Sarsıldım da ondan. Bir toprak parçasına dokunduğumda tüm vücudumun elektrik çarpmış gibi etkileneceğini bilmiyordum. Nasıl bir güç bu böyl…