Brigid Akademisine Giriş
Yazar: Nisanur Tamer

Moneta’nın sokakları, halkın kara talihinin simgesini taşıyor gibi karanlığa bürüneli yıllar olmuştu. Şehrin tarihi Aetheria ismiyle kazınmıştı ilk kitaplara fakat yenilenen her versiyonda artık yalnızca parantez içlerine yazılan, kaybolmaya yüz tutmuş bir şehre dönmeye başlamıştı. Halkın bilginleri onlara güvenen herkese şunu söylerdi. “İnsan kendi tarihini unutmaya başladığında kaybolur.” Bir millet ancak kendi tarihini bilerek geleceğini şekillendirmek adına hamleler atabilirdi. Monetlere dair kurulan Akademinin kurucusu Brigid Kerley için de bu böyleydi. Matislerin saldırısının onlara şehri kazandırmasının ardından kurulan Akademi öğrencilerine düşmanı tanımayı öğretmek üzerine, tarihini anlatmaya çalışıyordu. Çünkü düşmanı yenmek önce onu tanımaktan geçerdi ve tarih geleceği şekillendirirdi. Bugün de savaşmayı öğrenmenin bir diğer eğitim yılıydı. Öğrenciler açılmasını bekledikleri devasa kapının önünde dururken Valeria arkasındaki arkadaşlarına baktı. Meraklı bakışlar da onu izliyordu aynı zamanda. Alışkındı böyle olmasına. Halkın çoğu kahverengi saçlara sahipken onun kızıl, kabarık saçları oldukça dikkat çekiyordu. O sırada hissettiği ağrıyla buruşturdu yüzünü. Sırt çantasına sıkıştırdığı fazladan kitaplar sırtına ağırlık yapmaya başlamıştı çoktan. Yerinde kıpırdandığı sırada devasa kapı yemyeşil bir yola açıldı. Karşılarında duran yapıya hayranlıkla bakan insanların arasında orayı tanımanın verdiği bilmişlikle gülümsedi Valeria. Çocukluğunda annesi her gece yatmadan tarih kitaplarından birer sayfa okur, satırlarca betimlenen tarihi yapıları gösterirdi ona. Şimdiyse orada bulunmak paha biçilemez bir gurur doldurmuştu içine. Yapının önündeki kürsüye çıkan kadını da tanıyordu. Brigid Kerley Akademinin kurucusu olmasının yanı sıra halk tarafından en güvenilir Monet olarak da bilinirdi. Parmaklarını şıklatınca önünde beliren kağıtlar öğrencilerden şaşkınlık nidalarının yükselmesine neden oldu. “Birkaç ay sonra bizde bunu yapacağız değil mi?” Arkasından gelen naif sese döndü. Ona hafifçe tebessüm eden kıza karşılık istemsizce gülümsedi. Başıyla onayladı. Eğer gerçekten çalışırlarsa düşmanı alt edebilmek için çok güzel numaralar geliştirebilirlerdi. Ve bir parmak hareketiyle önlerine kağıtlar getirmek en basit şey olarak kalırdı. “Valeria Ashborne.” “Lily Heigl. Memnun oldum.” “Bende.” Lily parıldayan ve sanki ipektenmiş gibi duran sarı düz saçlarını kulaklarının arkasına sıkıştırırken gözleri Akademi kurucusunda durdu. Yüzünden bir şeyleri okumak zordu. “Burada olduğuma inanmakta zorlanıyorum.” “Neden? Olman gereken yer burasıymış gibi hissetmiyor musun?” Lily’nin bakışları bu kez gökyüzünde durunca orada oluşmaya yüz tutmuş yaşların parlaklığına rastladı Valeria. Daha fazla soru sormanın bir anlamı olmayacaktı en azından şimdilik. “Bazen kim olduğumu anlamakta bile zorlanıyorum. Kendimi tanıyamamak bir yere aitmişim hissini zorlaştırıyor. İnsan kendini tanıyıp kabullenemeden nasıl bir yere aitmiş gibi hissedebilir ki ?” “Deneyebilirsin. Bazen çaba göstermek gerekir.” Sözleri havada asılı kaldı çünkü Akademi Kurucusunun sesi bulundukları avluyu titretecek kadar yüksek çıkıyordu. Her gelen Akademiye alınmayacaktı. Kurallara göre Monet kanı taşımanız tabi ki söylenmeye gerek duyulmayacak en önemli unsurdu fakat her Monet olan da savaşçı olamıyordu. İçindeki gücü hissedip ortaya çıkarabilenlerin yeriydi burası. Sırayla teste tabi tutulacaklar, güçlere göre ayrılacaklar ama savaşta o meydanda beraber bulunacaklardı. “Bizler Monetler olarak savaşmayı ve umudu daima diri tutmayı öğrenerek yaşadık. Matislerin şok edici güç arzusu yıllar öncesinde beraber huzur içerisinde yaşadığımız biricik Aetheria şehrini bir savaş maddesi yaparken Monet kanına tabi herkes kendini meydanlara attı. Çok kayıplar verdiğimiz bu topraklar şimdi Moneta adını taşırken bizlerde eğitimciler olarak sizlerden neslimizin devamını en iyi şekilde sürdürmenizi bekliyoruz. Burada gücünüzü ortaya çıkaramamanız sizlerin kötü savaşçılar olduğunuzu değil burada yer…