Karanlığın Kalbi
Yazar: Nisanur Tamer

Birbirlerini bulan şaşkın bakışların altında birden fazla soru yatıyordu. Tangen soyadının başka bir Monette de olması onlar açısından doğal sayılabilirdi ancak kitapta yazılanları okumak onların sorularını yanıtlayabilirdi. Marrybeth kimdi? O kapalı ve belki de kimsenin bilmediği bu yerde bu kitabın ne işi vardı? Ve en önemlisi o kitapta ne yazıyordu? Kızlar yatağa oturup nefeslendiler. Üstü tozdan griye dönen kitabı elinin tersiyle sildi Lorraine. Kimseye yakalanmadan gelmeye çalışırken hiç bakamamıştı içerisine. İlk sayfayı açtıklarında tanıdık bir yazıyla karşılaştılar. Bu Ingrid Tangen’in güçler bölümü başkanı olarak yazdığı bildiriydi. “Bunun burada ne işi var?” Lily’nin sorusuna herhangi bir yanıt veremediler. Birkaç sayfa önsözün ardından Marrybeth’in sözleri başlıyordu. Kendini tanıttığı kısa bir paragrafın ardından Aetheriayı öven cümlelerle karşılaştılar. Herkes genel anlamda aynısını söylediğinden çok şaşırmadılar. Aetheria Moneta’ya dönmeden önce halk Matislerin saldırısına kadar kendi içerisinde huzurla yaşamaya çalıştığından herkes için başka anlamlar barındırıyordu. Ta ki güç arzusu ortalığı kasıp kavuruncaya dek. Marrybet sözlerinde tam olarak bu ifadeyi kullanıyordu. “Kızlar, bu soy ad benzerliği bizlere tam olarak düşündüğümüz sonucu mu veriyor sizce? Lorraine’in sorusu üzerine dikkatlerini ona verdiler. Ingrid Tangen’in kardeşiyse şayet derslerde hiç adını duymamışlar, üzerine konuşmamışlardı. Lily sayfanın devamındaki paragrafa göz attığında soruyu cevaplayamadan başka bir konuya atladı. “Matisleri destekliyor! Marrybeth Tangen onları anlatıyor burada. Bu kitabın adı neydi ayrıca?” Kitabın kapağına baktığında tam olarak beklediği şeyle karşılaştı. Karaların Gücü. Karanlık güçlerine verilebilecek manidar bir kitap adıydı bu. Nihilia ormanlarının o atmosferini ve akademinin siyahlığını düşününce başka bir sonuca da varılamazdı. “Ne diyor?” Lily paragrafı sesli şekilde okuyup odanın havasını bir anda değiştirdi. Bu duvarlar ve akademinin her bir köşesi umudu, şifayı barındırırken şimdiyse onların bulunduğu bu dört duvar kötülüğü içerisine hapsetmişti. “Tarih boyunca savaşa kadar Monet ve Matisler birliktelik içerisinde yaşadı. Ben bir süre boyunca ortalarda bu güçlere anlam vermeye çalışan bir yazıcı olarak dolaşırken birkaç Matis’in karanlık güçlerine şahit oldum. Bir bitkiye can verip almaktan ziyade, küçük bile olsa hayvanın gücünden beslenip tanınmadan ortalarda gezebilmenin cazibesi beni düşünmeye sevk etti. Belki de damarlarımda gezen bu güç iyileştirmeyi değil, yok edip kendimde var etmeyi seçmeliydi.” Lily okumaya devam etmeden önce derin bir nefes aldı. Hafif hafif çiseleyen yağmur cama vururken devam etti paragrafa. “Savaştan önce belirledim safımı. Eğer bir milletin içinde olmak ve bir şey uğruna savaşmak istiyorsam amaca uygun yerde, olması gerektiği şekilde hareket etmeliydim. Bende aydınlığın can acıtan umudunu değil, karanlığın gerçekliğini seçtim. Bir Matis olmayı tercih eden ilk Monettim belki de. Sorgulamadan önce başka, anladıktan sonra bambaşka birine döndüm.” Paragraf bitince başını kaldırıp onu pür dikkat dinleyen arkadaşlarına baktı. Valeria gözlerini kapatıp avuçlarını kaldırdı. O anda bir kalem kağıt isteği avuçlarının içerisinde belirince arkadaşlarına uzattı. “Not alalım. Okuduğumuz her şeyi yedekleyelim. Kendi anlayacağımız şekillerde. Biri bulsa bile bizi yakmayacak şekillerde yani.” Marrybeth’in sözlerini anlayacakları şifrelerle boş kağıda geçirirken konuşmadılar. Fakat Lily bu boşluğa bir son verip yeniden söz girdi. “Peki bunun bu bina sınırları içerisinde ne işi var? Bir Matis kitabı. Onları anlatan bilgilendirici bir şey olmaktan ziyade otobiyografi gibi yazılan birinci elden bir kaynak bu.” “Unutulmuştur?” “Hayır Lorraine. Unutulmadı. Bu akademi yapılırken her bir hücresine dikkat edildiğine eminim. O gizli bölme dediğin yer her neyse orayı bilen birinin yapabileceği bir iş bu. Evet çok uzun zaman geçmiş ama bulunacağından emindi. Ya da emindiler.” Valeria bu teoriyi başıy…