1.Bölüm - 7
Yazar: Çiğdem Kılınç

“Tamam, şimdi kapatalım bu konuyu, dinleyin. Elimde şu an bende dâhil hepimizin adının yazılı olduğu kâğıtlar var. Herkes birer tane çeksin, hediye çekilişi yapacağız.” dediğimde Pamir konuştu. “Neden? Önemli bir gün mü?” “Evet, bugün ilk kez iletişim kurabildik ve bunu kaybetmemeliyiz.” İtiraz tabii ki Sarp’tan geldi. “İletişim bedava bir şey iken biz neden para harcıyoruz?” “Sarpcığım, hediye sadece bir araç. Bu sayede birbirimizi daha iyi anlayabileceğiz ve bakalım gözlemlerimiz ne kadar kuvvetliymiş. Ayrıca hediye işini de abartmayın lütfen.” Ardından itiraz eden olmadı. Herkes küçük kâğıtlardan birini çekip ayağa kalktı. Seans bitmişti. Arkalarından bağırdım. “Haftaya mutlaka burada olun. Hoşça kalın. Sizi seviyorum.” dediğimde Sarp hariç diğerleri gülümseyerek karşılık verdiler. Sabah acele ile evden çıktığım için kahvaltı bile yapmamıştım. Yemekhane kapandığından bir tost ve çay alıp ayaküstü atıştırdım. Ardından eve gitmek için çıktığım sırada telefonum çaldı. Geniş çantamda ararken çantam kayıp yere düştü ve düşen eşyaların içinden telefonu elime aldım. Arayan annemdi. “Anne,” diyerek cevapladım, bir yandan da düşen eşyalarımı kaldırıyordum. “Kuzum neredesin? Sevillerden geldim, yoktun.” “Terapi günüydü bugün. Geliyorum birazdan.” “Peki kuzum, gelirken terziye uğrayıp elbisemi almayı da unutma emi?” “Emriniz olur Dildar Hanım.” diyerek telefonu kapattım. Eve geldiğimde yağmur yine sağanak yağmaya başlamıştı ve neyse ki yakalanmadan eve girebilmiştim. Annem ile beraber güzel bir sofra kurup yemeğimizi yerken ona bakıp elimdeki çatalı bıraktım. “Vakıf Hoca, hastaneye devam etmemi söyledi bugün.” Annem bana bakıp birkaç saniye düşündü. “Allah razı olsun ondan. Çok yardımı dokundu, teşekkür etmek gerek.” “Evet, ayrıca…” “Ayrıca ne?” “İsviçre’ye gitmemizi istediğini biliyorum. Abimi yalnız bırakmamak için ama bunun için bir yıl daha beklememiz gerekecek. Bunu düşünüp duruyorum. Belki bir iş daha bulurum.” “Bırak işi, tatil yap.” “Boş oturmak istemiyorum, bana göre değil.” “Sen bilirsin. İyi ol, yanımda ol da. Gerisi mühim değil kızım. Allah nasibimizde ne varsa onu verecektir mutlaka.” “Muhakkak.” . . .