MİM

9.Bölüm - 4

Yazar:

MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı
MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı

“Bir sevda filizi mi?” “Evet, sevda filizi. Bu çok güzel değil mi Feza abla? İnsanın bir insan için kalbinde bir ağaç dikmesi...” “Sevgi çok büyük bir nimet çünkü.” “Sen de bizim için bir nimettin. Abim biraz akıllı olsaydı seni kaçırmazdı,” dedi. Ona güldüm: “Konu ben değilim yalnız, sensin.” “Konu biz harika kızlarız ve abim bunun farkına er geç varacak.” Leyla uyuduktan sonra tüm gece uyuyamadım. Söylediklerini bir bir düşündüm. En çok istediği şeyi... Filizi... Duasının ne olabileceğini... Geç bir saatte verdim kararımı; bir kere "Evet," dedim mi dönmeyecektim. Bu yüzden kalkıp istihare namazı kıldım. Sabah ezanında uyandım. Aşağıya inip kahvaltıyı hazırladım. Leyla uyandığında gideceği için suratını asarak kuş kadar lokmayla yaptı kahvaltısını. Bahadır geldiğinde Leyla ile vedalaşıp onu uğurladım. Leyla gittikten sonra evi toparladım. Ardından giyinip çıktım. İlk iş Vakıf Pusat’a gittim. Ona anlatmam gereken şeyleri anlattım. Sonunda vardığım sonucu söyledim. Bana sadece gülümsedi; bin kelimeye bürünen bir gülüştü bu. Taksiye binip vardığım sonuca doğru giderken hissettiğim tek şey belirsizlikti. Ve bilirdim ki belirsizlik, bekleyen için umuttur. Bu umuda tutunarak korkmadım. Taksiden indiğimde, bahçe kapısından girerken kendimden emindim. Eve girip salonda tanıdık bir sima gördüğümde de... “Talha nerede?” diye sorduğumda Bella şaşkın bir ifadeyle çalışma odasını gösterdi. Onu geride bırakıp oraya yöneldim. Kapıyı çalmadan açıp içeri girdiğimde Talha masada oturmuş, dalgın dalgın elindeki dosyalara bakıyordu. Beni gördüğüne şaşırdı. Birkaç saniye bana baktıktan sonra toparlanarak doğruldu: “Seninle gayet açık konuştum—” Elimi kaldırıp onu susturdum. Yine şaşırarak dediğimi yaptı. “Bugün ben konuşmak için buraya geldim. Dinleyecek misin?” Bir an tereddüt etse de arkasına yaslandı: “Söyle.” “Sen kötü birisin.” Bu yorumuma sinirle güldü: “Öyleyim.” “Ama Leyla iyi biri.” “Bunu söylemek için mi onca yolu geldin?” “Senin için her acıya katlanıyor; seni çok sevdiği için... Ama daha çok senin sevginin altında ezildiğini hissediyor.” “Leyla daha çok genç—” “Dinle! Senin onu aile bilmenden rahatsız. Bu düşünce onu yiyip bitiriyor. Senin kendine bir aile kurmanı istiyor. Senin ailenden olmak istiyor; sen ona aile ol değil... Bu ikisi çok farklı.” Talha gözle görülür bir şekilde şaşırdı; ardından her zamanki alacakaranlığına büründü: “O zaten benim ailem, bunun neresine üzülüyor? Ona—” “Talha! Leyla’nın mutlu olmasını istiyorsan önce kendi iyiliğini düşünmelisin.” “Ben hepimizin iyiliğini düşünüyorum.” “Ben Leyla’nın senin gibi bir mafya liderinin oğlunun yanında bu şekilde yaşamasını istemiyorum. O, tüm bu karanlık yaşamdan daha iyisini hak ediyor. Sürekli 'Abim benim için bunu yapıyor, onun için şöyle yapmalıyım' demesini istemiyorum. Leyla’nın gerçekten mutlu olmasını istiyorum.” “Ne söylemeye çalışıyorsun?” diyerek dayanamayıp sinirle sorduğunda nefesimi tuttum. Bu hayatta karşıma çıkacak en son adama söylenebilecek en son şeyi söylediğimde, fidanımın biraz daha büyüdüğünü hissettim: “Evlenelim.” . . .

Bölümün tamamını WritePad'de oku