MİM

9.Bölüm - 3

Yazar:

MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı
MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı

“Talha!” diyerek seslendim. Durdu ama bana dönmedi. Yine de ona ne hissettiğimi söylemeliydim: “Seni anladım. Evvela anlamadığım için özür dilerim. Hatamı kabul ediyorum. Leyla’yı görmek için buraya geldim. Son kez görüp gideceğim.” Talha’yı geride bırakıp ondan önce çıktım odasından. Başka bir şey demeyerek yukarı, Leyla’nın odasına çıktım. Kapıyı tıklatıp içeri girdiğimde Leyla pencerenin yanındaki tekli koltukta oturmuş, dizlerini kendine çekmiş dışarıyı izliyordu. Beni gördüğünde hemen ayaklanıp yanıma geldi: “Feza abla! Gelmeyeceksin sandım. Seni çok merak ettim. Nasılsın? Kolun acıyor mu? Dün eve gitmemişsin?” diyerek soluklanmadan sorularını art arda sıraladığında ona gülümsedim. Hemen gereken şeyleri söyleyerek bu evden gitmek istiyordum. Leyla’ya sarıldım: “İyiyim canım, merak etme. Sen nasılsın, onu söyle?” “Abime anlattım her şeyi, hatta yalvardım—” “Leyla!” diyerek onu susturdum: “Dinle canım. Abinle konuştum. Evet, kızdı ama sorun bu değil Leyla. Ben seni çok seviyorum ama böyle yapamam. Sizin dünyanız bana fazla. Ben sıradan bir insanım ve sıradan hayatıma devam etmek istiyorum. Artık çalışmak istemediğimi söyledim abine. O da gitmeme izin verdi.” Leyla duyduklarına şaşırarak ayağa kalktı: “Abim kovdu mu seni? Hemen konuşacağım onunla!” “Hayır güzelim. Abin beni kovmadı. Ona kızma, bu benim kararım. Eninde sonunda olacaktı, şimdi biraz erken oldu sadece.” “Feza abla...” dedi sessizce, gözleri dolarken. “Şşş... Temelli gitmiyorum bir yere. İstediğin zaman arayabilirsin beni. Sadece artık bu evde olmayacağım.” “Benim yüzümden, değil mi?” dediğinde ben de ağlamamak için kendimi zor tuttum. “Elbette ki değil canım, kendi isteğim. Ama eğer benimle görüşmeye devam etmek istiyorsan şu an ağlamanı istemiyorum, tamam mı?” Zorla da olsa başıyla onayladı ama sessizce bir damla yaş gözünden süzüldü. Çok duygusaldı, bunun için üzülmüştüm. Ama bu duygusallığı birkaç gün sürecekti, emindim; diğer tüm duygular gibi buna da alışacaktı. Talha’ya kızgın olacağını da tahmin ediyordum çünkü abisini çok iyi tanıyordu. Umarım Talha’ya olan kızgınlığı da çabuk geçerdi. Leyla’nın beni uğurlamasını istemedim. Onu odada sessizce bırakıp koridora çıktım. Kimseyi görmeden hemen gitmekti niyetim. Ağladığımı da kimsenin görmesini istemiyordum. Bu yüzden acelemle hemen merdivenlerden inip evden çıktım. Bahçede Bahadır’ı gördüğümde elinde telefonumu sallıyordu. Telefonumu elinden aldım. Keyifsiz bir şekilde gülümsedi: “Gidiyorsun ha?” “Evet.” “Patronu ikna edebilirsin istersen,” dediğinde onu onaylamayarak başımı salladım. “İkna olacağını sanmıyorum.” “Senin hatan değildi, kendini suçlama. Bizim dünyamızda böyle şeyler olur.” “Sizin dünyanızı tanıyamadığım için Talha haklı.” “Seni bırakmamı ister misin?” “Hayır, teşekkür ederim.” Bahçe kapısından çıkmadan önce son bir kez dönüp geriye bakmamak için kendimi zor tuttum. Bakmayacaktım. Defteri tamamen kapatıp rafa kaldırdım. Taksiciye hastaneye gitmek istediğimi söylerken kapattığım kapağa bir de kilit vurdum. Bu kadardı. . . . (2 GÜN SONRA) . . . Öğle vakti tek başıma yayıldığım koltukta yirminci defa pozisyonumu değiştirip elimdeki kitabı sıkılarak bir kenara bıraktım. Ayağa kalktım. Sehpada duran çay bardağını kaldırıp mutfağa yöneldim. Tezgâha bırakıp bu defa odama gittim. Tekrar pansuman yapmak için kolumdaki doktorun üç dikiş attığı yaraya baktığımda yüzümü buruşturdum. Biraz canım yansa da yine de bu ilk günkü kadar derin bir ağrı değildi. Hemen pansumanı yapıp tekrar kolumu sardım. Ardından aşağı indim. Yine bir çay koyup kitabıma dönmekti niyetim ama telefonum çaldığında bundan vazgeçtim. Arayan annemdi. Bu sabah uçakla Gaziantep’e gitmişti. Teyzem hastalanmıştı ve hiç çocuğu olmadığı için bakacak kimsesi de yoktu. Bu yüzden annem iki üç gün kalmak üzere onun yanına gitmişti. Dün gece Aylin yanımda kalmıştı, bugün de Sevil abla gelip kalacağını söylemişti. “Anne?” “Kuzum, nasılsın?” “İyiyim anne. Sen nasılsın, teyzem nasıl?” “Ben iyiyim de Dilruba iyi değil pek.” “Durumu o kadar mı kötü?”…

Bölümün tamamını WritePad'de oku