9.Bölüm - 2
Yazar: Çiğdem Kılınç

“Seni uyardım. Şimdi aklından tüm sevdiklerini geçir Alaz. Geçir ki son kez güzel şeyler düşünmüş ol.” Yavuz beni arabaya bindirdiğinde Leyla çoktan arabada oturmuştu. Üzerinde ince bir battaniye, elinde bir şişe su vardı. Yanına oturduğumda suyu bana uzattı. İstemediğimi söyleyerek başımı salladım. Leyla yine de su şişesini yanıma bıraktığında ona zorla gülümsedim. Bahadır sessiz bir şekilde arabayı ormanlık alandan çıkardı. Asfalt yoldaki tek ses, çalışan motorun sesiydi. Bugünü düşündüm. Annemin yüzünü iki gündür göremediğim için kendime kızdım. Onu özlediğimi hissettim. Ardından abim... Altı aydan fazla olmuştu onu görmeyeli. Sabah hastaneye gittiğimiz aklıma geldi. Sarp’ın, Ecrin’in, Pamir’in gülen yüzleri aklımdan geçti. Ardından Vakıf Hoca... Babam gibi sevip saydığım hocam. Ardından yanımda oturan Leyla... Yavuz, Bahadır, Bella, Halime abla, Tuğra ve Buğra... Benim hayatım ve içinde bulunduğum durum... Ne yapıyordum ben? Neredeydim? Ne hâldeydim? Aitlik hissim yolunu şaşırdı. Sarsıldım. Ardımda bıraktığım insanlar ve yanında olduklarım... Seçim yapmıyordum; sadece içimdeki taşları oturtuyordum. İyi miydim? diye sordum kendime. Cevap vermedim. Ait olmadığımı düşündüğüm yanım, zarar verdiği kişinin kendisi değil de yanında oturan kız olduğunu savundu. Yaptığım hatanın beni Talha’nın gözünde nasıl düşürdüğünü tahmin edebiliyordum. Bunun en çok üzüldüğüm şey olduğunu anladım. Kolumdaki acıyı Leyla’nın hissetmesi fikrine üzüldüm. Eğer Alaz o demir çubuğu bana değil de Leyla’ya vurmuş olsaydı... Ne yapardım, ben de bilmiyorum. Ona zarar verdiğimi düşündüm. Onun dünyasına olan yabancılığımın, onlara ayak uyduramamamın zararını düşündüm. “Çok korkmuş olmalısın,” diyen Bahadır’a baktığımda bakışlarının yolda olduğunu gördüm. “Leyla daha çok korktu.” “Bizim hatamızdı.” Şaşırarak ona baktım: “Hayır, sadece benim hatamdı. Onu hastaneye götürmemeliydim.” “Eğer biz orada olsaydık böyle bir şey yaşanmazdı. Polis gelip arabayı çekmemizi isteyince hiç sorgulamadan hastaneden ayrıldık. Alaz’ın işi olduğunu düşünmeliydik.” “Talha’yı dinlemeliydim.” Bahadır sessiz kaldı. Onun da benim gibi kendini suçluyor olduğunu, içindeki sorulara cevap aradığını fark ettim. Aklım Talha’ya takıldı. Alaz’a ne yaptığını düşündüm. Korktuğum şeyin olmaması için içimden dua etmeye başlamıştım ki Bahadır arabayı durdurdu. Eve vardığımızı fark ettim. Bahadır arabadan indi. Bella koşarak gelip bizi karşıladı. “Bahadır, beni eve bırakabilir misin?” diye sordum. Daha fazla burada kalmak istemiyordum. Bella endişeli bir sesle: “Yaralandın mı? Bir şeyin var mı?” diye sordu. “İyiyim, Leyla çok korktu, onunla ilgilen.” Bella inanmayarak bana baktı ama beklemeden tekrar arabaya bindim. Kimseyi görmek istemiyordum. Bahadır itiraz etmeden yola çıktığında ona Aylin’in adresini verdim: “Lütfen beni buraya bırak.” “Feza, annen için eve gitmek istemiyorsun, anlıyorum ama istersen seni bizim evlerden birine bırakayım.” “Teşekkür ederim ama arkadaşımın evine gitmek istiyorum.” Bahadır dikiz aynasından baktı ama bir şey demeden sessizce dediğimi yaptı. Üniversiteye yakın olan bir teras katıydı Aylin’in evi. Genelde ailesiyle kalırdı ama sınav haftaları ya da babasının olmadığı zamanlar kendi evinde kalırdı. Kapının şifresini söylemiş, ne zaman istersem gelip kalabileceğimi belirtmişti. Bahadır arabayı durdurup bana baktı yeniden: “Kötü görünüyorsun. Bir şeye ihtiyacın olmadığına emin misin?” dediğinde ona gülümseyerek başımla onay verdim. Ben eve girene kadar Bahadır kapıda bekledi, telefonla birilerini aradı. Kapıya adam dikeceğini tahmin ettim. Onu geride bırakarak en üst kata çıktım. Şifre, Aylin’in ilk âşık olduğu tarihti. Kapı açıldığında hemen kendimi içeri attım. Ardından telefonu elime aldım. Telefonum olmadığı için kimseye haber verememiştim. İlk olarak Aylin’i aradım. İlk çalışta açtı. Ona durumu kısaca izah edip ilk yardım malzemesi alıp gelmesini istedim. Çığlıklar atarak geleceğini söyledi ve hemen telefonu kapattı. Hemen ardından annemi aradım. Uzun bir çalışta…