MİM

8.Bölüm - 4

Yazar:

MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı
MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı

“Evet, haklı. Hemen Feza’yı gelin güvey etmeyelim. Leyla, ben sana özet geçeyim...” diyerek anlatmaya başladığında, Leyla’ya anlatmadığım şeyleri öğrenmesi onda şok etkisi yarattı. Nasıl tepki vereceğimi bilemediğimden Ecrin’in abarttığı bazı yerleri düzelterek öylece onları dinledim. Sonunda Leyla bana ışıldayan gözlerle baktı: “Şemsiye benim abime hediyemdi.” Bu yüzden özeldi demek… Leyla gülümseyerek devam etti: “Üstüne de T.B. yazdırmıştım. Talha Bahremoğlu.” Aklımdan o zaman geçen “Âşıkların baş harfleri kazınmıştır” fikrine utandım. Peki o zaman... diyerek aklımda oluşan soruyu duymuş gibi Leyla bu defa: “O kız Asude abla olmalı. Abim başka bir kızla yemeğe çıkmaz,” dedi. Asude’nin kim olduğundan daha çok, Leyla’nın beni bu şekilde tanımasına takılmıştım. Buna canım sıkılsa da ardından Leyla beni arama hikâyesini anlatmaya başlayıp kendinden bahsetti. Ecrin kocaman açılmış gözlerle: “Kader!” dediğinde gözlerinden kalp fışkırdığını görebiliyordum. Sarp da ben de ona “yazık” bakışları atarken Pamir onu destekleyen bir şekilde: “Haklısın, bu tesadüf olamayacak kadar büyük bir bağ. Tevafuk... Kader...” dediğinde Sarp daha fazla dinleyemedi: “Pembe panjurlu villadan da bahsederseniz terk ederim burayı, yeter!” Tam o anda kapı tıklatılıp açıldığında Doktor Ahmet Bey içeri girdi: “Müsaade var mı?” diyerek izin istedi. Gülümseyerek ve rahatlayarak cevap verdim: “Tabii, buyurun lütfen.” “Kusura bakmayın, böldüm ama Sarp’ı almam lazım. Acil birkaç test gerekli,” dediğinde Sarp: “Amca, ne olur götür beni bu romantik terapiden!” diyerek ayağa kalktı. “Bitirmek üzereydik zaten,” dediğimde Ecrin de Pamir de ayaklandı. Leyla ile birlikte odadan çıktığımızda onun yüzünün gülümsediğini gördüm ama görmezden geldim. Bir şey söylemek için fırsat kolladığı bir zamanda Ahmet Bey seslendiği için ona minnettar oldum: “Feza!” “Buyurun Ahmet Bey.” Buruk bir şekilde gülümsedi. Nereden başlayacağını bilemeyen bir hâli vardı. Bana bakmayarak konuştu: “Aslında bu konuyu tamamen kapatmıştım ama yine de içim rahat etmedi. Bu yüzden senden bir açıklama duymak istedim.” Anlamayarak ona baktığımda, birkaç dakika sonra onun benimle konuşmak istediği o gün gelip zihnime kuruldu. Hayatım boyunca hiç bugünkü kadar utanmamış, bu kadar mahcup hissetmemiştim. Ona haber vermeyi nasıl unuturdum? O geceyi anımsadım; annem Ahmet Bey için olumlu konuşmuştu. Talha ile karşılaştığım o geceydi... Sonrasında ise olaylar birbirini kovalamış, onu aklımdan tamamıyla çıkarmıştım. “Şey... Ben...” “Yüzüme karşı söylemediğin için şimdi biraz daha rahat hissediyorum gerçi. Ama yine de beni neden reddettiğini bilmek istiyorum,” diye sordu masum bir ifadeyle. Bir cevap beklediği aşikârdı. Bu yüzden ona karşı dürüst olmak istedim: “Aslında sizi reddetmemiştim. Size annemle konuşmak istediğimi söylemiştim. Ama nasıl anlatayım bilmiyorum... Kader diyelim. Nasip değilmişiz.” “Anlıyorum. Nasip mi değil mi bilemeyiz. Sadece şimdi aynı istekte bulunsam yine kabul görür mü, bilmek isterim.” O zamanki Feza gibi düşündüm ama beni tutan en büyük şey kalbimi gerilere çekti: “Sanmıyorum,” dedim Ahmet Bey’e, yine dürüst olarak. Gülümsedi. Üzüldüğünü anladım. Onu üzdüğümü düşünmek kötü hissettirdi. “Ben gideyim o hâlde. Sarp beni bekliyor.” Ahmet Bey yanımdan ayrıldığında Leyla’nın ifadesiz bir yüzle bana baktığını gördüm. Onun yanımda olduğunu bir an unutmuştum. Üzerimi değiştirip hastaneden çıkmak için merdivenleri inerken Leyla düşünceliydi. Kapıdan çıktığımızda Bahadır’ı göremedim. Ümit de etrafta yoktu. Ben onlara bakınırken Leyla birden: “Feza abla,” diye seslendi. “Efendim canım?” “Sanırım neden seninle yollarımız kesişti, artık anlıyorum.” Soran gözlerle yaptığı yoruma vereceği cevabı bekledim. Gülümseyerek devam etti: “Kader... Eğer Allah isteseydi sen şu an o doktor ile birlikte olabilirdin. Ama nasibin orada değildi, nasibin bizimleydi. Sonra abim ile karşılaştın. Eğer kalbin ona ısınmasaydı böyle iyi bir doktorun teklifini geri çevirmez din, değil mi?” Ne diyeceğimi bilemez bir şeki…

Bölümün tamamını WritePad'de oku