MİM

1.Bölüm - 4

Yazar:

MİM - Çiğdem Kılınç kitap kapağı
MİM kitap kapağı

Yağan yağmurdan kırpıştırdığım gözlerime ellerimi siper edip durağın nerede olduğuna bakmak için sağıma soluma bakınıyordum ki o adamı gördüm. Biraz önce Sinan içerideyken “Yardım lazım mı?” diye soran adamdı. Yanındaki korumaya benzer başka bir takım elbiseli adam elinde tuttuğu siyah şemsiye ile yanında bekliyordu. Önünde bekleyen araba, yanında koruması ve arkasından gelen şık ve güzel kadına bakılırsa bayağı zengin biri olmalıydı diye düşündüm. Karanlık, tekin olmayan hâllerine bakınca içimden, “İyi ki de yardım almamışım.” diye geçirdim. Onu süzmeyi bırakıp yüzüne baktığımda onun da bana baktığını fark ettim. Kaşları çatıktı. Ne olduğunu anlamaya çalışıyor gibiydi. Ardından bakışları ile beni süzdüğünde rahatsız olduğumu belli ederek başımı çevirdim. Elimde telefon ile annemi aramak için ıslanmış cama odaklanmaya çalıştım. Ekranın gerisinde önce bir çift ayak gördüm, ardından ekrana değen yağmur damlaları kesildi. Başımı kaldırdığımda o adamla göz göze geldim. Köşeli çenesi, kehribar mı kahve mi anlaşılmayan göz rengi, sert bakışları, düzgün yüz hatları ile ona dikkatli baktığımı fark ettiğimde bakışlarımı çektim ve şemsiyeyi tuttuğu için bana bu kadar yakın durduğundan geri çekilerek gözlerimi kırptım. İçimden bir ürperti geçti. Aşk romanlarındaki Bad Boy ile yeni karşılaşmış o masum kızı oynuyordum sanki. Bir istiğfar çektim. “Yardım lazım mı?” diye sordu tıpkı önceki ses tonu ile. “Ne?” “Böyle yağmurda köpek gibi-” sustu, yanlış bir şey söylemek üzere olduğundan olsa gerekti. Çatık kaşlarım ile ona baktım. “‘Köpek gibi ıslandığım için.’ diyerek devam edecektin galiba.” “Evet,” dedi dürüst bir şekilde. Doğru cevap vermesi beni biraz kızdırmıştı. Bir bayanla nasıl konuşması gerektiğini bilmeyen erkeklerdendi sanırım. Ya da böyle egosu boyunu aşmış insanların etrafındaki diğer insanları hor görmeye meyilli olduklarından karşısındakinin duygularını önemsememeleri rahatsızlığına yakalanmıştı beyefendi de. O yüzden karşısındakine söylediği kelimelerin ölçülü olması gerektiğinden bihaberdi. “Yardıma ihtiyacım yok. Beni yalnız bırakır mısınız?” dediğimde ifadesiz bir yüzle baktı bana önce. Başını yana eğip bir şey söylemeden bir adım geri çekildi. Elindeki şemsiyeyi yanıma bırakıp hızla hazırda bekleyen arabasına doğru yürüdü. Siyah Mercedes’in kapısını tutan diğer adam bana rahatsız olmuş bir şekilde baktığında bakışlarımı oradan çektim. Ardından arabanın tekerlek sesleri yankılandı ve araba hızla uzaklaşıp gözden kayboldu. Adamın bıraktığı koyu yeşil şemsiyeye baktım. “Köpek-” diyerek bitiremediği lafını düşündüm. Ne kadar istemesem de iyi bir seçenek olduğundan ve zatürre olma ihtimalinin verdiği korkudan şemsiyeye uzandım. Ana yola durak var mı diye bakınırken nihayet durağa ulaştığımda Yakup abinin gönderdiği taksi durdu. “Feza siz misiniz?” dedi içindeki yaşlı amca. Endişeli gözlerle baktığımı anladığından devam etti: “Beni Yakup gönderdi kızım, atla hadi.” Taksiye binip arkama yaslandığımda adının Hasan olduğunu söyleyen amca klasik şehir taksicileri gibi benimle sohbet etmeye başladı. Onu dinliyor, arada evet, hayır, öyle mi gibi yanıtlar veriyordum. Sonunda evin önüne geldiğimizde Hasan amcaya teşekkür edip, ne kadar istemese de zorlayıp taksi ücretini ödeyerek indim. Kapıyı çaldığımda annem bekletmeden açtı. Islanmış köpek yavrusu hâlimi gördüğünde kaşlarını çattı. Bir şey diyecekti ki onu durdurdum. “Anne, lütfen bugün burada bitsin.” diyerek merdivenleri çıkıp odamın yolunu tuttum. İlk iş üzerimi değiştirmek oldu. Ardından sıcak yorganın altına girdiğimde gün bittiği için Allah’a şükürler ettim. Gözlerimi kapatmak üzereydim ki annem kapıyı tıklatıp odama girdi. “Sıcak çikolata, için ısınır.” dedi başucuma gelerek. Yattığım yerden doğrulup annemin uzattığı kupayı elime aldım. Sıcak bardağı iki elimle kavradığımda annem ileri doğru uzanıp saçlarımdan öptü, boşta kalan elimle ona sarıldım. “İyi uykular kelebeğim.” “Sana da annem.” Annem çıktıktan sonra ışığı kapattı. Abajurdaki loş ışık etrafı yarı aydınlatıyordu. Sı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku