MİM

7.Bölüm - 2

Yazar:

MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı
MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı

“Ne kadar başa?” “O geceye... Babanı kaybettiğin zamana.” Onaylayarak başımı salladım. Her defasında başa dönmenin tedavime bir yararı olmadığını söylesem de beni asla dinlemiyordu, biliyordum. Bu yüzden üstelemiyordum. Vakıf Hoca’nın yanından ayrılacağım sırada saatin akşam olduğunu fark ettiğimde çok şaşırdım; çünkü daha önce hiç bu kadar uzun bir seans yapmamıştık. Hafta sonu olduğu için dersi olmadığından tüm gününü bana ayırmıştı. Bunun için ona minnettardım. Kapıdan çıkmadan önce son kez bana dönüp: “Bir sonraki görüşmenin nedenini cidden merak ediyor olacağım,” dediğinde anlamayarak sordum: “Nasıl?” “Yani eğer nöbet geçirirsen bunun sebebinin duman mı yoksa Talha mı olduğunu öğreneceğiz. Bu şekilde net bir değerlendirme yapacağız. Umarım Talha’dır; çünkü bu şekilde rahatsızlığına bir son verebiliriz.” Huzursuz bir şekilde gülümsedim. Rahatsızlığımın ortadan kalkmasından çok, sebebinin duygularımın netleşmesi oluşu beni biraz ürkütmüştü. Sabah Talha’ya bugün gelemeyeceğimi, doktora gitmem gerektiğini mesaj atmıştım ama beklendiği gibi cevap vermemişti. Farkında olmadan telefona iki üç kez bakmıştım. Buna bir son vererek ayağa kalktım. Annemin seslenmesiyle akşam yemeği için mutfağa gittim. O gülümseyerek elindeki tabakta bulunan patlıcanı gösterdi. Günlerden seans günü olduğundan en sevdiğim yemeği yapmıştı. Büyük bir iştahla yemeğe koyulurken sabahtan beri bir şey yemediğimi annemin ikazlarıyla fark ettim: “Yavaş ye, boğulacaksın!” Annem bir çay doldurup oturdu yanıma: “Yavuz gelmiyor artık seni almaya,” diyerek aniden bu konuya yorum yapmasına çakmak çakmak baktım: “Yavuz’un işi beni almak değil ki anne, başka işleri de var.” “Ne bileyim, hiç değilse konuşkandı o... İki kelime edince insanın içi rahat ediyordu. Bir de sevdim de, kanım kaynamıştı o çocuğa. Ama Burhan mı ne o, pek bir soğuk.” Güldüm: “Bahadır adı. En az Yavuz kadar iyi biri. Keşke Halime ablayla falan bir tanışabilsen, o da çok iyi biri. Hatta önce Leyla ile tanışmalısın.” “E getirsene bir gün, kuzum.” “Talha’nın izin vereceğini düşünmüyorum,” dediğimde annem kaşları çatık, sahte bir sinirle cevap verdi: “Nedenmiş? Ben izin veriyorum ama senin oraya gitmene.” Güldüm ve ağzımdaki lokmayla onu öpmeye çalıştığımda benden kaçtı: “Canım annem benim, nur yüzlüm!” “Öpme yağlı yağlı,” dedi sahte bir kızgınlıkla. Masanın köşesinde duran paketlenmiş kapları gördüğümde onları gösterip: “Ne var içlerinde?” diye sordum. “Börek yaptım. Geçen sefer 'Leyla sevdi' demiştin ya... Yarın bir ara uğrayıp da bırak. Nasıl oldu acaba bugün? Sen de gitmedin ya, bir merak ettim. Aradın mı?” Annemin Leyla’yı düşünmesi beni hüzünlendirdi. Onun için üzülüyordu; her sabah namazından sonra dua ettiğini söylüyordu. Görmeden sevmişti, görse daha çok severdi, emindim. “Aradım Nazar ablayı, dönmüşler. İyiymiş. O da yorgun olduğu için çok fazla soru sormak da istemedim. Aslında... Bugün yanında değildim ya, kötü hissettim biraz.” “Kardeşin gibi, değil mi? Ondan öyle hissettin.” Onaylayarak başımı salladım: “Öyle. Özledim galiba.” “Ben bile görmedim hiç, ona rağmen merak ediyorum kızcağızı.” “İnşallah iyidir.” Annem çayını yudumlarken ayaklanıp masayı topladım. Bir çay daha isteyip istemediğini sordum: “Yok, bir ağrı var başımda sabahtan beri. İlaç alıp uyuyacağım.” Annem ayağa kalkıp beni öptükten sonra odasına çıktığında tek başıma bir süre daha oturdum. Aklım Leyla’daydı. Nasıl olduğunu merak etmiştim. Uyuyor muydu acaba? Nazar ablayı arayamazdım, Talha’yı da arayamazdım. Hem arasam da evde olmadığını tahmin ediyordum. Neredeydi acaba? Cumartesi gecesi nerede kalıyordu? Başka birinde mi? O gece telefonla onu arayan o kişide, Meleğinde miydi? Meleği, onu gördüğüm o ilk gecedeki kız olmalıydı. Aklımdaki soru yumaklarının öznesinin değiştiğini fark ettiğimde şaşırdım. Ve bugün Vakıf Hoca’nın söylediklerini tekrar tekrar zihnimden geçirdim. Haklıydı. İstesem de istemesem de içimde bir şeylerin biriktiği aşikârdı. Dilim ne kadar inkâr etse de, ne kadar o filizi yok saymak istese de olmuyordu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku