MİM

7.Bölüm

Yazar:

MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı
MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı

Bedenimden bir ürperti geçtiği anda Talha’nın gözbebeklerinde küçük bir kıpırdanma gördüm. Sanki tam da o an ne dediğini fark etmiş gibi bir an afalladı. Bakışlarını çekip gözlerini kaçırdı. Ben hâlâ ona bakıp söylediği şeyi düşünürken Talha geriye yaslandı ve çatık kaşlarını masaya dikti. Aramızda oluşan tuhaf havanın etkisiyle bakışlarımı ondan çektim. “Yani sen—” diyerek gevelemeye çalıştım. Talha soğuk bir sesle kesti sözümü: “Sana güvenmemin tek sebebi buydu.” Biraz önce söylediği şeyin ya pişmanlığından ya da aptallığından olsa gerek, hiç söylememiş gibi farz ederek geçiştirmeye niyetlendi. Öfkelendim. Bir şey söylemek istediysem de ona önemliymiş gibi hissettirmemek adına vazgeçtim. Ayağa kalktım. Dudağımda öfke ve alay karışımı bir gülümseme oluştu: “Ben gitsem iyi olacak, Talha Bey.” İsminden sonraki kelimeyi bastırmıştım özellikle. Talha anladı elbette; itiraz edecek gibi olduysa da buna izin vermeden hemen ayrıldım yanından. Talha’nın benim duygu akışımın önüne her engel koyuşunda sarsıldığımı fark ettim. Yanlış olan bir şey vardı; sebebi ya ben ya da içeride oturan adamdı. Şükür ki kapıda Bahadır ile karşılaştım. Beni evime bırakmasını istediğimde bana yan bir bakış atarak başıyla onayladı. Leyla bugün gelmeyecekti anlaşılan. Bahadır ve Nazar abla tek başlarına dönmüşlerdi. Arabada ben de Bahadır da her zamanki sessizliğimizdeydik. Tek fark, Bahadır’ın bir iki kez dikiz aynasından beni kontrol edişiydi. Kararsız bakışlarını fark etmiştim. Onu daha fazla sürüncemede bırakmamak için konuştum: “Bir şey mi söyleyeceksin, Bahadır?” “Yok da... Sen iyi misin?” Sorusuna şaşırdım: “Nasıl görünüyorum ki?” “Bir psikoloğun başka bir psikoloğa ihtiyacı varmış gibi.” Güldüm, Bahadır da güldü. “Durum fena desene.” “Eh işte. Yine de iyi idare ediyorsun.” Bahadır önüne döndükten sonra doktorum Vakıf Hoca’nın yurt dışından dönmüş olduğunu hatırladım. Beraber seans yapmayalı neredeyse bir ay olmuştu; ilk fırsatta bunu halletmeliydim. “Feza!” Yüzünde kocaman bir gülümsemeyle adımı seslendi. Geniş koridorun sonundaki odasının kapısında ayakta durmuş, yaklaşık yarım saattir onu bekliyordum. Yüzündeki insanı rahatlatan gülümsemeyi gördüğümde beklediğime değeceğini bilmek beni memnun etti. Ne de olsa Vakıf Pusat, beklettiğinin ten misli kadar karşılık vererek insanın gönlünü almayı bilen bir adamdı. Bu yüzden belki etrafındaki hiç kimse onun bu geç kalmalarından şikâyet etmezdi. Ben de etmezdim. “Hocam, nasılsınız?” diyerek ona bakıp gülümsediğimde soluk soluğaydı. Acele edip beni daha fazla bekletmemek için hızlı yürümüştü anlaşılan. Elini göbeğinin üstüne koyup sıvazladı: “Çok afiyetteyim, çok şükür!” dedi aldığı kiloları gösterirken keyifle gülerek. Sahte bir ciddiyete bürünerek ona takıldım: “Eşiniz sizi dış görünüşünüz yüzünden boşarsa bu gayet mantıklı bir neden olur.” “Zaten sırf bu yüzden bu aralar sadece yüzüme bakmasını söylüyorum,” dedi kıs kıs gülerek. Keyfi gayet yerindeydi, yurt dışı gezisi iyi geçmiş olmalıydı. Odasına girip içeri geçmem için kapıyı ardına kadar açtı. Elinde tuttuğu birkaç kitabı masaya bıraktığında ben de her zaman oturduğum seans koltuğuna oturmak için adım attım ama beni durdurdu: “Hayır, hayır, sen benim koltuğuma geç.” Soran gözlerle ona baktım: “Bugün canım seninle doktorculuk oynamak istemiyor. Biraz dertleşelim.” Bu isteği beni o kadar memnun etti ki birkaç duygusal konuşma daha yapsaydı o an sevgili profesörümün ve doktorumun önünde ağlayabilirdim. Ama şükür ki çok fazla ciddi kalan bir adam değildi; en azından ben etrafındayken. Her zaman oturduğu siyah koltuğa bu defa ben oturduğumda tuhaf hissettim ama Vakıf Hoca’yı bordo koltukta otururken görmenin hazzı başkaydı. Onu taklit ederek sordum: “Bugün kendinizi nasıl hissediyorsunuz, Vakıf Bey?” Ellerini göbeğinin üstünde birleştirip birkaç saniye düşündü: “Iımm... Bu koltuk epey rahatsız edici, neden kimse şikayet etmiyor?” diye sorduğunda beklemeden cevapladım: “Çünkü akıllarındaki düşünceler o koltuktan daha rahatsız edici.” “Bu rahatsız edici d…

Bölümün tamamını WritePad'de oku