6.Bölüm - 8
Yazar: Çiğdem Kılınç

Kahvesini yapıp ikinci kata çıktım. Kapıyı tıklattıktan sonra içeri girdim. Talha masada oturmuş, elinde tuttuğu bir dosyayı inceliyordu. Ona bakmamaya dikkat ederek kahvesini masaya bıraktım. Beni görmüyor gibiydi. Dikkatini çekmek için boğazımı temizledim: “Size olan hizmetim bittiyse ben artık gidebilir miyim?” diye sorduğumda Talha elindeki dosyayı bırakıp kahvesini içmeye başladı: “Otur,” dedi yine emrivakiyle. Sinir katsayımda ufak bir yükselme olsa da dediğini yaptım. Karşısındaki koltuklardan birine oturdum. Talha bana bakmadan devam etti: “İnci, babamın ikinci eşi. Annem vefat etti. Babam ve İnci ile pek anlaşamayız. Leyla için en iyi olanı benimle kalması. Bunu aklından çıkarma, yeterli.” “Neden Talha? Leyla genç bir kız ve hastalığıyla mücadele ederken bu kadar korumanın arasında, bu duvarların ardında annesinden uzakta olması normal değil. Onun ailesine ihtiyacı var.” “Ailesi benim.” “Neden anne babasının yanında kalmıyor?” “Yeri geldiğinde öğrenirsin.” Birkaç saniye ona baktım. Nasıl düşünüyordu bu adam? Kendinin ne olduğunun farkında değil miydi? Karanlığının Leyla’yı olumsuz etkilediğini görmüyor muydu? Ona ciddi bir şekilde baktım: “Ne iş yapıyorsun?” Talha soruma şaşırır gibi oldu. Kahvesinden bir yudum aldı: “Sence?” “Mafya mısın?” Keyifsiz bir şekilde güldü ama sonra ciddileşti: “Değilim. Sadece sevdiklerimi korumak için bazı gerekli önlemleri alıyorum,” dediğinde bu defa alaycı bir gülümsemeyle ona baktım: “Her gün belinde taşıdığın silah gerekli bir önlem gibi duruyor, haklısın.” Talha’nın bakışlarının sertleştiğini gördüm. Aynı anda içimde bir heyecan dalgası da oluştu. Güzel, şimdi başlıyorduk. “Eğer önlemimi almazsam, o gün şirkette gördüğün o Alaz denen it var ya... Hepimizin başında birer delik açar. Ondan sonra bakalım sen bu kadar pozitif düşünebilecek misin?” Yutkundum o günü anımsayınca. Haklıydı. Sakinleştip kendi kendime konuşur gibi söylendim: “O önlemler yüzünden o gün o kurşun bana isabet edebilirdi.” “Ama etmedi. Buna izin vermezdim.” “Neden, senin için önemli miyim?” 'Ondan hazetmiyorum!' demişti Berzah'a. “Leyla için öyleysen benim için de öylesin.” Onun için değil, yine Leyla için! “Leyla için neden önemliyim?” Talha kahvesini bitirmişti. Geriye yaslanıp bana baktı: “Senin defterini buldu hastanenin bahçesinde. İçinde yazdıklarından çok etkilendi. Daha çocuk nasıl olsa, sorun etmedim ama işi ciddileştirdi. Son zamanlarda okuduğu kitapları biliyor musun?” Aklıma getirmeye çalıştım. Geçen gün elinde Kur'an mealini görmüştüm, epey bir süredir onu okuyordu. Öncekileri hatırlamaya çalıştım. “Evet, takip ediyorum söylediğin gibi ama normal kitaplar yani. Ne sorun var bunda?” “Leyla daha önce hiç öyle kitaplar okumazdı. Fantastik, polisiye severdi. Bazen aşk romanları okurdu.” Ne demek istediğini anladım. Benden öncesini ve sonrasını kıyaslıyordu. Leyla’nın benim muhafazakâr yaşamıma ayak uydurduğunu düşünüyordu. Öyle miydi? Talha’nın anlattığına göre öyleydi. On yedi yaşındaki bir kız çocuğunun gösterebileceği doğal eğilimlerdi bunlar: Özenme, merak, taklit... Benim için asıl sorun başkaydı: “Bu seni rahatsız mı ediyor? Yani benim gibi olması... Benim yaşam tarzım yanlış mı sana göre?” Gerçek bir merak içinde sordum bunu Talha’ya. Berzah’a 'Ondan hazetmiyorum' derken ki düşüncesi benim inancım yüzünden miydi? Kötü hissettim biraz. Biraz da korktum sanırım. 'Evet' derse incinirdim. “Hayır, etmiyor. Hare’yi gördün mesela, o da senin gibi. Senin inancın beni ilgilendirmez. Farklı bir dinde olsaydın da aynı şekilde olurdu bu. Sadece... Leyla daha çocuk sayılır.” Benim gibi düşünüyordu. “Peki, Leyla tesettürlü olmak isterse ona karşı çıkar mısın?” Talha sanki bu soruyu daha önce düşünmüş gibi hemen cevapladı: “Ona emin olup olmadığını sorardım. Çünkü tesettür bana göre şakaya alınmayacak bir şey. Leyla tesettürlü olmak isterse olabilir ama eski yaşamına dönmemek suretiyle.” “Leyla sandığımızın aksine yaşının çok üstünde bir olgunluğa sahip ve inan bana, bazı hâl ve davranışları hayran bırakıyor ben…