6.Bölüm - 6
Yazar: Çiğdem Kılınç

“Nereden çıktı bu?” diye sordu sert bir üslupla. Zeyd ona bakmadan cevap verdi: “Çıktı işte.” “En önemli soru: Kiminle?” diye sordu Emir bu defa. Zeyd kararlı bir şekilde: “Gazel Şems,” dediğinde Talha’nın da Berzah’ın da gözlerinden ateşler çıktı. Ortam gerildi, yüzler sertleşti. Söylediği kişi her kimse keyifleri kaçırmıştı. “Saçmalama,” dedi Talha, tıpkı benimle konuştuğu o ses tonuyla. Talha’nın bu ses tonundan sonra patlamaya hazır bir öfkesi olduğunu Zeyd de biliyor olacak ki açıklama gereği hissetti: “Talha, biliyorsunuz—” “Talha haklı Zeyd, ne yaptığını bilmiyorsun sen,” dedi Berzah, Zeyd’in sözünü keserek. Zeyd sustu bir süre. Ardından sakin ama kararlı bir şekilde konuştu masadakilere: “Ben bir karar verdim, size de yanımda olmanız düşer.” Ardından masadan kalktı. Onun kalkmasıyla birlikte bizim de gitme vaktimizi belirten yüzüyle Talha da ayaklandığında evden ayrıldık. Talha, Zeyd ile bizden önce yola çıktı. Ben ve Leyla, Bahadır ile döndük. Eve vardığımızda Talha’nın bizden önce evde olduğunu fark ettim. Zeyd’in arabası da kapıdaydı; konuşmak için gelmiş olmalıydı. Eve gitme saatim gelmişti, bu yüzden Leyla’ya veda edip onu eve gönderdim. Bahadır kapıda bana döndü: “Feza, biraz bekleyebilir misin? Buğra’ya bir paket almam lazım, ardından seni evine bırakayım,” dedi. “Olur.” Dışarısı serin olduğundan Bahadır’ı beklemek için eve girdim. Kapıda dururken salondan gelen bağırışı duydum. Talha yüksek sesle bağırdı: “Bir davayı kaybettin diye diyetini böyle mi ödemeyi düşünüyorsun?” “Mesele diyet değil Talha! O adama bir söz verdim ben!” Zeyd ile tartışıyordu... “Başlarım sözüne! Oğlum kim ki bu? Kimse daha önce ne görmüş ne duymuş. Kız hakkında söylentiler, fısıltılar var sadece.” “Umurumda değil. Başkalarını duymayacağım, görmeyeceğim.” “Zeyd!” “Talha! Sana şimdiye kadar hiçbir zaman sesimi yükseltmedim. Yanımda değil de karşımda olacaksan eyvallah, senin yerin babamın yanı. Ama kararım kesin.” İkisinin arasında büyüyen tartışma sürdü. Mevzu her neyse Talha kesinlikle Zeyd’in Gazel Şems dediği kızla evlenmesini istemiyordu anlaşılan. Bahadır’ı kapıda tekrar görmemle duyduğum seslerden ve düşüncelerden sıyrıldım; rahat bir nefes alıp evime gitmek için arabaya doğru yol aldım. Bugünlük bu kadardı. Sabah eve gittiğimde Talha çoktan çıkmıştı ve Leyla tüm gün ortalıkta yoktu. Annesinin yanına gitmişti bugün de. Nazar abla ve Halime ablayla vakit geçirdim. Onlar sohbet ederken Nazar ablanın nişanlı olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdım. Nişanlısı doğu görevindeydi ve yaza dönünce evleneceklerdi. Orada anladım ki artık o da bana güveniyor olmalıydı; sonunda rahatça konuşabiliyordu. Akşama doğru mutfakta akşam yemeği için Halime ablaya yardım ederken sıkıcı bir gün bittiği için Allah’a şükrediyordum. Buğra mutfağa girdiğinde Halime ablanın gözleri ışıldadı: “Paşam, bir şey mi oldu?” diye sordu. “Abi sofrayı kurun dedi.” Şaşırarak Buğra’ya baktım: “Leyla geldi mi?” Buğra bana kısa bir bakış atıp masada duran dolmalardan birini ağzına attı: “Bilmiyorum abla, bana sadece sofrayı kursunlar dedi.” Bu, Leyla’nın geleceği anlamına geliyordu. Nazar ablayla sofrayı kurmaya başladığımızda Bahadır gelip Nazar ablayı aldı; akşam yemeği için Nuh beylere, aile yemeğine gideceklerdi. Sofra hazır olduktan sonra Tuğra da Halime ablayı alıp yemek için bahçedeki onlara ayrılan müştemilata götürdü. Sonunda yalnız başıma yemek masasında beklerken etrafın çok sessiz olduğunu fark ettim. Telefonumu alıp Leyla’ya mesaj attım: — Güzelim neredesin? — Yemek yiyorum. Ben gelene kadar eve gitme olur mu? Erken geleceğim. Yemek mi yiyordu? Masaya baktım, bir tek ben vardım. Leyla eğer babası ve annesiyle yemek yiyorsa bu yemek sofrası sadece Talha içindi. Aklıma gelen şeyle birden ayaklandım; acele edip hemen çıkmazsam Talha ile karşılaşabilirdim. Bahadır evde olmadığı için beni eve bırakamazdı, o yüzden Yavuz’u aramalıydım. Bir adım atmıştım ki Talha aynı anda salona girdi. Beni gördüğüne şaşırdı: “Sen gitmedin mi hâlâ?” diye sordu yemek masasının başında dur…