6.Bölüm - 5
Yazar: Çiğdem Kılınç

“İyiyim güzelim, gerçekten. Hem iyi olmasam gelir miyim hiç buraya? Sen beni bırak da neyin var senin, onu söyle. Geçen gece bir şey mi oldu?” Leyla başını olumsuz anlamda salladı: “Halsiz düştüm, abim doktor çağırdı. İyiyim şimdi. Sadece yarının stresi var biraz... Neyse, bırakalım onu. Bugün Berzah abilere yemeğe gideceğiz, Hare abla çağırdı. Sen de davetliymişsin.” “Evet ama gelmeyeceğim.” “Neden?” “Tanımadığım insanlar Leyla, rahatsız etmek istemiyorum.” “Lütfen gel. Hem Hare ablayla tanışmalısın. İnan onu çok seversin. Şükran teyze de çok iyi biri hem... Lütfen benim için.” O kadar ısrar ediyordu ki bakışlarının altındaki mor halkalar içimi ezdi. Gece uyuyamamıştı demek. “Peki.” “Hadi o zaman, sana bir şey göstereceğim,” dedi ve kolumdan tutarak beni bahçeye sürükledi. Karşıma kocaman bir köpek çıktığında şaşırdım. Leyla yavaşça eğilip: “Reis, gel oğlum!” dediğinde köpek koşarak Leyla’nın yanına geldi ve etrafında dönmeye başladı. “Kimin bu yakışıklı?” diyerek ben de köpeği sevmeye başladım. “Abimin. Zeyd abi getirip bıraktı.” “Abinin köpeğiyse neden Zeyd’de kalıyordu ki?” “Ben rahatsızlanınca abim evden gönderdi Reis’i, sonra Zeyd abi bakmaya başladı.” “Neden geri getirmiş peki?” “Evinde artık bir prenses varmış. İki erkek ile aynı evde kalamazmış,” dediğinde Leyla’ya anlamazcasına baktım. O da dudak büküp gülmeye başladı. Sanırım Zeyd’in kız arkadaşı köpeği istememişti, yani anladığım buydu. Leyla tüm günü Reis ile bahçede vakit geçirerek harcadı; derslerini dahi ekerek hem de... Akşamüzeri Berzah ve Hare’nin evine gitmek için hazırlandık. Talha’yı kapıda bizi beklerken buldum. Leyla’ya sarılırken bakışları kısa bir an beni buldu. Bir şey diyeceği sırada onu dinlemeden arabanın arka koltuğuna oturdum. Kararlıydım, onunla konuşmayacaktım. Leyla da aramızdaki gerginliği fark etmişti; Talha’ya 'tatsızlık çıkarma' diyen bakışlar atıyordu. Yol boyunca arabada herkes sessizdi. Ben de bir an önce bu yemek faslını bitirip eve gitmek istiyordum. Leyla ile tüm gün vakit geçirmek eğlenceli bile oluyordu ama Talha ile karşılaşmak istemiyordum artık; hem akıl hem ruh sağlığım için... Nihayet vardığımızda Talha inip Leyla’nın kapısını açtı. Leyla indiğinde ardından ben de indim. Talha’nın rahatsız edici bakışları altında kapıya ilerledik. Kapıyı Berzah ve yanında bir kadın açtı; sanırım Hare’ydi bu. Tıpkı onun bana baktığı gibi ben de kadına baktım. Tesettürlü oluşuna şaşırmıştım ve çok güzel oluşuna da... Berzah’ın yanında yüzü parlayarak duran ince uzun kadın, Leyla’ya sarıldıktan sonra uzun kirpiklerinin altında duran kehribar gözlerini bana çevirdi ve gamzesi görünürken gülümsedi: “Hoş geldin, Hare ben,” dediğinde uzattığı eline karşılık verip ona gülümsedim. “Feza ben de. Memnun oldum.” “Asıl biz memnun olduk Feza. İçeri gir lütfen.” Bahçeye kurulan yemek masasında Leyla’nın yanına geçtiğimde Talha ile karşılıklı oturduğumuzu fark ettim; değiştirmek için çok geç kalmıştım. Bakışların üzerimde olduğunu bilmek beni biraz rahatsız hissettirdi. Leyla’nın Şükran teyze dediği kadına çok ısındım. Bana uzanıp sarılması çok hoşuma gitmişti; sanırım ondan sonra, az da olsa o yabancı hissettiğim duygudan sıyrıldım. Ardından Zeyd’i de ilk görüşümdü. Onunla tanışınca bu üç arkadaş içinde en iyi karakterli olan kişinin Zeyd olduğuna karar verdim. Yemek masası epey kalabalıktı. Hare ve Berzah’ın gerçekten sevilen insanlar olduğunu anladım. “Yeni bir misafirimiz var ha, Leyla sultan?” diye soran adamın Emir olduğunu söylemişti Leyla. Bir anda tüm odağı bana çevirmesine kızsam da kötü bir niyeti olmadığını biliyordum. Leyla ona gülümseyip göz kırparken, yanımda oturan Talha’nın keskin bakışlarının altında lime lime olmuştum. Konuşmak yerine Emir’e ve çok kısa bir an da Talha’ya baktıktan sonra Hare söze girdi: “Feza, mutfaktan bardakları getireceğim, yardım etmek ister misin?” diye sorduğunda şaşırdım ama bir o kadar da sevindim. Konu benken masada yabancı gibi oturmak oldukça rahatsız vericiydi. Uzaklaşmak için ayaklanıp ardı sıra mutfağa gitt…