MİM

6.Bölüm - 3

Yazar:

MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı
MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı

“Hah,” kendi kendime güldüm. “Gerçekten kötüsünüz.” “Evet, biz çok kötüyüz. Hadi, artık gitmeliyiz.” Yavuz gülümsedi. Arkasını döndü ve yürümeye başladı. Ben de ayaklandım. Müthiş bir hayal gücüyle arkasından yürümeye başladım. Yavuz beni tekrar eve getirdiğinde ayaklarım koşarak gitmek istiyordu buradan. Talha’yı görmek istemiyordum. Onunla ne konuşacağım hakkında da bir fikrim yoktu. Ona göre yanlış yapmıştım. Özür mü dilemeliydim? Elbette bunu yapmayacaktım; yanlış yapan oydu. Bir yanlış anlaşılma yüzünden özür dilemesi gereken kişi ben değil, Talha’ydı. Onu hiç görmediğim kadar sinirli olduğuna emindim. Salon sessizdi, Leyla yoktu. Leyla evde olmasa dahi bu eve gelme zorunluluğuma bir kez daha sinirlendim. Madem benim için önemli olan oydu, neden o olmadığı zamanlarda da bu eve gelmek zorundaydım ki? Yavaş adımlarla ilerledim. Ama ayaklarım salonda duran resmin tam önünde durdu. Hazin Hanım’ın bir koltukta oturup dışarıyı seyrettiği kocaman tabloya baktım. Oturduğu yerin şimdiki salonun ön cephesi olduğunu fark ettim. Bu evde yapılmıştı bu resim. Hangi zamana ait olduğunu merak ettim. Kadını incelemeye başladım. Gerçekten de hiçbir benzerlik yoktu Leyla’nın annesiyle. Nasıl oldu da karıştırmıştım ikisini? Ciddi anlamda farklılardı. Leyla’nın annesi olan İnci Hanım’ın makyajlı yüzüne, sarı saçlarına oranla bu kadın makyajsız, doğal bir güzelliğe sahipti. Dudağının memnun bir şekilde yukarı doğru kıvrılışı, gözümde birden Talha’nın gülüşünü canlandırdı. Benzerlik olağanüstüydü; annesinden almıştı gülüşünü. Kadının siyah uzun saçlarını arkadan toplamasına, kulağındaki zarif yeşil taşlı küpesine, yine tıpkı Talha’nınki gibi gür kirpiklerine, üzerindeki uzun bordo nakışlı elbisesine, elini zarif bir şekilde çenesinin altına yerleştirişine uzun uzun baktım. Hazin Bahremoğlu’nun bir fotoğrafı bile insanı etkileyebiliyorsa gerçeğinin nasıl olduğunu merak ettim. Talha gibi öfkeli, hırçın, soğuk biri miydi? Yoksa tam tersi miydi? Anlaşabilir miydik onunla, yoksa o da tıpkı Talha gibi beni sevmez miydi? Kadının neden öldüğünü merak ettim ardından. Daha önce hiç aklıma gelmeyen bir soruydu. Talha, Leyla’yı bu kadar sevip sayarken onların üvey kardeş oldukları aklımın ucundan dahi geçmemişti. Leyla’nın annesi hayattaydı ve Nuh Bey’in eşi olarak yanındaydı ama Talha’nın annesi ölmüştü. Aklımda oluşan soru yığınının artık bir yere kadar dolduğunu fark ettim ve buraya kadardı benim için. Bunların hepsini Talha’ya sormalıydım. Eğer burada çalışmamı istiyorsa en azından bunu yapmalıydı; aksi hâlde istifamı verip gidecektim. Emindim ki Talha bundan hoşnut olurdu. Bugünkü öfkesinden sonra beni görmek istemeyeceğinden emindim. Bu yüzden ya bana Leyla ile ilgili her şeyi anlatacaktı ya da ben bugün bu evden gidecektim. Talha’nın arabasını kapıda görmüştüm, evdeydi. Çalışma odasında olduğunu tahmin ettiğimden hızlı adımlarla yukarı çıktım. Çalışma odasına yöneldim. Kapının aralık olduğunu gördüm. Tıklatmak için yumruk yaptığım elimi kaldırmıştım ki içeriden ismimi duyunca birden vazgeçtim: “Feza iyi biri demiştin.” Adımı söyleyen ses yabancı birine aitti. Talha içeride yalnız değildi demek. Kim olabileceğine tahmin yürütmeye çalıştım ama elbette ki bir elin parmaklarını geçmeyen tahminlerim boşunaydı. Ardından Talha’nın sesini duydum: “Bilmeyerek de olsa laf kalabalığı yapmamalıydı Berzah.” “Ona hiçbir şey anlatmamışsın, üzerine 'Leyla’yı da kovarım' diye tehdit etmişsin. İnci’yi annen sanması kaçınılmaz zaten. Kıza o kadar sinirlenmeye hakkın yok.” “Ondan hazetmiyorum,” dedi Talha bu defa. O dediği, hazetmediği ben oluyordum. Hâlâ öfkeli olduğunu birden cevap verişinden anlamıştım. Benden hazetmediğini söylediğinde tarifsiz bir duyguyla kaplandı içim, rahatsız oldum. O anda Berzah güzel bir öneride bulundu Talha’ya: “Kov gitsin o halde.” “Leyla için,” dediğinde alaycı bir gülümseme oluştu yüzümde; duygularım içindi bu. Leyla için burada olduğumu kendime hatırlattım. Berzah da tıpkı benim gibi alaycı bir ses tonuyla cevap verdi: “Sadece Leyla i…

Bölümün tamamını WritePad'de oku