MİM

5.Bölüm - 4

Yazar:

MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı
MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı

“Bana bakmayı keser misin?” diye sordum. Sakin bir ses tonuyla cevap verdi: “Seni rahatsız mı ediyorum?” “Birine dik dik bakmanın sence de rahatsızlık verdiğini düşünmüyor musun?” “Dik dik mi bakıyorum?” Elimdeki kaşığı tepsiye bıraktım: “Neden her soruma soruyla karşılık veriyorsun?” “Neden sürekli soru soruyorsun?” “Bunu bırakabilir miyiz? Soru değil, öneri.” Talha gülümser gibi oldu ama gülümsemedi; sessiz kaldı sadece. Birkaç saniye bekledikten sonra daha yumuşak bir ses tonuyla konuştu: “Çorbanı iç, soğutacaksın.” Yutkunarak ve çok şükür ki başararak çorbadan bir yudum daha aldım. Tadı güzeldi. Üç gündür yediğim yemekler gibi de değildi. Birkaç dakika sonra çorbamı içmeye devam ederken Talha’nın orada oturuyor oluşu beni rahatsız etmemeye başlamıştı. Sonunda tepsiyi komodine bıraktığımda Talha merak eden bir ses tonuyla sordu: “Neden hasta oldun?” “Üşüttüm galiba.” “Birkaç gündür yemek yemiyordun. Evde de böyle miydin?” diyerek başka bir soru sorduğunda yemek yemediğime dikkat edişi beni şaşırttı. Demek yemekte de beni izliyordu... Bu düşünce beni biraz utandırmıştı. Yüzümü basan sıcaklığı geri ittim ve fısıltı hâlinde konuştum: “Pek iştahım yok bu sıralar.” “Neden?” “Bir sebebi yok.” Talha öne doğru eğilip ellerini birleştirdi. Ellerinin kocaman olduğunu fark ettim. Benim ellerim onunkilerin yanında çok küçük duruyordu. “Benden kaçıyor musun?” diye birden sorduğunda bakışlarım ona döndü bu defa. Kehribar gözlerindeki duyguyu anlamak imkânsızdı. İçimde bir yerlerde bir kuş kanat çırptı ve kanadın çırpılışından çıkan yel içimde dönüp bir meltem estirdi. Bakışlarımı anında ondan çektim: “Bunu da nereden çıkardın?” “Benimle konuşmayışından, aynı ortamda bulunmak istemeyişinden, sorularıma kısa cevaplar verişinden ve bakışlarını kaçırıp duruşundan...” Yutkundum. Bu kadar detaycı olmak zorunda mıydı? Biraz önce zorla bastırdığım utangaçlığım, önüne çektiğim seti yıkıp yüzüme doğru yol aldı: “Yanlış anlamışsın.” “Platonik âşıklar gibi görünüyorum,” dedi yarım ağız gülümserken. Kendimi tutamadım, istemsizce ben de aynı şekilde gülümsedim. Gerçekten de öyle görünüyordu. “Talha, ben—” “Seni hasta edecek kadar düşünmeni gerektiren şey burada olman mı?” Ona baktım. Beni hissedebiliyor oluşuna hayret ettim. Burada karşımda oturan adamın nasıl oluyor da yüreğimden geçenleri bildiğini anlayamadım. En çok şaşırdığım şey buydu sanırım. Doğruydu. Bu kadar dürüst oluşu, beni kaçmak istediğim duygularla yüzleştirmişti. İçime doğru çekildim ona bakmayı sürdürürken. Gözlerinde endişe dolu bir duygu kol geziyordu. İlk kez bir anlam yükledim gözlerine ve bunu anladığıma ise bir kez daha şaşırdım. Diyecek bir şey bulamadım. Talha bu defa istemediğim bir soru sordu: “Yoksa ben miyim?” “Sensin,” dedim tıpkı onun gibi dürüst olarak. “Neden?” Söyleyecek bir şey bulamadım yine. Talha sorduğu sorunun yanıtını biliyordu elbette. Cevap vermekte zorlandığım soruları benim için kolaylaştırarak soruyor oluşu onu gözümde saygı duyulacak biri yapıyordu. Bu hâline içim ısındı. Tekrar sordu: “Sana ‘Evlenelim,’ dedim diye mi?” “Ben seni anlamıyorum.” “Feza... Çok düşünüyorsun, bu yüzden hasta oldun. Leyla için her şeyi yaparım; basit bir evlilik de dâhil buna. Yine de sen bu şekilde olma. Bana diklenmeni tercih ederim. Benim için... Yani...” Devamını getirmedi. Benim için hasta olma, diyemedi. Leyla için... Basit bir evlilik de dâhil buna... Bu kadardı. Haklıydı. Tıpkı sabah Sarp’ın söylediği gibi: Çok fazla abartıyordum. Talha’yı çok fazla abartıyordum. Gerçekten onun hakkında bir şeyler mi hissediyordum? Hah, saçmalığın en güzeli! . . . Sabah kapıdan çıkarken her zamanki gibi Yavuz’u arabada beni beklerken buldum. “Günaydın Feza,” dedi. Gülümseyerek karşılık verdim: “Günaydın.” “İyi görünüyorsun.” Dün hasta bir şekilde beni eve bıraktığında endişeli görünüyordu; bu yüzden dinç olmama sevinmişti. Elimde duran, annemin sabah Yavuz için hazırladığı ve içinde börek olan kaplardan birini ona uzattım: “Bu senin. Annem hazırladı.” Yavuz önce şaşırdı, ardından gözle…

Bölümün tamamını WritePad'de oku