4.Bölüm - 6
Yazar: Çiğdem Kılınç

“Leyla uyandı mı?” diye sordu Halime abla. “Bir ara uyanır gibi oldu ama tekrar uyudu.” “Dinlensin biraz daha.” “Talha Bey geldi mi?” “Bu gece gelmez.” “Neden?” diye sorduğumda Nazar abla sanki gereksiz bir soru sormuşum gibi bir süre bekledi ama ardından cevap verdi. “Hastane günleri akşam Leyla uyuduğu için eve gelmiyor.” Halime abla kendi kendine konuşur gibi: “Kuzumu o hâlde görmeye tahammül edemiyor herhalde.” dediğinde Nazar ablanın bakışları hemen Halime ablayı ikaz edercesine ona döndü. Nazar abla bana her şeyi üstü kapalı söylüyor, nedenlerini bilmemi istemiyordu. Sanırım beni birkaç gün sonra gidecek diğer bakıcılar gibi görüyordu. Hak verdim çünkü ben de onun yerinde olsam aynını yapardım. “Leyla uyuyorsa saat de ilerledi. Ben çıkabilir miyim peki?” dediğimde Nazar abla cevap verdi: “Tabii çıkabilirsin. Yavuz’a haber vereyim. Bıraksın seni.” “Zahmet etmesin, ben gidebilirim.” “Olmaz öyle.” Nazar abla aradıktan sonra Yavuz beni eve bırakmak için geldi. Yol boyunca o da sessizdi. Sanırım cuma günleri bu evde herkes Leyla ile birlikte sessiz moda geçiyordu. Talha, Yavuz, Nazar abla… Bunu anladığımdan olsa gerek, sessizleşmiştim ben de. Leyla’nın odasındaki tuhaf durum hâlâ aklımda dönüp duruyordu. İçimdeki o burukluğu da bir türlü atamamıştım. Beni bu kadar etkileyeceği aklımın ucundan dahi geçmezdi. Onun yerine kendimi koymaya çalıştım ama olmadı. Çünkü beni evde bekleyen bir annem vardı. Yavuz arabayı evin önünde durduğunda ona teşekkür edip indim arabadan. Böylelikle o evde başladığım ikinci iş günüm çok sessiz ve sıkıcı bir şekilde son buldu. Annem kapıyı açtığında beklemeden ona sarıldım. Şaşırıp neden birden ona sevgi gösterdiğimi sorsa da bir şey demeden odama çıktım. Yemekte ise yalnızca onun yemek yiyişini izledim. “Sabah öyle konuştum diye alındın mı bana?” diye birden sorduğunda daldığım yerden çıkıp sorusuna şaşırarak ona baktım. “Yoo. Nereden çıkardın bunu?” “Yanlış bir fikre kapıldım herhâlde.” “Yok annem. Onun için değil.” “Niye dalgınsın ya? Ne düşünüyorsun?” “Bugün Leyla’nın diyaliz günüydü. Yani hastanede hastaların ne kadar zorlandığından falan bahsediyorlardı. Biliyordum ama… Yani bugün Leyla’yı gördükten sonra aslında bunun birkaç kelimeden fazlası olduğunun farkına vardım. Yani… Yani ne bileyim anne, ben…” “Merhamet ettin.” “Ben o kız için oradayım. Leyla’yı öyle yalnız görünce ve onun için elimden bir şey gelemediği için kendimi kötü hissettim.” “Yalnız mıydı? Abisi neredeydi?” “Bırakıp çıktı Leyla’yı. Ben yanındaydım ama onun benden çok annesine ve babasına ihtiyacı vardı.” “Anne ve babası neredeymiş?” “Karışık bir hikâye.” “Talha, yani anlattığına göre Leyla’ya o kadar düşkün ise bugün yanında değil miydi?” “Sanırım Leyla’yı o şekilde görmeye dayanamıyor.” Bunun üzerine annem sanki Talha’yı anlıyormuş gibi sessiz kaldı bir süre. “İyileşme ihtimali var mıymış?” “Nakil gerekli, aksi hâlde bu şekilde devam edecek.” “Rabbim yardımcısı olsun. Talha’ya da dayanma gücü versin. Çok zor.” “Amin anne.” Bugün ikinci kez Talha ve Leyla için amin diyordum bir duaya. Ve gittikçe daha çok üzüldüğümü ise o anda fark ettim. Dün benimle güle oynaya konuşan kızı bugün o ruhsuz ve soluk hâlde görünce Leyla’nın düşünceleri aklımdan bir bir geçti. “Allah beni de seviyor mu?” sorusu içimde yumak oldu önce ve her bir nefes alışımda ilmeklendi. Leyla için ilk duamı o gece ettim. Uzun ve içten bir duaydı. . . .