MİM

4.Bölüm - 3

Yazar:

MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı
MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı

Annem sustuğunda bir şey demedim. Neden bilmiyorum, söyledikleri kalbimde garip bir ağırlık yaptı. Göğüs kafesimi sıkıştırdı. Gerçekten ben de onun görüntüsünden mi etkilenmiştim? Bencileyin hayır. O hâlde neden adamın her bir ayrıntısı zihnimdeydi ki? Annem mi haklıydı? Yine hayır. Ben o adamdan etkilenmedim. İnsan içini bilir, insan hisseder, değil mi? Ben Talha Bahremoğlu’ndan etkilenmedim. Kapı zili ile düşüncelerimden sıyrıldım. Annem benden önce davranıp ayaklandı. Saate baktığımda zamanın epey ilerlediğini gördüm. Annem ile sohbete dalmıştım. Ayağa kalktığım sırada annem mutfağa girdi. Tekrar arkasında adamı görünce şaşkınlıkla bakakaldım. “Yavuz? Bey.” diyerek ona baktığımda Yavuz mahcup bir eda ile başını öne eğip anneme baktı. “Kusura bakmayın, Feza Hanım. Anneniz ısrar etti.” Annem lafa karıştı: “Dışarısı soğuk biraz, sabah saatleri malum. Bir çay doldurayım Yavuz’a, sen de hazırlan hadi.” dediğinde başımı salladım. Ben mutfaktan çıkarken annem Yavuz’a çayı açık mı yoksa demli mi olsun, onu soruyordu. Hayret ettim. Biraz önce bana Talha’nın rüzgârına kapılmamamı söyleyen annem, şimdi onun sağ koluna mutfakta çay dolduruyordu. Çantamı alıp aşağıya indiğimde annem Yavuz ile sohbet ediyordu. Sanırım iki kez gördüğü bu adamı şimdi masaya oturtmasının sebebi, nasıl insanlarla yan yana olduğumu anlamak içindi. “Ben hazırım.” dediğimde Yavuz hemen ayaklandı. “Çay için teşekkür ederim, Dildar teyze. Rahatsızlık verdim, kusura bakmayın.” “Olur mu evladım? Yine beklerim.” dediğinde annemin yüzündeki samimi gülümsemeyi gördüğümde bir kez daha şaşırdım. Yavuz’u sevmişti. Kapıdaki arabanın arka kapısını açtığında anneme el sallayıp arabaya bindim. Yavuz da çok beklemeden anneme teşekkür ederek sürücü koltuğuna geçti. Yol boyunca sessizdi. Aslında annem ile ilgili bir şey söylemesini bekledim ama tek kelime etmedi. Dalgındı, bir şey düşünüyor gibiydi. Bir saatlik yol boyunca iki kez telefonu çaldı. İkisinde konuşmalar tek kelimelik oldu. Sanırım meşgul bir adamdı ve ona rağmen Talha –bey– beni alması için normal bir şoför değil de sağ kolunu göndermişti. Bu da ilginçti. Eve vardığımızda içimden, inşallah Talha evde değildir, diye geçirdim. Dış kapıya yaklaştığımda Yavuz arkamdan seslendi: “Feza Hanım? Yanlış anlamazsanız bir şey soracağım.” “Tabii.” “Babanız, yani nasıl öldü?” İçimde kuytu bir karanlıkta saklanan küçük çocuk bakışlarını kaldırdı. Hatırlanan anılar, tozlu sayfalar, puslu görüntüler içimde kulaç attı. Yutkundum. “İntihar etti.” dediğimde Yavuz şaşırmadı, kaşlarını çattı. Bunu bildiğini anladım. Hakkımda her şeyi biliyorlardı tabii ki. Birkaç saniye düşündükten sonra gülümsemeye çalıştı. “Hatırlattığım için özür dilerim.” dedi. Başımı önemli değil der gibi salladım. Ardından Yavuz konuyu değiştirdi: “Bu arada anneniz çok tatlı, sevecen biri. Tıpkı anne gibi. Samimiyeti için tekrar teşekkür ettiğimi söyleyin lütfen.” “Önemli değil, Yavuz Bey… Bey mi diyeyim?” diyerek kafam karışık bir şekilde sorduğumda Yavuz gülümsedi. Orada onun da gülümserken bambaşka bir adam olduğunu fark ettim. Yazık ki Talha’ya da etrafındakilerin de yüzüne bu sert maske yapışmıştı ve gülümseyişleri, o maskenin ardında bambaşka biri olduklarını gösteriyordu. “Hayır, Yavuz diyebilirsiniz.” “Peki, sen de Feza diyebilirsin.” “Peki. Bu arada Leyla ve Talha hastanedeler, öğleden sonraya kadar gelmezler. Onu söylemem istendi.” Ardından tekrar arabasına bindi ve uzaklaştı. Bir eve baktım, bir de açık bahçe kapısına. Madem ki evde kimse yoktu, onca yolu beni boş bir eve getirmek için mi gelmişti bu adam? Allah’ım, sen bana sabır ver, dedim içimden tekrardan. Kapı zilini çaldım. Halime abla bir eli un içinde kapıyı açtığında gülümsedi. “Günaydın, kızım.” “Günaydın. Kimse yokmuş galiba.” “Hastanedeler. Bugün bütün gün gelmezler artık. Gel hadi, mutfakta sıkılmıştım ben de tek başıma.” Kabanımı vestiyere bırakıp mutfağa yanına geçtim. “Nazar abla da mı yok?” “O da Leyla ile birlikte gider. Az kaldı ağlayacaktı, istemeye istemeye gitti yine Leyla. Sesini…

Bölümün tamamını WritePad'de oku