3.Bölüm - 9
Yazar: Çiğdem Kılınç

Telefonu kapattığımda açık kapıdan içeri girdim. Salonda Nazar abla dışında kimse yoktu. Kendimi şimdi gerçek bir yabancı gibi hissettim. “Leyla nerede?” “Talha Bey ile çalışma odasındalar. Otur, sen. Masa birazdan hazır olur.” “Yardım edeyim.” “Olur mu? Bizim işimiz o.” “Ne de olsa ben de bir çalışanım.” dediğimde Nazar abla itiraz etmedi. Mutfakta diğer çalışan olan ellili yaşlardaki Halime teyze vardı. Üçümüz birlikte masayı hazırlayıp son tabağı yerleştirdiğimiz sırada Leyla da abisi ile salona geldi. Hazırlanan masaya oturdular. Leyla’nın karşısına oturduğumda Talha genzini temizledi. “Feza, biraz önceki tavrım için kusura bakma ama anlaşmamıza uymanı rica ediyorum. Kurallar değişmeyecek ve bir eksiklik istemiyorum.” “Bakın, Talha Bey, ben-” “Talha diyebilirsin.” Talha’nın bu ani nezaket değişiminin sebebinin yan yan baktığı Leyla olduğunu tahmin etmek zor değildi. Leyla zafer kazanmış bir eda ile bana gülümsüyordu. Şaşkınlığımı gizlemedim. Cidden de Leyla’nın hatırı için bana kibar davranıyordu. Sanırım biraz önceki konuşmasından dolayı gururum kırılmıştı. Bu yüzden sessiz kaldım ama yemekten sonra onunla konuşacaktım. Aklım annemde iken önümdeki tabak ile oynuyordum. Lokmalar boğazımda sıralanıyordu. Bir yandan da kulağım Leyla ile Talha’nın konuşmasındaydı. Berzah ve Hare ile ilgili konuşuyorlardı. Tanımadığım bu iki insan her kimse Talha için çok değerlilerdi. Bunu Leyla’ya bahsederken ikisi hakkında olan endişelerinden anlayabiliyordum. “Yemeği beğenmediysen Halime abla istediğin bir şeyler hazırlayabilir.” diyen Talha’nın sesi ile kendime gelip ona döndüm. Kahverengi bakışlarındaki harelerde hiçbir ifade yoktu. Bakışlarım istemsiz Leyla’ya kaydı. Onun da bana baktığını gördüm. Bir an Leyla’nın ona bunu sormasını istediğini sanmam gibi bir paranoya oluşturmuştum ama yanılıyordum. “Hayır, yemekler çok lezzetli, teşekkür ederim.” Önüne dönerek yemeğine devam etti. Sanki biraz önce ilgili davranan kendisi değilmiş gibi birden ruh hâli değişmişti. Sessiz geçen yemeğin ardından sofranın toplanmasına yardım etmek için ayağa kalktığım sırada Talha’nın bakışları ile karşılaştım. “Bırak, Nazar halleder.” “Yardım etmek istiyorum. Bana hizmet edilmesi rahatsızlık veriyor.” Birkaç saniye sessizce baktı yüzüme. O bakmaya devam ederken mutfağa yöneldim. Saate baktığımda dokuza geldiğini gördüm. Leyla koşarak geldi yanıma. “Abimle film izleyeceğiz, bize katılsana.” “Leylacığım, benim önce bir abinle konuşmam gerek.” “Şu an çalışma odasında.” Merdivenlere yöneldim. İkinci kattaki çalışma odasına vardığımda kapıyı tıklatıp “Gel.” sesinden sonra içeri girdim. Talha ayakta durmuş telefonla konuşuyordu. Beni görünce şaşırdı, önce eli ile oturmamı işaret etti. Sessizce geçip oturduğumda ahizeden bir mırıltı duyuluyordu. Bir an kadın sesi mi yoksa erkek sesi mi diye ayırt etmeye çalışırken buldum kendimi. İçimden bir istiğfar daha çektim ve aklımı silkeledim. Onu duymamaya çalışıyordum. “Sen görmek güzeldi. Bunu bir daha yapalım… Elbette… Görüşürüz.” Telefonu kapatıp büyük çalışma masasının başına geçtiğinde üzerini değiştirdiğini gördüm. Siyah kazağının kollarını katlamış, kocaman ellerini masada birleştirmiş, bana bakıyordu. Oturduğu yerden dahi heybetli görünüyordu ve insan ondan ürkmeden duramıyordu. “Nedir mesele?” “Mesele… Saatler.” “Anlaşmıştık. On iki.” “Şaka yaptığını sanıyordum.” “Yapmıyordum. Son defa açıklıyorum. Leyla’nın durumunu sana açıklamama gerek yok. Şimdi böyle iyi durduğuna bakma, diyaliz günlerinde ayağa dahi kalkamayacak hâle geliyor. Bu yüzden onun yanında olacak birine ihtiyaç var. İnan bana, senin gibi deneyimsiz birine kardeşimi emanet etmek benim de hoşuma gitmiyor ama elimden gelen bir şey yok. Seni sevdi. Beni diyalize girmemek ile tehdit etti.” “Leyla mı?” “Bak. Benim kardeşim ilk defa bana karşı geldi. Bu yüzden onun isteğini yerine getireceğim. Seni kovmayacağım ve sen de işini en iyi şekilde yapacaksın.” “Leyla seni diyalize girmemek ile tehdit ettiyse bunu konuşarak halletmeliydin. İsteğini yerine geti…