MİM

3.Bölüm - 8

Yazar:

MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı
MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı

“Bahadır abi onlara sevgi ile yaklaşırsam ve onlardan ricada bulunursam ancak meyve vereceklerini düşünüyor.” dediğinde gülümsedim. “Bence doğru.” “Bu çileklerde işe yaramıyor, baksana, o kadar dil döktüm. Hadi, sen bir şey söyle.” Onun küçük bir çocuk kadar masum olan bu tavırlarına gülümsedim. Masallara inandığı için değil, inanmak istediği için böyle davrandığına emindim. Leyla’nın yanına gidip eğildim. Elimi uzatıp yeşil yapraklara parmak uçlarım ile dokundum. “Allah seni meyve ver diye yarattı. Ve bu kızın emeklerinin neticesini vermen gerekiyor. Hemen meyve versen iyi olur.” Leyla kahkaha attı. “Bu azardan sonra kesin meyve verir.” Ayağa kalktıktan sonra onun da kalkması için elimi uzattım. Elindeki sulama kabını yere bırakıp elimden tuttu ve ayağa kalktı. Biraz önce oturduğum demir sandalyeye yönelmiştim ki Leyla birden yanımda kapıya doğru yürüdü. “Abi.” Talha’yı kapıya yaslanmış bir şekilde bizi izlerken buldum. Gözleri üzerimdeydi, bakışlarını benden çekip ona doğru koşar adım giden Leyla’ya dikti ve yüzünde inanılmaz bir gülümseme oluştu. Şok olmuş bir şekilde ona bakakaldım. Leyla’ya bu derece güzel gülümserken insanlara buz gibi duran bu alacakaranlık adam beni şaşırttı. Gülümsemesinin hoşuma gittiğini anladığım an içimden bir istiğfar çektim. Kollarını açıp Leyla’ya sarıldığında onu saçlarından öperken o gülüyordu. “Ne zaman geldin?” “Az önce. Beni her gün kapıda karşılayan birilerini göremeyince ne işle meşgulsün merak ettim.” “Saatin farkında değildik. Feza abla ile sohbet ediyorduk.” Yanlarına doğru yürürken Talha eğilip sessiz olduğunu, benim duymadığımı düşünerek: “Onu bana tercih etmiyorsun değil mi?” dediğinde Leyla dirseği ile Talha’yı dürttü. Yanlarına vardığımda Talha bana döndü ve Leyla’ya olan gülümsemesinin yerini çatık kaşları alırken otoriter bir ses tonu ile konuştu. “İlk günün nasıldı?” Nasıl bir anda bu şekilde değişebiliyordu merak ederken nezaketinin sadece Leyla’ya özel olduğunu fark ettim. Ben de ona tekdüze bir ses ile cevap verdim. “İyiydi, teşekkür ederim.” Sadece başı ile onaylayıp Leyla’ya dönüp tekrar gülümsedi. “Senin nasıldı günün?” “Gayet güzel.” “Hadi o hâlde yemeğe.” diyerek arkasını döndüğünde onu durdurdum. “Ben gidebilir miyim artık?” “Nereye?” “Evime.” Talha bana dalga mı geçiyorsun diyen bir bakış attı: “Anlaşmamızı unuttunuz galiba. Saat daha on iki olmadı.” Keyifsiz güldüm. “Masalda mıyız? Gitmem gerekiyor.” “Seni eve bırakacağımızı söylemiştim.” “Annem. Yalnız başına yemek yiyemez.” “Onu da getirelim ister misin?” “Şaka mı yapıyorsun?” “Yavuz?” diye seslendiğinde onu durdurdum. “Talha.” Seslenişim üzerine çatık kaşları ile bana döndü. “Bey. Benimle teklifsiz konuşma.” Sinirden güldüm ve içimi kaplayan öfkeden yanağımı ısırmaya başladım. İlk günden patronum kendinden nefret ettirdiği için ona minnettardım. “Talha Bey.” dedim bastırarak: “Annemin buraya gelmesine gerek yok. Siz buradasınız, Leyla yalnız değil ve benim gitmem gerekiyor.” “Kaldığın saatlerin parasını ödeyeceğim.” “Sorun para değil.” dedim kesin bir sesle. Aramızda biraz sonra bir tartışma çıkacağı kesindi. Leyla da bunu sezmiş olacak ki araya girdi. “Feza abla, lütfen bugün bizimle ye.” Ses tonu abisinin tam zıttı iken öfkemi de alıp götürdü. Birkaç saniye düşündüm, ardından tartışmak yerine Leyla’yı kırmamayı seçtim. “Peki. Bugünlük sen rica ettiğin için.” Talha’ya bakmadan ikisini de geçip seradan çıktım. Bahçenin serin havası içimi ürpertti. Telefonumu çıkarıp annemi aradım. “Kızım.” “Annem, ne yapıyorsun?” “Sofrayı kuracaktım şimdi, sen neredesin?” “Talha Bey’in evindeyim.” “Nasıl evinde? Çalışmaya başladım dedin ya.” “Çalışıyorum. Kız kardeşi için iş teklif etmiş. Gelince uzun uzun konuşuruz, olur mu?” “Bir şey anlamadım ama peki. Ne zaman gelirsin?” “Yemeğe kalmamı istiyorlar. Yalnız yiyebilecek misin?” “Yerim kızım, sorun değil de, endişelendim bak.” “Endişelenecek bir şey yok, Dildar Sultan. Talha Bey eve sağ salim bıraktıracak beni, merak etme. Ayrıca Vakıf Hoca’dan da duydun, nasıl insanlar olduğunu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku