MİM

3.Bölüm - 4

Yazar:

MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı
MİM – Çiğdem Kılınç kitap kapağı

“Ciddi değilsin?” Ciddiydi. “Her gün ne yaptığı hakkında bilgi vereceksin. O gün ne okuduğunu, ne izlediğini, ne düşündüğünü bilmek istiyorum.” “Gerçekten bunu yapacağımı düşünmüyorsun değil mi?” “Yapacaksın. Çünkü küçücük bile olsa tehlikeli bir durumda bunun hesabını sana soracağım.” Talha’nın söylediği şey üzerine yutkundum. Bu adam söylediği her şeyde ciddiydi. İşte o an ben de ciddi olarak korktum. Leyla’nın gerçekten de abisini sevip sevmediğini düşündüm ve Talha’yı kendi abim ile kıyasladım. Kesinlikle aynı değildi. “Onu sıkıyorsun.” “İyiliği için. Leyla’nın yanında olduğundan senin için de geçerli bu kurallar. Özel hayatını, sevgilini, heyecanlı üniversite yaşamını Leyla’ya aktarmayacaksın.” “Bir genç kızla ne konuşacağımı gayet iyi biliyorum. Ama onunla konuşacak bir şeyler bırakacak mısın bana?” “Leyla bulur. Yavuz ile işlemleri halledersin, ilk ödemen peşin. Ardından seni eve bıraksın. Tebrikler, ilk günün bugün.” Saatine baktı: “Leyla’nın dersi bitmiştir. Ona yetişsen iyi olur.” Talha sustuğunda ona bakıyordum hâlâ. Aklımda belki de asla cevaplanmayacak sorular oluşmuştu. Doğru bir şey yapıp yapmadığımı tarttım bir an. Bir yanım korkuyordu, kendini bir bilinmezin içine atmış gibi hissediyordu. Diğer yanım bu karanlık tarafa bile isteye geçmek istiyordu. Lakin ne olursa olsun Leyla’nın Sarp’tan, Ecrin’den bir eksiği yoktu diye düşündüm. Bu yüzden ona yardım etmek beni mutlu ederdi. Talha’ya bir şey söylemeden sessizce kapıya yöneldim. Dışarı çıktığımda koridorda beni bekleyen Yavuz gülümsedi. “Beni takip edin Feza Hanım.” Şaşırarak ona baktım: “Kabul ettiğimi biliyor muydun?” “Talha istedi mi alır. Özellikle de Leyla için.” Yavuz’a bir şey demeden onu takip ettim. Sonunda şirketten çıkıp açık hava yüzüme çarptığında tüm gerginliğimi üzerimden attım. Arabanın arka koltuğunda otururken Talha ile aramızdan geçen konuşmayı bir kez daha düşündüm. Verdiğim kararı sorgulayıp durdum. Bir yanım rahat etmişti, Sinan’ın hastane masrafını ödeyebilecektim nihayetinde ama diğer yanım… Kendimi aslanın ağzına atmışım hissettiriyordu. Anneme işi kabul ettiğime ve bugün çalışmaya başlayacağıma dair bir mesaj attım. Yolun kenarındaki evlerin yavaşça seyrekleşmeye başladığını hissettiğimde gözlerim boğazın güzelliğindeydi. Araba yavaşlayıp yüksek duvarlı bir evin önünde durarak devasa kapının açılmasını bekledi. Siyah şık araba içeri süzülürken ben merak ile etrafı inceliyordum. Sadece bahçenin büyüklüğü dahi başımı döndürmeye yetmişti. Üç katlı lüks villanın önünde duran araçtan indiğimde olduğum yerden hiç de hoşlanmamıştım. Yavuz sürücü koltuğundan inip yanıma geldiğinde ben etrafa anlamsız bakışlar atıyordum. “Endişelenmenizi gerektirecek bir şey yok. Beni izleyin lütfen.” dedi, ses tonu güven vericiydi. Ona baktığımda ilk defa dikkatli bir şekilde ona baktım. Neden bilmiyorum, bana tanıdık gelen bir yüzü daha önce karşılaşmışız hissi veriyordu. “Daha önce karşılaşmış mıydık?” Soruma şaşırdı, ardından benden bakışlarını çekti. “Talha’nın yanındayımdır hep.” “Hayır, onun dışında.” “Sanmıyorum. Buyurun lütfen.” Bir şey dememe fırsat vermeden yürümeye başladığında onu takip ettim ve beni rahatsız eden hissimden kurtulmam için içimden küçük bir dua mırıldandım. Kendimi teskin etmeliydim. Bu yüzden etrafı incelemeye başladım. İçeride sade bir şıklık hâkimdi. Modern çizgiler insanın albenisini çekiyordu. Capcanlı bir hava vardı içeride. Çok geniş ve ferah olması, ayrıca da gereksiz hiçbir eşyanın bulunmaması hoşuma gitmişti. Ardından duvardaki kitaplık dikkatimi çekti. Salonun sağ duvarını boydan boya kaplayan, kitaplarla dolu raflar hayranlık uyandırıcıydı ve salonun taze, modern yapısına oranla çok nostaljik durmuştu.

Bölümün tamamını WritePad'de oku