3.Bölüm - 3
Yazar: Çiğdem Kılınç

Olduğum yerde durmama sebep oldu söylediği şey. Bazı anlarda beynimiz iki lobunu birden kullanır bilirsiniz. O an beynimin bir lobu hastanede aldığım ücretin iki katını hesaplarken diğer lobu da Sinan’ın kapıma gönderdiği faturayı dönüp dolaştırıyor, taksitli fiyatını ödeyebileceğim şekilde kaç ay çalışmam gerektiğinin hesabını yapıyordu. Ardından Talha’nın bursumun iki katını verse bile en az 3 yılda ancak ödeyebileceğim fatura aklımda birikince yavaşça ona döndüm. Sert ve rahatsız edici bakışları üzerimdeydi. “Aldığım bursun iki katını versen bile,” “Bursun değil, bizim teklif ettiğimizin iki katını ödeyeceğim.” Kendi teklif ettiği ne kadardı? Dün gece Yavuz denen adamı dinlemeden kovduğum için bu konuda bir fikrim yoktu. Talha bunu anlamış olacak ki masada duran bir dosyayı bana uzattı. “Bu dosyada diğer şirketlerin gönderdiği çalışanların isimleri, deneyimleri ve maaşları var.” Masaya yaklaşıp dosyada yazan uzun listeye baktım. Çalışma günleri bir ya da iki gün, en uzun olan üç gündü. Neden kovulduklarını merak ettim. Leyla’da mı bir sorun vardı yoksa? Sanmıyordum. Ardından ödenen tutar gözüme iliştiğinde çok şaşırdım. Bu fiyatın iki katı cidden harikaydı ve kesinlikle hak edilmeyen bir tutardı. Yaptıkları tek iş on yedi yaşındaki genç bir kızın yanında olmak iken bu meblağ çok fazlaydı. “Neden sürekli bakıcı değiştiriyorsunuz?” “Leyla istemiyor kimseyi.” “Bakıcılarla yapamıyor demek ki. Annesi…” Anne kelimesini duyması ile sesi buz gibi çıkıp yüzüme çarptı. “Bu konuda konuşmuyoruz.” Sustuk ve annesi ile ilgili sıkıntısını merak edip içimde bir yerde rafa kaldırdım. “Babası peki… tamam, onunla ilgili de konuşmuyoruz. Peki neden illa ben?” “Yazdıklarından etkilenmiş gibi.” “O yazdıklarımın hepsi alıntı. Birkaç kitap önerebilirim.” Talha yerinden kalktı. Sabrı taşıyormuş gibiydi. Pencereye yürüdü. Birkaç saniye düşündü. Arkasını dönüp tekrar bana baktı, öfkesi biraz olsun dinmiş gibiydi. “Kitaba ihtiyacı yok, yanında birinin olmasına ihtiyacı var.” “Bak, ben-” “Üç katı.” “Parayı arttırmana gerek yok, şu an bile söylediğin çok fazla. Sadece ben… Yani…” Konuşamamamın sebebi hem bu paraya ihtiyacım olduğundandı hem de kabul etmek istemediğimdendi. Kabul etmek ile etmemek arasında kaldığımı Talha anladığından doğru bir taktik seçip sesini bir ton yumuşattı. “Bak, şu an burada durmuş seni ikna etmekten daha önemli işlerim var. Ama Leyla benim bu hayatta ki her şeyim. Gül koklamak isterse gül bahçesi alırım ona. Ayağına diken batsa yeri göğü inletirim. Meral Hanım eski bakıcısı, eşinin rahatsızlığından dolayı ayrılmak zorunda kaldı. Leyla’nın da böbrek yetmezliği var, bu yüzden sürekli yanında olacak birine ihtiyacımız var. Evde çalışanlar var ama ben Leyla’nın yanında ona iyi gelecek, arkadaşlık edecek birini istiyorum. Birkaç kişi denedi ama Leyla kolay kolay birine alışabilecek biri değil, aynı zamanda tek bir söz ile insanlardan etkilenecek biri de. O defteri bulduğunda seninle tanışmak istedi. Hastanede seninle konuşmuş ve sana kibar bir şekilde teklif etmemi istedi. Ve ben gayet nazik davranıyorum. Kabul ediyor musun?” Bir süre sessiz kaldım. Talha iki eli cebinde karşımda durmuş, benden bir cevap bekliyordu. Sessiz kalmam devam ettikçe sabrının taştığını görebiliyordum. Sonunda boğazımı temizledim ve şu durumda doğru olduğunu sandığım şeyi yapmaya karar verdim. “Ne zaman işten ayrılacağıma ben karar vereceğim.” Talha tek kaşını kaldırdı. Kabul etmeyeceğini düşündüm ama beni yanılttı. “Kabul.” “Pazar günleri çalışmam.” “Kabul.” “Haftada bir gün hastanede olmam gerek. Leyla da benimle beraber hastanede olacak, grup terapisine katılacak.” “Kabul değil. Leyla gelemez.” “Ama-” “Başka?” “Sabah sekiz, akşam sekiz çalışırım.” Talha güldü, ardından yüzü ciddileşti. “Sabah sekiz, akşam on iki. Yavuz seni evden alır ve bırakır.” On iki dediği öğle olmuyordu değil mi, geceden bahsediyordu. Hadi canım, ciddi olamazdı. Bu yüzden üzerinde durmadım. “Kendim gidip gelebilirim.” “Yapamazsın ve uyman gereken birkaç kural var.” “Nedir?” “İlk…