MİM

2.Bölüm - 4

Yazar:

MİM - Çiğdem Kılınç kitap kapağı
MİM kitap kapağı

“Ahmet Bey odasında mı?” “Evet Feza Hanım, müsait. Girebilirsiniz.” Sekretere gülümseyerek Doktor Ahmet Bey’in odasının kapısını çaldım. Masadaki bilgisayardan başını kaldırıp bana baktı. Kocaman gülümsedi, gözlüğünü çıkarıp ayağa kalktı. Uzun boylu, kibar, hoş denebilecek bir doktordu. Alanında da epey başarılıydı. Uzun süreli olmasa da sohbet etmişliğimiz vardı. Düşünceli biriydi. Annemin rahatsızlığını söylediğimde bizi daha iyi bir doktora yönlendirmiş ve annemle daha yakından ilgilenilmesini rica etmişti. Bunun için ona minnettardım. “Feza,” dedi samimi bir gülümsemeyle. “Seni görmek ne güzel. Lütfen otur.” “Meşgulseniz daha sonra da gelebilirim.” “Hayır, tabii ki. Otur lütfen. Önemli bir ameliyatım var. Bu yüzden birkaç araştırma yapıyordum.” Kapıyı ardımdan kapatarak Ahmet Bey’in masasının önündeki sandalyeye oturdum. “Size güzel haberlerim var.” dediğimde gülümseyerek kaşlarını kaldırdı. “Dinliyorum ama bir dakika.” diyerek ayağa kalktı. Arkasını döndü, biraz oyalandı. Tekrar bana döndüğünde elindeki dumanı tüten çayı masanın üzerine, bana yakın bir yere bıraktı. Gülümseyerek fincanı elime aldım. “Teşekkür ederim.” diyerek bir yudum içtim. “Tadı çok güzel değil mi? Tamamıyla organik. Karadenizli bir hastam teşekkür niyetine göndermiş. Bağımlısı oluyor insan.” “Evet, gerçekten de çok güzel.” Ahmet Bey bir yudum alıp birkaç saniye düşündü. Ben de beklemeden söze başladım. “Grup terapimiz… Sanırım sonunda doğru bir iletişim kurabildik. Özellikle de Sarp beni şaşırttı.” “Öyle mi? E, çok güzel bu.” “Evet. İlk defa ciddi bir hastalıkla mücadele eden bir grupla karşı karşıya kaldığımdan ilk başlarda biraz afalladım sanırım ama son iki seans gayet iyi geçti.” “Vakıf Bey’den bu terapiyi istememizin sebebi, onların karanlıkta olmadıklarını anlamalarını sağlamaktı. İçlerinden ikisi benim hastam ve maalesef arkadaş canlısı değiller. En çok üzüldüğüm şey de bu sanırım. Vücut pekâlâ tedavi edilebiliyor, bu benim işim. Ama onların kalplerini de iyileştirmek gerekiyor. Bu yüzden terapiyi istedim… Bir de Sarp için.” Yeğeni için çok endişeleniyordu. Gözleri yeniden daldı. “Hediye çekilişi yaptık. Sarp’a benim adım çıkmış. Hediye olarak da bunu almış.” diyerek elimdeki bilekliği gösterdim. Ahmet Bey gülümsedi. Kendi bileğinde duran, Sarp’takinin aynısı olan bilekliği gösterdi. “Hâlâ aynı hediyelerden alıyor sanırım.” “Benimle beraber diğer arkadaşlarına da almış.” “Öyle mi? Bu yeni işte.” “Arkadaş olmak istediğini bu şekilde ifade ediyor galiba.” “Sevindim. Peki diğerleri?” “Aslında sadece zorunluluktan, öylesine bir araya geldiğimizi sanıyordum. Ama bugün öyle olmadığını anladım. Küçük detaylara sandığımdan çok daha fazla dikkat ediyorlarmış. Biraz çekingen olsalar da gerçek duygularını ifade ederken gayet cesur davranıyorlar. Bunu görmek iyi hissettirdi.” Ahmet Bey gülümsedi. Ardından gülümsemesi soldu. “Derin… Bir an önce onu ameliyat olmaya ikna etmemiz lazım. Ailesi perişan. Ameliyatı daha fazla erteleyemeyiz. Çok geç olabilir.” “Evet, biliyorum. Onunla konuşmanın doğru bir yolunu bulmam lazım.” “Sana güveniyorum.” “Teşekkür ederim.” Fincandan son bir yudum daha aldım ve sehpaya bıraktım. Ayağa kalkarak konuştum. “Ben kalkayım. Siz de araştırmanıza devam edin.” Kapıya yöneldiğim sırada Ahmet Bey son anda seslendi. “Feza… Şey…” Ne diyeceğini bilemeyerek eliyle ensesini kaşıdı. Ardından bakışlarını benden kaçırdı. “Yani… Müsait olduğun bir gün seninle bir yerde oturup bir şeyler içebilir miyiz? Seninle konuşmak istediğim bir konu var.” Şaşırdım. Geçen haftalarda Nimet’in söylediği şey aklımda dönüp birden durdu. Ahmet Bey benimle ilgileniyor olabilir miydi gerçekten? Şimdiye kadar hiç yanlış bir konuşması ya da davranışı olmamıştı. Aksine mesafesini daima korumuş, bana hep saygı çerçevesinde yaklaşmıştı. Şimdi ise çekinerek söylediği bu sözler aklımı karıştırmıştı. Bir an düşündüm. Annemin onu gördüğünde ne kadar beğendiğini, terbiyeli, kibar ve hoş biri olduğunu söylediğini hatırladım. Yüzümün kızardığını hissedince bakışlarımı onda…

Bölümün tamamını WritePad'de oku