2.Bölüm - 3
Yazar: Çiğdem Kılınç

Ecrin heyecanla paketi açtığında çerçeveyi görünce gözleri ışıldadı. “Çok güzel bu. Teşekkür ederim Feza, gerçekten çok beğendim. Denizi sevdiğimi biliyor muydun?” “Evet.” diyerek itiraf ettim. Ecrin gülümsedi, mutlu olmuştu. Ardından elinde tuttuğu paketi Derin’e uzattı. “Bu da senin.” Derin kocaman gülümseyerek Ecrin’den hediyesini aldı. Hemencecik açtı. İçinden bir kitap çıkınca kocaman gülümsedi. “Yaa, bu çok güzel bir hediye.” diyerek sevinçle ayağa kalktı ve Ecrin’e sarıldı. Sarp, onun bu coşkulu teşekkürüne gözlerini devirip başını iki yana salladı. Derin yerine oturup kitabı karıştırmaya başladı. “Aşk romanlarını seveceğini düşündüm.” dedi Ecrin. “Evet, çok severim.” diye atıldı Derin ve Ecrin’e teşekkür ederek elindeki paketi Pamir’e uzattı. Pamir gülümseyerek paketi aldı. “Teşekkürler hanımefendi.” dedi gülümseyerek. Paketi açtığında içinden çıkan plağa bakıp Derin’e soran gözlerle baktı. Derin mahcup bir sesle açıklama yaptı. “Şey… Dedenden kalma bir plak koleksiyonun olduğundan bahsetmiştin. Bu da bizim evde tozlu raflardaydı. Sevebileceğini düşündüm.” Pamir şaşkınlıkla havaya kalkan kaşlarıyla kocaman gülümsedi. “Ciddi misin? Aman Allah’ım, bu nasıl güzel bir hediye! Teşekkürler Derin. Bu, elimde tuttuğum paha biçilemez bir plak. Allah’ım, çok güzel.” Sarp bile bu ince davranış karşısında etkilenmişe benziyordu. Derin ile Pamir’in ortak bir yanını bulmak iyiydi. Bu da yaptığımız etkinliğin doğru olduğunu gösteriyordu. Sıra Pamir’deydi. Elindeki paketi Sarp’a uzattı. Sarp tek kaşı havada, şaşkınlıkla uzatılan paketi aldı. Paketi açıp önce sakin bir şekilde baktı. Bir futbol takımı formasıydı ve üzerinde birkaç imza vardı. Formayı indirip aynı sakin tavırla Pamir’e baktı. “Bu…” Birkaç saniye durdu. Beğenmediğini Pamir’e söylememesini umuyordum çünkü Pamir çok kırılırdı. Ama o, düşündüğümün aksine heyecanla bağırdığında hepimiz yerimizde sıçramıştık. “Harikaaaa… Oğlum bu mükemmel lan! Nereden buldun oğlum sen bunu?” “Amcam kulüpte beslenme uzmanı gibi bir şey. Bulmak çok zor olmadı. Beğenmene sevindim.” “Beğenmedim, bayıldım lan! Gel sarılacağım. Artık sen benim öz kardeşimsin. Bizim küçük kediyi kütükten sildirip seni alacağım aileme, gel.” Sarp’ı şimdiye kadar ilk kez bu kadar coşkulu ve mutlu görmüştüm. Bu hâli gerçekten çok güzeldi ve ona yakışıyordu. Sakinleştikten sonra formayı hemen üzerine geçirdi. Hâlâ gülüyorken elini cebine atıp küçük bir paket çıkardı ve hiçbir şey demeden sessizce bana uzattı. Avucuma sığan parlak paketi şaşırarak alıp açtım. İçinden bordo iple örülmüş bir bileklik çıktı. Üzerinde ise “Fatıma Ana’nın Eli” vardı. Gerçekten çok beğenmiştim. Bilekliği bileğime taktım. “Sarp, şaşırttın beni. Teşekkür ederim.” dediğimde başına taktığı siyah bereyi çekiştirdi. “Önemli değil.” “Çok beğendim.” dedim sıcacık gülümseyerek. Ardından Sarp diğer paketleri çıkarıp diğerlerine de birer tane verdiğinde daha çok şaşırdım. “Adil olsun istedim.” dedi, hiçbirimize bakmayarak. Derin pembe, Ecrin turkuaz, Pamir de lacivert bilekliğini koluna taktı. Hepsinin üzerinde farklı bir arma vardı. Derin’de güneş, Ecrin’de kelebek, Pamir’de ise hilal. “Ne güzel, grup sembolümüz gibi oldu. Kendine de alsaydın Sarp.” diyen Derin’e Sarp kazağının kolunu sıvayıp bileğini gösterdi. Tıpkı bizdeki gibi siyah örme bilekliğine ve üzerindeki figüre baktım. Gümüş bir kartaldı. Sarp’a teşekkür ettiklerinde utanmış gibiydi ama çok geçmeden eski Sarp’a geri döndü. “Bu bileklikleri size promosyon olsun diye hediye verdim. Takıp herkese gösterin ve Eminönü’nde yaşlı bir teyze ile torununun bunları yapıp sattığını söyleyin.” Bakışlarım Sarp’a takılıp kaldı. Eğer isterse içinden harika bir insan çıktığını böylece kanıtlamış oldu. Kısa sohbetler eşliğinde konuşmaya devam ederken terapinin bittiğini haber veren telefon alarmı çaldığında gençler hemen ayağa kalktı. “Bugünlük bu kadar. Haftaya görüşürüz. Sizi seviyorum.” diyerek memnun bir ifadeyle yanlarından ayrıldım. Doktor Ahmet Bey’i görüp bugünkü gelişmelerden haberdar etmek için oda…