MİM

2.Bölüm - 2

Yazar:

MİM - Çiğdem Kılınç kitap kapağı
MİM kitap kapağı

. . . (1 hafta sonra, Perşembe) . . . Bir örümceğin ağı ile düşmanları uzaklaştıran, bir asa ile denizi ikiye ayıran, kuşlar ile filleri yenebilen bir Allah’a (c.c.) samimi dua ettikten sonra nasıl olur da sana nasibini buldurmaz? Bir başka paragrafın ilk cümlesini okudum. Bu hayatta senin var olma sebebin var. O sebebe bağlı bir nasibin var. Rast geldiğim bu cümlelere bakışlarım takıldı. Durup düşünmeye başladım. Nasibimin ne olduğu, bana nasıl geleceği… İş, kariyer, bir eş, aile? Hangisiydi bu nasip ve bana nasıl gelecekti? Bunun için nasıl dua ettiğimi ve en önemlisi ne istediğimi… Yüreğime dokunan, okuduğum her şeyi not ettiğim kara kaplı, saman kâğıdından sayfalara sahip deftere bu sözü de tıpkı diğerleri gibi yazmalıydım. Çantama uzanıp baktım ama içinde yoktu. Ardından odamdaki çalışma masasının çekmecelerini aradım, yok. Kitaplığa baktım, odayı etraflıca aradım. Salondaki kitaplığa baktım, evi taradım, yine yoktu. Bir yerde düşürmüş olmalıydım diye içim sızladı. Benim için önemliydi. Ne kadar okuduklarım önemliyse yazageldiğim, notlarımı tuttuğum o defter de o denli önemliydi. Okula ve hastaneye de bakmayı aklımda tutarak ayağa kalktım. Perşembeydi bugün. Hazırlanıp Ecrin’e aldığım hediyeyi de unutmadan aşağıya indim. Annem evde yoktu. Yine Sevil ablalardaydı. Çıkacağımı mesaj attıktan sonra ayakkabılarımı giymiştim ki kapı çaldı. Kapıyı açtığımda postacıyı gördüm. “Feza Boran?” diye sordu. “Benim.” Elindeki zarfı uzattığında aldım. İmzayı atıp postacı gittikten sonra kaşlarım çatık bir şekilde elimdeki zarfı açtım. Estetik ameliyatı için gereken tutarın yazıldığı bir faturaydı. Neyin yanlışlığı olabilir diye düşünürken Sinan Özdemir ismini görünce kan beynime sıçradı. Burun ameliyatı olmuş, estetik yaptırmış; üstüne iki ameliyat masrafının faturasını da bana göndermişti. Öfkeyle telefonuma uzanıp Sinan’ı aradım. İlk çalışta açtı telefonu. “Ooo, Feza Hanım. Siz beni arar mıydınız?” dedi gülerek. Ameliyatlı olduğu için olsa gerek, sesi burnu tıkalıymış gibi çıkıyordu. “Benim adresime gönderdiğin bu fatura ne demek oluyor?” “Açık değil mi? Burnuma yumruk attın. Üstüne bir de o dağdan inme, cehalet vebası kokan arkadaşının attığı yumruk var. Sebebi sen olduğun için ödemeleri de sen yapmak zorundasın.” “Neden zorundaymışım?” “Hmm… Eğer ödemezsen seni dava edeceğim. Eee, restorandaki kamera kayıtları bana yumruk attığını gösteriyor. O dallama arkadaşın da kayıtta. Ayrıca duraktaki olayı kaydeden güvenlik kameraları da var. İkiniz iş birliği yaparak benim can güvenliğimi tehlikeye attınız. Sence iyi bir avukatla seni mahkemeye versem sadece ameliyat masraflarını ödemekle kurtulur musun?” “Sinan…” “Hadi ama… Hâlâ seni düşündüğümü görmüyor musun? Sırf son arkadaşlık hatırın için bunu yapıyorum. Ayrıca benimle son bir yemek de yiyeceksin. Merak etme, ondan sonra bir daha beni görmeyeceksin.” Öfke tüm vücudumu ele geçirmiş, tepeme vururken Sinan’ın ukala suratı gözümün önünde belirdi. “Elinden geleni ardına koyma. Hiçbir şeyi ödemiyorum. Git, şikâyet et beni.” Gözlerimi kapatıp bir istiğfar çektim. Titremeye başlayan ellerimin geçmesini bekledim ama nafileydi. Gerçekten Sinan bu kadar iğrençleşmek zorunda mıydı? Hem neden ödeyecektim ki o faturayı? Daha doğrusu hangi parayla ödeyecektim? Kesinlikle ödeyemezdim. Mahkeme konusunda blöf yapıyordu, değil mi? Yapmıyor gibiydi. Kaç işte çalışırsam ödeyebilirdim acaba? Annemden alsam… Hayır, annem olmaz. Taksit yaparlar mıydı acaba? Ayrıca neden başka bir adamın attığı yumruğun masrafını da bana ödettiriyordu ki? Kendisi ödemeliydi. Saçmalama, Feza, diye uyardım kendimi. Bir çare bulmalıydım. Bu kadar parayı bir arada vermem imkânsızdı. İçim içimi kemirirken çıktım evden. Hastaneye geldiğimde üzerimi değiştirip Salon Yirmi İki’ye gittim. Çoktan ekibim terapi için gelmiş, yerlerine kurulmuşlardı. Surat ifademi gördüklerinde Sarp alaycı bir tavırla yine bir şey olmuş gibi gülerken, diğerleri ne olduğunun merakıyla bana bakıyorlardı. Yerime geçip oturdum. “Merhaba çocuklar.” Pamir tek ka…

Bölümün tamamını WritePad'de oku