MİM

GİRİŞ

Yazar:

MİM - Çiğdem Kılınç kitap kapağı
MİM kitap kapağı

Genç kız koridoru aşıp dışarı çıkmadan önce derin bir nefes aldı. Hastane kokusunun sindiği düşüncelerini toparladı. Dolan gözlerini sildi. Alışkın olduğu bu dört duvardan bir gün kurtulabilme umudu içindeydi. Kurtulamasa bile yanında bir kurtarıcısı olduğu için memnundu. Sırf onun için, o yanında olduğu için mutluydu. Biricik abisi üzülmesin diye içinde dönüp duran, hiçbir zaman gitmeyen ağrısını bir kenara attı. Düşen omuzlarını kaldırdı. Kendine kim olduğunu hatırlattı. On yedi yaşındaki biri ne kadar güçlü görünüyorsa o kadar güçlüydü. Dayanamıyordu ama sırf abisi için dayanıyormuş gibi yapıyordu. Yorulmuştu, bıkkındı ama sırf abisi için pes etmiyordu ya da etmiyormuş gibi görünüyordu. Haftalık hastane macerası bugünlük bitmişti. İğnelerden, ağrı kesicilerden, haplardan, hastaneden, nefret ettiği her şeyden kurtulacaktı bir gün. Umutsuzca o günü bekliyordu. Kapının önüne çıktığında arkasındaki iki koruma dışında yalnızdı. Banklardan birine oturup etrafı izledi bir süre. En çok bu anlar özeldi onun için çünkü yılmışlığı, üzüntüsü tüm bedenine yansıyordu; gerçek kendisiydi bu yalnız hâli. Saklanmıyordu hiç kimseden. Bakıcısı birkaç hafta önce işi bıraktığında çok üzülmüştü. Abisi onun yerine başka kimi getirdiyse de, birçok diploması varsa da hiçbirini kabul etmedi. İstemiyordu. Hayatı ona tozpembeymiş gibi gösterecek, onu teselli edecek insanlara dayanamıyordu. Gerçek bir arkadaş istiyordu. İçindeki bu ağrıları ona hatırlatmayacak, ona acıyarak bakmayacak birini istiyordu yerine, tıpkı giden gibi. Saatine baktı: 15.49. Abisi tam bir dakika sonra burada olacaktı. Hiçbir zaman geç kalmazdı onun için. O çıkmadan on dakika evvel gelir, alırdı onu. Vaktini şaşırmazdı. Normalde uzun sürmesine karşın bugünkü kontroller kısa sürdüğünden hastanenin havasına daha fazla dayanamamış, kendini dışarı atmıştı genç kız. İçinden saydı. 5, 4, 3, 2, 1… Ardından yola baktı. Siyah araba ana yolda göründü. Omuzlarını kaldırıp derin bir nefes aldı. İşte sahip olduğu, en sevdiği tek insan gelmişti. Işıl ışıl gülümseyerek yerinden doğruldu. Abisi onu görünce hızla arabadan inip yanına geldi. Ona sarılıp gülümsedi. “Güzelim, geç kalmadım değil mi?” Genç kız başını hayır anlamında salladı. “Nasıldı? İyi misin? Ağrın falan var mı?” diyerek yüzünü avuçladı abisi. “Çok iyiyim.” dedi abisine karşılık verirken. Çok iyi değildi. Yalan söylüyordu ama bu, sırf o üzülmesin diye söylenmiş bir yalandı; ona göre yalan sayılmazdı. Bir adım atmıştı ki oturduğu bankın yanında duran kahverengi defter çekti dikkatini. Abisi onu beklerken o eğilip defteri yerden kaldırdı. Saman sarısı sayfalarına baktı. Defteri şöyle bir karıştırdı. Son sayfasındaki cümlelere takıldı bakışları: “Ne istediğini biliyor musun? Kim gerçekleştirecek bu mucizeni? Var mı öyle biri? Var. O’nu (c.c.) hatırlıyor musun? İşte her şeyi sen kendi elinle kötü yapmışken onu hayra eyleyip iyileştirecek, onu güzel yapacak olan O’dur (c.c.). Eğer istersen Allah sana her şeyi verir. İnsanların yapamadığını yapacak olan sadece Allah’tır.” Sayfayı çevirdi. “Peygamber Efendimiz (sav), Hz. Ebubekir’le Mekke’den Medine’ye hicret ederken mağarada ona şöyle söylemişti: ‘Lâ tahzen, innallâhe meanâ.’ Peygamber Efendimiz (sav) ona, ‘Üzülme, Allah bizimle beraberdir.’ diyordu. Kendimizi Hz. Ebubekir’in (ra) yerine koyalım ve bu sözü Peygamberimizden (sav) işitmiş gibi iliklerimize kadar hissedelim… ‘Allah bizimle beraberdir.’” “Hadi, Leyla.” Kalbi titredi Leyla’nın. Abisinin ona seslenişinden değildi sebebi. Okuduğu satırlardandı. Ne olduğunu anlamadığı bir his kapladı yüreğini. Kitap okumayı severdi ama ilk defa böyle bir şey okumuştu. Yutkundu. Merakını kamçıladı bu sözler. İyi geldi. “Doğru,” dedi içinden. İnsanların yapamadığını yapacak olan bir tek Yaratıcı’ydı. Abisine doğru yürüdü yavaş adımlarla. “Ne o elindeki?” “Bilmiyorum, burada buldum.” “Başkasına ait, yerine bırak. Gidelim hadi. Sana bir sürprizim var.” diyerek göz kırptı abisi. En sevdiği hâlindeydi bugün. En çok görmek istediği o soğukluğundan, kat…

Bölümün tamamını WritePad'de oku