MİLAT
Yazar: Hande M

In Flames - Digital Daggers Empty Note (acoustic) - Ghostly Kisses MİLAT ∞ Bebeğim, Geçmişin hakkında birçok kişiden birçok farklı hikâye dinlediğini biliyorum. Hangisini doğru hangisini yanlış kabul ettin, gerçek hikâyenin ne olduğunu öğrenmek ister misin, bilemiyorum. İçerisinde benim geçtiğim bir hikâye dinlemek ister misin, bunu da kestiremiyorum, doğrusunu söylemek gerekirse. Senin hayatın, benim canımın tam içerisinde yer edinmiş bir yaraydı her zaman. Senin hayatın, benim canımın önemini yitirmesine yegâne sebepti her zaman. Ancak tahmin edebiliyorum ki benim hayatım, senin için aynı şeyleri ifade edemedi hiçbir zaman. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkacağının bilincindeydim, senin hayatını derinden etkileyecek kararlar verirken. Ama hayat, insanı öyle bir yola sürükler ki, doğrunun yanlışın ne olduğuna karar bile veremez, öylece akışa kapılır gidersin. İşte, sen de öyle bir anda çıktın ki karşıma, neyin doğru neyin yanlış olduğunu düşünmeye fırsatım olmadı, kapıldım gittim. Sonucunda, sana yaşattığım her şeyin tek suçlusunun ben olduğumu biliyorum, sen de biliyorsun. Herkes biliyor. Gerçekler er ya da geç ortaya çıktı elbette. Gerçekler, gerçekler; ne saçmalamış bu kadın diyebilirsin şimdi. Kendince elbette haklısındır, sana yalan bir hikâye yazarken doğruların savunucu olmam kadar ironik bir şey olmasa gerek. Ama şunu da bilmen gerekir ki, hayatındaki her yalan hırkası seni gerçeklerin ayazından korumak için giydirildi sırtına. Şimdi ise, o yalan hırkalarını senden alarak neden seni o ayazda bıraktığımı sorguluyor olmalısın, eh, dediğim gibi gerçekler er ya da geç ortaya çıkmaya mahkûm. Bu yazdıklarımı okumaya devam ediyorsan, eğer, hayatın ve geçmişin hakkındaki gerçekleri öğrenmeye karar verdiğini düşünüyorum. Belki de yanılıyorumdur, sadece buna inanmak istiyorum, geçmişini bir de benden dinlemek istediğine inanmak istiyorum. Neyin doğru neyin yanlış olduğuna inanmadan önce birebir tanık olmuş birisinden daha dinlemeyi tercih ettiğine inanmak istiyorum. Seni yaşadığın hayat ile lanetleyen insandan daha güvenilir bir kaynak olamayacağını da belirtmek istiyorum. Ne de olsa bütün bu laneti kurgulayan da sahneleyen de benim. Bebeğim, bu satırlar senin eline şu andan yıllar sonra geçecek. Neden bu kadar geç, diye düşünebilirsin. Beni anlayabilmeni istiyorum, çünkü. Eğer, benim yaşımda olursan neyi neden yaptığımı anlayabilirsin belki, diye umut ediyorum. Yaşam şartlarımız bir değil elbette, tabii ki de sen benden çok daha farklı, çok daha zor koşullarda yaşama tutundun. Ama bendeki de bir umut işte, hak vermeni isteyemem senden, belki bir umut, beni anlamanı istiyorum, tüm kalbim ile. Tüm kalbimin içinde sen olmana güvenerek belki de bu bencil isteğim. Yazdıklarımı okur musun, okumaz mısın, bunun kararı sana ait; lakin okumaya karar verirsen yanında olabilmeyi ne kadar çok istediğimi bilmeni isterim ilk olarak. Senden ayrı bir yaşam düşünemiyorum, bu fikren bile tahammül edemediğim bir durum. Senden ayrıldığım gün bil ki, benim ölüm günümdür. Fakat hayat, ikimizi bir arada tutmamaya yemin etmiş olsa gerek… Yazdıklarım anlamsız gelecek sana, biliyorum. Girizgâhı uzatmadan devam etmeliyim, gerçeklere bir de benim penceremden bakman gerek. “Gerçek, gerçektir ve tektir, değişmez.” Bu sana öğretilen ilk şeylerden biri olacak, biliyorum. Ama bebeğim, bazen gerçekler tek değildir ve değişebilir. Gerçeğin tek bir penceresi yoktur, diğer pencereleri açtığımızda ne ile karşılaşacağımızı bilemeyiz. Bunu öğretmek için yanında olamayabilirim, bunun için beni affet. Af, senden dileyebileceğim bir şey değil, ama ben konu sen olduğunda bencil bir kadına dönüşüyorum. Senden af dilemem gereken çok fazla konu var, biliyorum. Bilmek hiçbir şeyi değiştirmeyeceği için sana gerçekleri anlatmak istiyorum. Neyi, neden yaptığımı, neden yapmadığımı anlaman gerekiyor. Söze başlamadan önce kısa bir mola verdiğimi bilmeni istiyorum, her şeyi bilmeni istiyorum. Şu an seninle konuştuğumu anlamış gibi hareketlendiğini, içeride ufaktan kıpırdandığını…