1.Bölüm
Yazar: Sudenaz

“Bazı evlerde kız çocukları kendi kaderini yazamazdı; onların kaderini soyadları yazardı.” “Uyan hadi Mihriban beklediğin zarf geldi.” Gözümü açmama sebep olan sesle uyandım. Beklediğin zarf demişti Berfin yoksa sınav sonuçum mu açıklanmıştı. Yataktan hızla kalktık ve Berfinin elinden kaptım zarfı. “Ben nasıl ba- bakacam buna şimdi berfin?” Heyecandan kekelemiştim ve birazda korkudan “De hayde aç Keça mamê (amca kızı).” Ellerim titreyerek açtım zarfı ve sonucu okudum. KAZANMIŞTIM… çığlık atarak berfine sarıldım. “ Kazanmışım berfin. Doktorum ben artık.” O da sevinçle sarılmıştı bana. Sonra aklıma gelenle düşmüştü yüzüm. “İyi de dedem izin vermez ki çalışmama.” Haklısın der gibi başını yukarı aşağı salladı berfin. “ Doğru dersin dedem hayatta izin vermez. Gizli gizli okuduğunu duyarsa hele öldürür seni.” Çok haklıydı Berfin zamanında okumama bile izin vermemişti dedem. Azat abim sayesinde okumuştum dedemden gizli götürürdü Berfinle beni okula yıllarca böyle okudum. Belki anam babam olsaydı izin verirlerdi. Dedem hep beni suçladı ölümlerinden. Beni ve rahmetlik annemi. Annem aslen mardinli değil. Babam bir iş gezisinde tanımış annem Rusya da bir şirkette çalışıyormuş. Dedem zamanında çok karşı çıkmış babama evlenmesin diye ama dinlememiş babam ve annemle evlenmiş sonra ben olmuşum. Annemin kimsesi yok diye Türkiye’de yaşamışlar. İstanbul’da dedem çok istemiş Mardine dönmemizi ama annem çalışıyor diye kabul etmemiş babam. O kara günde kopmuşum ailemden doğum günümü kutlamak için mardine gelirken kaza yapmış babam ve annemi o gün kaybettim ben annemle babamı bu yüzden hiç doğum günü kutlamadım. Nenem babamın arkasından ağlamaktan ölmüş. Dedem bu yüzden annemden ve benden nefret etti hep yıllarca adını bile geçirmez annemin konakta. Kimseninde geçirmesine izin vermez zaten. “Haydi gülüm gel inelim aşağıya anam çağırır şimdi.” “Tamam sen in ben üzerimi değiştireyim geliyorum.” Berfin odadan çıktıktan sonra biraz daha düşündüm. Nasıl ikna ederdim dedemi ben kazanmak için çok uğraştım. Kazanmışken vazgeçemezdim. Tercih dönemine bir kaç hafta vardı daha o zamana kadar hallederdim hayırlısıyla. . Üzerimi değiştirip odamdan çıktım. Hep yabancıydım bu konakta, kimsesizdim. Sevenimde yoktu koruyanımda. Berfin ve Azat abim dışında. Mutfağa doğru adımlayıp girdim içeri “Ooo Mihriban hanım. Sabah şerifleriniz hayır olsun. Bende kahvaltınızı odanıza getirecektim. Erken geldiniz.” Dedi yengem 10 dakika geç kaldım diye. “10 dakika geç kaldım sadece yenge. Yatağımın çarşafını değiştirdim.” Bana doğru çevirdi kafasını tam ağzını açarken Elif girdi içeri. “Hanımım Azat ağam odasında yoktur. Yatağı hiç bozulmamış.” Odağı dağılmıştı yengemin bende hemen çay demlemek için kaynayan çaydanlığa doğru adımladım. “Allah Allah nerde ki bu çocuk.” Diyerek telefon elinde çıktı mutfaktan. Bende derin bir oh çekerek kahvaltı hazırlığına yardım ettim. . Sofra kurulduktan sonra dedem indi sofraya arkasından Yusuf amcam. Bir bir oturdu herkes yer sofrasına. Sessizce kahvaltı yapılırken yengem bozdu sessizliği “Bav (baba) Azat yoktur. Gece de gelmemiş. Başına bir iş gelmiş olmasın?” Dedem gözlerini kaldırıp baktı yengeme “Abartma Nermin ne olacak kocaman adama. Gelir illa.” “Ama bab-“ Dedemin elini vurmasıyla yer sofrasına hepimiz irkildik en çokta yengem. “ Uzatma Nermin gelir dedim. Ulan ne iştah bırakıyorsunuz adam da ne tat.” Diyerek kalktı sofradan dedem. Tabi arkasından parmağıyla dudağını kapatarak “sus” dedi Yusuf amcam ve o da gitti dedemin arkasından. Yengemin ağlaması silah sesiyle bölündü. Kapıda iki korumanın cansız bedenleri girdi önce görüş acımıza sonra tüm öfke ve siniriyle biri girdi içeriye. “Hazar Karahan değil mi o?” Kim ki o dedi Nermin yengem merakla az önce ağlayan o değilmişçesine. “ Karahan aşiretinin ağası. Bütün Mardin biliyor anne çok yakışıklı ve güçlü bütün ağa kızları onun peşinde. Topraklarını say say bitiremezsin.” Bizde Alaz aşiretiydik dedem de bir ağaydı ama Berfinin anlatmasına göre Karahanlar daha güçlüydü demek. Düşüncelerim…