MEZAR ÇİÇEKLERİ

GİRİŞ

Yazar:

MEZAR ÇİÇEKLERİ – tulipe kitap kapağı
MEZAR ÇİÇEKLERİ – tulipe kitap kapağı

“ İnsan özgür doğar; oysa her yerde zincire vurulmuştur.” - Jean-Jacques Rousseau - Bazı anlarda insanın ölmek isteyip de ölememesi nasıl bir şeydir? Sırtından üç kez bıçak darbesi almışsın. Son darbe atardamarını kesmiş. Uzun süren bir gecikmenin ardından öleceksin. Ellerin uyuşmaya başladı bile. Üşümeye de başlamışsın. Bak, yerdesin işte. Yaralandığını artık anladın. “Tamam,” diyorsun hayata. “Kabulüm, sen kazandın.” Bekliyorsun, bekliyorsun ama olmuyor. Acıdan ölmek diyorlar ya hani, ölemiyorsun ki. Ölsen belki her şey daha kolay olacak. Kan vücuduna dolmaya başlamış. O kadar çok acı çekiyorsun ki acından ölemiyorsun. Nihayet, bilincin yavaş yavaş kararmaya başladığında uzun süren gecikmenin bittiğini anlıyorsun. O an içinden tek bir şey geçiyor. “Yaşamanın ne olduğunu bilmeyen birisi nasıl ölebilir?” Saatteki kumlar akıyor. Düşen her bir kum tanesinde bilincinin yavaş yavaş geri geldiğini görüyorsun. Canın eskisi kadar acımıyor şimdi. Parmak uçlarına can geldiğini hissediyorsun. Çok şeyi anladığını sanıyorsun ama hiçbir şeyi anlamadan kendini ayakta buluyorsun tekrar. Evet, dakikalar önceki o ana döndün. Dakikalar önce olan şeyin aslında hiç yaşanmadığı o andasın. İçini tasvir edemediğin bir huzur kaplıyor. Beynin ölüm anında olabilecek her şeyi sana gösterdiğini düşünüyorsun ama hayır, bu o şeylerden biri değil. Bu an hiç yaşanmadı. Hiç ölmedin. Bıçağın saplandığı kişi sen olmadığında bile en az o kişi kadar acı çektiğini görüyorsun. Bıçağı tutan eller sana ait değilse bu böyle işler, genelde. Anlıyorsun, anlıyorsun ki bıçağın saplandığı kişi sen olmadığın hâlde başkasının acısını kalbinde hissedebiliyorsan hâlâ insansın demektir. Acı bulaşabilen bir şey ise umudun da öyle olması için hiçbir engel yoktur. İşte bu, bu düşünce seni hayatta tutar. Unutma, umut hep var! 5 OCAK 2024 02:18 Bu gece Giray Uraz Akalay, bıçağı elinde tutan o kişiydi. Tek bir farkla, bıçağın keskin ucunun yerini namlunun ucundaki susturucu almıştı. Bu gecenin felaketi olacağının farkındaydı ama hissediyordu, kendisine çok da uzak olmayan bir günde ölecekti. Son zamanlarda bu düşünce hep aklının ve kalbinin bir köşesinde duruyordu. Bir seçim yapabilseydi eğer bu günü çok daha ileri bir zamana almak isterdi çünkü burada işleri henüz bitmemişti. Amacına ulaşmasına çok az kalmıştı. Birazdan önünde durduğu adliye binasından içeriye adımını attığında tamamlanması yıllar sürmüş bu işi tamamlayacak ve kendisine yeni bir amaç edinecekti, son bir görev daha. Birkaç adım attı ve birkaç adım daha. Kapıya geldiğinde görevliye kimliğini gösterdi ve içeri girdi. Bina neredeyse bomboştu ve topukları yere her değdiğinde rahatsızlık duyduğu ama çok da ses yapmayan yankılar oluşuyordu. Yavaşça değil, çevik adımlarla merdivenleri çıkmaya başladı. O kapıdan girdiği an buradan bir mahkûm olarak çıkacağının farkındaydı. Saatler öncesinde son kez bir taşın üzerine oturup güneşi batırdığını düşündü, adımları basamakları tamamlarken. Giray, yakın zamanda öleceğinden emin değildi. Bunu sadece hissediyordu ama çözülmemiş hislerindense bazı şeyler için geç kalmamış bir adam olarak ölmeyi yeğlerdi. Koridoru deviren adımları nöbetçi hâkimin odasını buldu. Başını kaldırıp kendisini çaprazdan gören kameraya baktı. Daha sonra diğer çaprazına ve bakışlarını tekrar kapıda sabitledi. Yavaşça çömeldi, evrak çantasının içinden siyah deri eldivenlerini çıkarttı ve ellerine geçirdi. Elini çantanın derinliklerine daldırdı ve bir anlığına unuttuğunu sandığı susturucuyu buldu. Silahını çıkartıp susturucuyu geçirdi ve ayağa kalkıp bej kabanındaki tozları silkeledi. Takım elbisesi de diz yaptığından diz kapaklarını da silkeledi ve elini tokmağa götürdü. Eli tokmağı kavrarken sağ çaprazındaki kameraya son kez baktı. Saklanmayacaktı. Bunun hiçbir şey kazandırmadığını pek çok kez görmüştü çünkü. Kaçmak da tercih edeceği bir şey değildi, hiç olmamıştı. Tokmağı çevirip kapıyı açtı. Odanın içerisine bakmadan doğrudan kapıyı kapattığında arkasında bir hareketlilik hissetti ve yüzünü hâkime dönüp sila…

Bölümün tamamını WritePad'de oku