MER

BÖLÜM 1: GÖLGEDE BÜYÜYEN

Yazar:

MER - Hilal kitap kapağı
MER kitap kapağı

1941 - Ankara Sabah ezanı yeni okunmuştu. Soğuk, taş duvarlardan içeri sızıyordu. Geceden kalma sessizlik, binanın her köşesinde yankılanıyordu. Bina şu an soğuk muydu bilmiyorum ama çok garip bir şekilde içim titriyordu; sanki her an bir şey olacakmış ve ben olduğum yere yığılacakmışım gibi hissediyordum. Demir bir disiplinle döşenmiş koridorlardan sadece ayak sesleri geçiyordu. Benim ayak seslerim. Adım Umay. Resmi kayıtlarda adımı görme şansınız yok. Bir ihtimal varsa da yanına düşülmüş bir kelimelik küçük bir not vardır: “GİZLİDİR.” Beni bu binaya ilk getirdiklerinde daha on sekiz yaşındaydım. Hayata hiçbir dala tutunamamış küçük bir kız çocuğuydum. Şimdi ise yirmi biri doldurmak üzere olan genç bir kadın. O yaşta bir kızın aklına gelen şeyler nedir, bilmem. Benim aklıma gelen şey: “İnsan öldürüp can çalmak kolay mı?” Dünya üzerinde milyonlarca insandan biriyiz. Belki dinimiz, ırkımız, kültürümüz birbirinden farklı; belki yaşam koşullarımız farklı ama düşününce bu kadar farklılığın içinde bizim paydamız insan olmuş olmamız değil miydi? Çok küçükken sınıf hocam derste bize iyi insan ve kötü insan kavramlarını açıklamamızı istemişti. Düşününce benim için kötü insan yoktu. Kötülüğe itilmiş insanlar vardı. Örnek vermek gerekirse, bir insan cinayet işliyorsa bu onu kötü insan yapmazdı. Kötülüğe itilmiş bir insan yapardı. O kişi cinayeti neden işlemişti? O kişiye kim öğretmişti cinayet nasıl işlenir? Aslında bu soruların tek bir cevabı var, o da iyilik. Kötülük iyilik olsun diye vardır. İyilik de kötülük olsun diye. Şimdi mantık çerçevesinde tekrardan bakarsak, kötülüğün iyiliği, iyiliğin de bir kötülüğü vardır. O gün, elimdeki zarfla ilk görevime çağrıldım. Üzerinde ne bir isim ne de bir mühür vardı. Sadece tek kelime: “VATAN.” Görev kâğıdı dört satırdan ibaretti: “Kadınların toplumdan silinmesini hedefleyen illegal bir yapılanma tespit edilmiştir. Gölge adı verilen bu yapılanmanın liderine ulaşmak amacıyla içeriden bilgi toplayacak, gerekirse yok edeceksiniz. Kod adınız: Yelena. Unutmayın, sizin varlığınız bile devlete aittir.” Bunu okuyunca kalbim, ilk kez korkudan değil görevin heyecanıyla çarptı. Çünkü ben ne geçmişimi unutmuştum ne de kadınlığın neye mal olduğunu. Çok da hatırlamama gerek yoktu zaten. Yetimhane ile okul arasında dönüp duran bir çocuk neyi hatırlayabilirdi ki? Anne yok, baba yok, kardeş yok... Çok acı ama gerçek; yaşanacak veya hatırlanabilecek bir hayat yok. Bir düşmanla değil, bir ideolojiyle savaşacaktım. Ve bu savaşta silahım sadece kurşun değildi: Suskunluk, sabır, güzellik... Ve en çok da intikam olacaktı. Görev kâğıdını tekrar okuyup zarfa yerleştireceğim sırada kırmızı kalemle yazılmış bir not kâğıdı da gözüme çarptı. Kırmızı kalemle büyük harflerle yazılmış notta: “Elinizdeki görev çok yönlüdür. Yalnız yürünmez. Kod adı: Birlik.” Beni içeri çağırdılar. Demir kapı ağır bir gıcırtıyla açıldığında karşımda iki kadın, bir adam sessiz bir şekilde oturuyorlardı. Gözlerim önce kadınları süzdü. Kare masada sağ tarafta kalan, sapsarı saçlarını sıkı sıkıya topuz yapmış, gözleri masmavi ama bakışları soğuk olan kadına kaydı. Ardından masanın sol tarafında oturan, sarı saçlı kadının tam zıttı olan, simsiyah saçlı, daha yumuşak bakışlı kadın ile göz göze geldik. Son olarak ise kare masanın en başında, kaşının hemen üstünde bir çizik yarığı ile “ben buradayım” diye bağıran, gözlerinde ise intikamın ateşi olan bir adam vardı. Sarı saçlı kadının kod adı Aykız’dı. Kendisi kriminal inceleme uzmanıydı. Herkes gibi ben de gerçek adını bilmiyordum. Hakkında duyduğum iki şey vardı. Birincisi kod adı, ikincisi de mesleğine çok önem verip her konuda titiz olduğuydu. Masanın üzerinde duran ellerine baktığımda da bunu net bir şekilde görebiliyordum. Elleri yıkanmaktan, silinmekten artık yara bere içinde kalmıştı. Neden kendisine bu işkenceyi yapıyordu, asla anlam veremiyorum. Evet, temiz olmak güzel bir şey ama fazla temizlik de abartıdan başka bir şey değildir benim için. Belki de ellerini bu kadar titiz tutmasının altınd…

Bölümün tamamını WritePad'de oku