KOYU GECE
Yazar: Simiyyiii

Mehpare Akın; Son kez tedirgince etrafıma baktıktan sonra arkamı yaslandım. Bugün sakindi ortalık. Bir kaç kan almış, iki üç kişiye pansuman yapmıştım sadece. Uykusuzdum dün geceden. Geceleri gece kulübünde garsonluk yapıp , gündüz özel bir hastanede hemşirelik yapıyordum. Üniversitede hemşirelik bitirmiş ama atanamamıştım. Bu sene gelecek KPSS Puanından biraz daha ümitliydim. Paraya öyle çok ihtiyacım olmadı hiç bir zaman , afaki ihtiyaçlarım, bakmakla yükümlü olduğum bir ailem, ödemem gereken borçlar yoktu. Zaten kimsemde yoktu. Annem altı yaşımdayken vefat etmiş on sekiz yaşıma kadar ise devlet yurtlarında büyümüştüm. Onu hayal meyal hatırlıyordum. Belirli anılar dışında aklımda onunla ilgili pek bir şey canlanmıyordu. Bazı geceler babamı anlatırdı, hafızamın yarı silik şekilde anımsattığı, duyduğum bu hikaye masal gibi gelirdi. Babamla tanışmasını anlattığını hatırlıyorum ama detaylar aklımda bile kalmamıştı. Net olarak hatırladığım tek şey güzelligiydi, siyah uzun saçlarım annemden bana kalan tek mirastı. Yurda götürülmeden çantama tıkıştırılan bir kaç eşyası dışında ondan bana pek bir şey kalmamıştı. Bende ki eşyalarında da annemin kokusu zaten yoktu. Geriye dönüp baktığımda onu özlüyordum. Hayatımın bir dönemine geri dönme şansım olsa bu annemle sarılıp uyuduğum geceler olsun isterdim. Onun desteğini hissetmek isterdim. Mezun olduğum gün benimle gurulansın isterdim. Babamı ise hiç tanımamıştım. Annemin anlattığından fazlasını bilmiyordum onun hakkında. Sadece adını bildiğim adamın benim varlığım hakkında bilgisi var mı bilmiyordum. Kemal Akın... Bu güne kadar hayatımdaki tek yeri, nüfus cüzdanımdaki 'baba' hanesinde adı yazan adam. Okulum bitince bir hocamın beni ve en yakın arkadaşım Deniz'i tavsiye etmesi üzerine bu özel hastaneyi ayarlamıştık. Sabah sekizde buraya gelir. Beşte çıkardım. Çalıştığım büyük hastanede gececi hemşireler geldiğinde oradan ayrılırdık. Öyle nöbete falan kalamazdım. Akşam onda gece kulübüne gider genelde iki-üç gibi ordan çıkardım. Kiramı ordan aldığım paramla öderdiğim için bu beni bayağı rahatladırdı. Hemşireliğe göre daha iyi kazanıyordum. Deniz'in bir heves 'Hadi biraz çalışır sonra çıkarız işten, zaten atamalar yaklaşıyor, bize de hem deneyim hem heyecan olur.' demesi üzerine bir delilik girmiştik işte işe. Sakin bir kulüptü. Bazı geceler doğum günü partileri, bekarlığa veda geceleri olurdu. O zamanlar bahşişimizde ona göre olurdu. O geceleri diğer normal günlere göre daha çok severdim. Hem müşteri belli olurdu. Servis yapacağımız kişiler belirli sayıda olduğundan biraz olsun yorulmadan günü bitirirdik. Bazen asılan kişiler olurdu ama yüz vermezdim, sevmezdim laçkalık, benim daha önce bir sevgilim olmuştu hayatımda , o da bir ay sürmüştü. Üniversite başında teklif eden çocuğa hayır diyemediğim için evet demiştim. O da benim bir ilişkiye hazır olmadığımı söylerek ayrılmıştı. Ben ne anlardım ilişkiden Allah aşkına. Arkadaşlarımın ilişkilerine yorum yapmaya bayılırdım. Baksan sanki profesyonel aşık gibi konuşmalar. Ama hayatımda kimse olmamıştı. Gelen hasta ile ayağa kalktım. Aldığım kan ile odadan çıktığında çöplerini toparlayıp atık kutusuna attım. Önlüğümle kapının üzerinde ki camda buğulu yansımama baktım. Siyah , belime kadar uzanan saçlarıma aşıktım. Onlarla ilgilenmeyi hep sevmiştim. "Kızım yine mi şu saçların? Sal artık."diye sitem ederek yanıma gelen Deniz'e baktım. "Kıskanıyorsun değil mi?" "Kıskanılmayacak gibi değil ki. Çok güzeller ama Tarık Hoca görmesin yine saçlarınla oynadığını. Adamı bile ayar ettin." dedi gülümseyerek. "O da kıskanıyor saçları yok diye." deyip omzumu silktim. Tarık hoca hastanenin sahibiydi. İyi anlaşıyorduk. O bana 'atama çıkmasın' diye beddua ederdi . Ben ise ona 'inşallah saçlarınız dökülmez hocam' derdim. Tek tel saç olmayan dazlak kafasını göre göre bunu söylemem biraz sinir bozucuydu sanırım. Çıkış saatimize az kalmıştı. Her günün aksine havada yağmur yoktu bugün. Bu güzel haberdi. Denizle çıkıp benim eve geçmiştik. "Korun diyorum sana, böyle uğraşı…