KÖR GÜLLER
Yazar: Mely

''Gökyüzünde ki her bulut bugün bizim için ağlıyordu'' 'Kızım'' annemin kulaklarıma dolan sesi ile yavaşça gözlerimi açtım. Gözlerim cama doğru kaydığın da havanın aydınlandığını gördüm. Annem ayaklarımın ucuna oturmuş yorgun gözleriyle bana bakıyordu. Uzandığım yerden kalkarken üzerimde ki battaniyeyi dizlerime çektim. ''Saat kaç?'' diye sordum esnerken ''Dokuz'' diye yanıtladı annem beni ''Birazdan Ural'ı uyandıracaklar'' diye ekledi. Aramızda ki mesafe devam ediyordu. Hiçbir zaman tam bir anne kız olamamıştık çünkü annemin oğlu ona yeterdi. Kafamı salladım. Bir kaç saniye bakışlarını yüzümde dolandırdı. ''Babamın benim yanıma geldiğini biliyor muydun?'' diye sordum korktuğum cevabı almak istemesem de merak ediyordum. ''O beni burada yarattığım nefretten korumaya çalışırken sen ne yapıyordun?'' sesim keskindi ona işlediğini biliyordum. ''İş gezisi dese de sana geldiğini biliyordum ama yemin ederim Mavi ona bir şey demedim hasta olduğunu öğrendiğimden beri çok değiştim annem ben'' benimle değil kendi ile konuşuyordu. ''Hasta olmadan önce ne dedin kızını ziyarete giden bir babaya ne demiş olabilirsin?'' annemin bende oluşturduğu acı geçmek bilmiyordu. ''Sen bizi yok sayıp gittiğin için bizi hak etmediğini ve bir daha senin yanına gelirse beni kaybedeceğini söylemiştim'' acımasız cümleleri kalbimi yakıp küle çevirmişti. Dolan gözlerimi kırpıştırdım. Derin bir nefes aldım. ''Abim'' sesim titrerken başımı omuzuma eğip rastladım. ''O sana dair hiçbir şey demedi Mavi'' ''Ne benim yanımda oldu ne senin Aka sadece Ural için var olmak istedi.'' dediğinde sertçe yutkundum. Birimiz annemizin hayaleti diğerimiz babamızın hayaleti olan iki kardeş olmuştuk. Birbirimize bile düşman etmişti bizi bu hayaletlik. Kafamı sallayıp battaniyeyi üzerimden atıp ayağa kalktım. Dört güne altı yılın acısını sığdırmıştım. Odadan çıkarken beni boğan nefesi geride bıraktım. Iyi olacaktım babam uyanacaktı iyileşmesini sağlayacaktım. Ahmet'inde dediği gibi İstanbul Mavi'si olacaktım. Bana acı veren ne varsa geride bırakacaktım. Yoğun bakımın olduğu tarafa yürürken kapının önünde ki arkadaşlarımı hararetli bir şekilde konuşurken gördüm. Kaşlarım çatılırken adımlarım hızlandı. Eren ve Gökhan'ın arasında dururken ''Aslan Ahmedim'' diyen Eren'e baktım. Emre ise Ahmet'e sinirli bakıyordu. ''Noluyor burada ta uzaktan gerginliğin kokusu geliyor'' dedim duvara yaslanıp. ''Hiç'' dedi Ahmet uzatarak. Bakışlarım Ahmet'e değdiğinde yüzünde ki farklılık dikkatimi çekmişti. Kaşı kanıyordu. Duvardan kendimi geri çekip Ahmet'in önünde durdum. Parmaklarımı kaşının üzerine koyduğum da Ahmet'in ağzından bir sızı çıkmıştı. ''Ne yaptın?'' aklıma gelen şey başıma gelmesin diye içimden dua ederken Eren kolunu omuza atmıştı. Parmaklarımı geri çektim. ''Ne yapsın canım, Melek bozuntusu sana gelip git deyince Ahmedim de Çağrı şırfıntısına kibarca biz gitmiyoruz demiş'' Eren gülerek konuşurken içimde ki huzursuzluk artmıştı. ''Ahmet'' dedim gözlerinin içine bakarak. O ise bana yapma der gibi bakıyordu. Eren'in kolunun altından çıkıp çıkışa doğru ilerlemeye başladım. Ahmet'in arkamdan geldiğini biliyordum. hastanenin kapısında durduğum da Ahmet'te yanımda durdu. Bakışları yerde bekliyordu. Masum bir bebek gibi yaramazlık yapmış ve cezasını bekler bir hali vardı. Duvara yaslandı. Ben onun konuşmasını beklerken o da benim konuşmamı bekliyordu. ''Onu tanımadan onun karşısında duramazsın'' bakışlarını kaldırıp bana baktı. Hissettiğim tek şey öfke idi. Burnundan soludu. Dudaklarını açıp kapadı. Söylemek istediği neyse yutmuştu. Cebinden sigarasını çıkardı. Sonra ne olduysa geri koydu cebine. ''Yanlış anladın beni. Çağrı çok zeki ve manipülatiftir Ahmet. Sen daha konuşmadan seni nereden vuracağını bilir'' kendimi açıklamak biraz olsun iyi hissettirmişti. ''Bir adım atıp önünde durdum. Boşta ki ellerini tuttum. Sana hiçbir zaman kızmadım Ahmet. Şimdi yine kızmadım ama böyle yaparak hiçbir şeyi çözemeyiz'' bakışlarını benden kaçırsa da onu yakalıyordum. Ellerimi iyice kavradı. ''Mavi'' dedi e…