KALABALIK YALNIZLIK
Yazar: Mely

''Benim kalabalık yalnızlığımda elimi tutan hep senken şimdi kendi ellerinle beni yalnızlığın ortasında bırakıyorsun'' Geçmiş Her aile masası mükemmel görünürdü ama içeriden bakıldığında o ailede ki bireylere göre her şey acı içinde olurdu. Tam da öyle bir andaydım. Yuvarlak bir masa, masada sadece kuş sütü eksik derler ya öyle mükemmel bir sofradaydık. Annem ve babam baş köşede yan yana oturmuşlardı. Abim ve ben ise hemen yanlarındaydık. Benim yanımda iki kuzenim oturuyordu. Mert ve Poyraz. Hemen karşımızda teyzemler ve halamlar vardı. Masada garip bir gerginlik vardı. Herkes sakince yemeğini yese de babamın ağzından çıkacakları bekliyordu. Bu masa her zaman toplanmazdı çünkü bunu herkes de biliyordu. Babam çatalını masaya bırakıp ağzını sildi ve su bardağından bir yudum alıp geri koydu. Herkes birden yemeğini bırakıp babama odaklanmıştı. ''Şimdi diyorsunuzdur içinizden bu Ural yine zırvalayacak'' babamın en önemli anlarda ki bu rahatlığı bana hep daha çok öz güven vermişti. Yüzüme gelen gülümseme ile sandalyemde geriye yaslandım. Masada bir ben bir de babam rahattı geri kalan herkes sanki çivilerin üzerindeydiler. ''Bu sefer zırvalama değil, konuşmamım adını siz koyacaksınız'' babamın bakışları herkesin üzerinde öfke ile geziyordu. ''Son bir haftadır kulağıma iyi şeyler gelmiyor'' sert sesi benim bile tüylerimi diken diken ediyordu. ''Benim ailemin geleceği sizi ilgilendirmiyor aynı sizin bizi ilgilendirmediğiniz gibi'' ''Sizin ne haddinize Mavi'ninde yaşı geldi diyerek ona birilerini bulup birde tesadüfmüş gibi ayarlamalar yapmak ha Nigar, ha Fatma'' diye bağırdı. Annem babamın kolunun üzerine elini koyup okşadı. Sakinleşsin diyeydi ama babam daha öfke dolu olmuştu kolunu annemin elinin altından çekti. Abimin kesik sinirli soluklarını hissediyordum. Bu konuyu babama ben açmıştım. Rahatsızlıktan daha çok iğrenç hissediyordum çünkü zaten benim bir sevdiğim adam vardı. ''Size mi kaldı benim kızımı everecek insan bulmak'' ayağa kalktı babam. O sırada iki eniştem gerginlikleri daha çoğalmış bir şekilde babama bakıyorlardı. ''Bana bakın, Mavi'nin hali hazırda bizimde onayladığımız bir ilişkisi zaten var bunu size söylediğim için bile kendimi dövmek istiyorum'' babam eniştemlerin önünde durdu ve onlara baktı. ''Size o yatırımları yaparken ailenizi rahatlatın diye yaptık. Yatırımlarınızı yaptığınız yerlerden adamları seçip karılarınıza söyleyin diye değil'' ''Böyle mi adam oldunuz siz Ufuk, böyle mi şereflisiniz siz ha Naci'' diye bağırdı. ''O pis gözlerinizi ve beyninizi ailemden çekin ve defolun evimden şimdi'' dedikten sonra babam arkasını dönerek salona doğru ilerledi. Abim masanın altında yaptığı yumruğu masaya vurup kalkıp babamın arkasından gitti. Herkes bana bakarken daha da iğrenç hissetmiştim. Hızlıca ayağa kalkıp anneme baktım o da benimle kalkmıştı. Teyzeme bakıp başını eğmişti. Teyzem karşılık vermedi ama anlaşmışlardı zaten. Annem ile salona geçerken teyzemler ve halamlar çoktan ayaklanıp evden çıkmaya başlamışlardı. Babam şöminenin başında ki koltuğa otururken annem karşısında ki koltuğa oturdu. Abim salonda yumruk yapmış eli ile volta atmaya başlamıştı. Ben ise rahatça yerde ki mindere oturup dizlerime karnıma doğru çıktım. Susacağımı sanarak beni rahatsız etmelerine izin vermezdim. Ben bir kere babamın kızıydım.. ''Sen nereden duydun baba'' abim sonunda konuşmuştu. Sesi kalbimi kas katı yapmıştı. Rahatlığım gitmiş kalbimi korku sanmıştı. ''Mavi söyledi'' bakışları beni buldu hepsinin. Abim tam önümde durdu. Yumruk yapılı eli açıldı. ''Neden bana gelmedin?'' diye sorarken gözlerinde ki öfke yerini hayal kırıklığına almıştı. ''Abim çünkü sen döverdin bu konu döverek kapanacak aşılacak bir konu değil'' masum masum bakarken abime kafasını salladı ve annemin yanına oturdu. ''Anne hayatımda Çağrı'nın olduğunu bile bile böyle bir şeye nasıl izin verdin?'' diye sorduğum da abimin hayal kırıklığı ile dolu bakışları bu sefer annemi buldu. ''Anne sen ne yaptığını sanıyorsun?'' bağıran ses abimden çıkmıştı. Annemin gözleri do…