YELKENLİ
Yazar: Mely

"Sadece diye başlayan cümleler hep hayal kırıklığımı yoksa keşke dolu mu olur? Düşünsene bir belki de umut dolu olur değil mi?" Umut dolu olsun diye umut etmek de acınası bir durum.. Boş bir hastane odasında Ahmet,Gökhan,Emre ve Eren oturuyorduk. Yoldan geldikleri için yorgun olan Ahmet, Gökhan ve Emre dinleniyorlardı. Eren ve ben çay içiyorduk. Babam hala yoğun bakımdaydı durumu hala aynıydı bir değişiklik yoktu. Annem ve abim başka bir odada dinleniyorlardı. Yarın göreve başlamamız lazımdı. Istiyor muydun burada kalmayı bilmiyordum.. Manisa iki kişiye cehennem olmuştu. Çağrı'ya babam uyandığında gideceğim demiştim ama arkadaşlarımın buraya gelmesi ile nasıl gidecektim ki? Onlar benim için buraya gelmişlerdi. Şimdi onlara ben geri dönüyorum demek yine bencil Mavi'yi ortaya koymak, yine herkesi hayal kırıklığına uğratmak.. Düşüncelerimi bozan elimdeki bardağın sıcaklığı oldu. Çayın sıcaklığı tenimi yakmıştı. Bakışlarım Eren'e kaymıştı. Dalgınca camdan dışarıyı izliyordu. Onun yanımda oluşuna şükür ettim. Ben baygınken abim ile konuşmalarını hatırladım. Yüzüme sıcak bir gülümseme eklendi. En yalnız olduğum her an benimleydi bu dört kişi. Kapı tıklatıldığın da Eren ile kapıya baktık. Kapı açıldı içeriye abim girdi. Önce bana baktı sonra Eren'e. Durdu Eren de bakışları. Eren de ona bakıyordu. Konuşmak istiyorlardı ama çekiniyorlardı. Abim uyuyan arkadaşlarıma baktı. ''Yiyecek bir şeyler ayarladım ama uyuyorlarmış daha sonra yollayayım'' diye fısıldadı abim. ''Var mı bir haber babamdan?'' diye sorarken üzerimde ki şala sarıldım biraz daha. ''Mehmet abi yarın uyandıracağız dedi'' istemeden de olsa gözlerimi devirdim. ''Çocuklarla benim burada ki evime geçelim en azından orada dinlensinler ben onları bırakıp gelirim'' Abim olumsuz anlamda kafasını salladı. ''Senin ev pis bu ay temizliği yapılmadı daha. Arkadaşlarını bizim evde misafir edelim'' Eren'e baktım. Kaşlarını havaya kaldırıp istemediğini belli etmişti. ''Arkadaşlarım benim misafirim ya abi evi meşgul etmeyelim biz zaten görev yerlerini Ulu'ya aldırmışlar artık hepsi burada. Ayrı ev tutmazlar biz benim evi kullanırız yeter bize'' dedim. Abim bir kaç saniye sustu. ''Erkeklerle aynı evde mi kalacaksınız iki kız?'' diye sordu sertleşen sesi ile. ''Abilik mi yapasın tuttu Aka Bey?'' konuşmamızı bölen Eren'di. ''Doğru bulmadığım şeyi söylüyorum kardeşime Eren hanım'' abim geri bana döndü. ''Senin evin çevresinden bir ev bulur ayarlarız çocuklara siz Eren'le kalabilirsiniz'' son noktayı koymuştu. ''Senden izin istemedim abi ya da sana sormadım. Benim altı yıldır yediğim içtiğim her şeyim nefes alışım bile onlarla'' ''Hatırlıyor musun abi?'' derken ayağa kalktım. Sesime ulaşan kırgınlığım ona da ulaşmıştı bunu hissediyordum. Karşısında durdum. ''İstanbul'a gittiğim ilk zamanlarda seni aramıştım. Sana ihtiyacım olduğunu burada acı çektiğimi söylemiştim. Abi ben sana ağlamıştım ya'' dolan gözlerimle konuşmaya devam ettim. ''Sen ne demiştin bana peki?'' ''Gitmeyi sen seçtin Mavi. Buna alışacaksın artık teksin demiştin. Ağla sonra alışınca geçer de demiştin hatta üzerine de zaten yarın halı sahaya gideceğini gelecek vaktinin olmadığını eklemiştin'' Ahmet'ler uyanmasın diye sessiz konuşmaya çalışsam da becerememiştim. Gökhan yavaşça gözlerini aralayıp koltukta dikleşmişti. ''Bir halı saha bile benden değerliydi senin gözünde'' göz yaşlarım akmaya başlarken Ahmet ve Emre de uyanmıştı. Abim hayal kırıklığı ile bana bakıyordu. Pişman mıydı bilmiyordum onun duygularını hissedemiyordum. ''Mavi'' dedi sesinde sadece kırıklık vardı. ''Sonra ne oldu biliyor musun abi?'' artık ağlıyor ve bağırıyordum. ''Ben burada kötüyken onları aradım ve bak onlar şu an benim yanımda. Bana seçecekleri bir halı sahaları değil hayatları vardı. Onlar ise benimle oldular.'' ''Yani abi benim hayatımda senden daha çok söz hakkı olan insanlar onlar. Yani abi ben onlarla paylaşacağım evimi'' dedikten sonra kimsenin bir şey demesine izin vermeden odadan çıktım. Yataklı servisten çıkarken yoğun bakım üçüncü kata çıktım…