Normal bir an
Yazar: Mely

Nefes alan her yaram birer kayboluşun içindeydi.. Kaçışlar seçimleri, seçimler hayatları değiştirirmiş. Yıllar önce kendim için verdiğim karar hayatımı kökten değiştirmişti. Bu hayat benim demek istemiştim. Ailemin altında kalmak, onlar sayesinde büyüyüp bir de onlar sayesinde yaşamak istememiştim. Bencil, kötü, kalpsiz.. Yıllarca her kötü sıfatı kendime yüklemiştim ama ben sadece kendimi, kendi hayatımı seçmek istemiştim. Yüzüme vuran rüzgar kalbimde ki oluşan yangını söndürmüyordu. Daha da korluyordu. Bir hayat seçtim diye bir hayatımdan olmuştum. Ailem dahi bana sırtını dönmüştü. Onlar, onları bıraktığımı, onları seçmediğimi düşünüyorlardı. Öyle değildi ama ne anlıyor ne de anlamaya çalışıyorlardı. Ben sadece kendimi hayatımı kurmak yaşamak istemiştim. Ben gittim diye bana sırtını dönen ailem ve Çağrı arasın yanımda olsunlar diye bir yıl beklemiş acı çekmiştim. Bana ulaşmayı bile denememişlerdi. Attığım ufacık mesajlara belki bakmamışlardı bile. Onlar beni terk etmişlerdi asıl ama suçlu yine ben olmuştum. Gitmeyi seçmeseydim babamın adının, statüsünün altında ezilecektim. Biliyordum bunu çünkü abimde de olmuştu aynısı. Tıp'ı birincilikle bitirse dahi babamın adı ile anılıp onun sayesinde oldu demişlerdi. Hakkıyla kendi emekleriyle bitirdiği okulu ile onun adı değil babamın adı anılmıştı. Ben bunu istememiştim. Kendim olmak Mavi Ateş olmak istemiştim. Ahmet kuşu avm nin önün de durduğunda kollarımı belinden çekip kuştan indim. Bizimkiler avmnin girişinde bekliyorlardı. Ahmet de indiğinde kolunun altına aldı beni. Onlara doğru ilerlemeye başladığımız da bizi fark etmişlerdi. Hepsi gülümseyerek bize bakarken Eren'de bir huzursuzluk olduğunu anlamıştım. Ahmet de anlamış olacak ki ''Ne oldu ki?'' diye fısıldadı kulağıma doğru. Dudağımı büzerek ''Bilmiyorum'' dedim. Bizimkilerin önünde durduğumuz da ''Sonun da gelebildiniz. Hani sizi tanımasak diyeceğiz ki bizden sıkılıp kaçtılar'' diyen Emre'ye gözlerimi devirdim. ''Abartma'' derken Ahmet'in kollarının arasına iyice bıraktım kendimi. Gökhan'ın kolunun altında olan Eren, Emre'ye döndü. ''Sen bir şımardın bu aralar paşam'' dedi imalı bir ses tonu ile. ''Herhalde canı bir oto yıkama çekmiş'' dedi Gökhan gülerek. O an hepimizin aklına gelen an ile kahkaha atmıştık. Geçmiş ''Hay anasını sattığımın Anatomisi, Latincesi'' diye bağıran Gökhan masadan kafasını kaldırarak iki elinin altın aldı. ''Ya biz Latin miyiz amına koyayım latince niye ya siktiğimin dili dönmüyor siktiğimin eli yazamıyor'' derken şakaklarını ovdu. Yanında test kitaplarını karalayan Emre birden Gökhan'ın ensesine vurarak ''Sen cahilsen biz ne yapalım? Sen bence bırak tıp falan, olmaz senden'' daha konuşmasına devam etmek isteyen Emre birde Gökhan'ın omuzlarında yerini aldığında Eren ve ikimizden ufak bir çığlık kaçmıştı. Kahve sırasında olan Ahmet'ten masamıza doğru ''Ulan andavallar rezil ediyorsunuz kesin soytarılığı'' diye bağırıp bize doğru geliyordu. ''İt'' diye bağıran Gökhan Emre'yi almış dışarı çıkarıyordu. Şaşkında arkasından giderken Ahmet Gökhan'ı tutmaya Emre'yi indirmeye çalışsa da beceremiyordu. Emre, Gökhan'ın kafasını ısırıyor, omuzlarına vuruyordu hatta öyle ki omuzlarında ki yerini bile değiştirmişti. Gökhan o an da ilk defa duyduğum küfürleri ediyordu. Ahmet artık vazgeçmişti onları ayırmaktan. Gökhan kendini kafenin karşısında ki oto yıkamaya atmıştı. Emre yi yıkanan bir arabanın üzerine bırakıp su ve köpüklerin arasına kendi de girmiş Emre'nin üzerine çıkmıştı. ''Şimdi latinceyi öğrenmek için senin üzerinde çalışmalar yapacağım it Emre'' diye bağıran Gökhan'ı itip düşürmüş ve üzerine çıkmıştı. ''Lan deli'' derken nefes nefeseydi. ''Lan zır deli'' Gökhan'ın itişleri o kadar sertti ki hangisi hangisinden kurtaracaktı kendini bilmiyordum. ''Köpek çocuk demedim mi sana ensemle oynama, vurma, dokunma diye'' derken Emre'nin kafasını kollarının arasına sıkıştırmıştı. Eren gülmekten yerlere yatmıştı, Ahmet artık umursamaza bir sandalyeye oturmuş onları izliyordu. Kafede ki herkes, yoldan geçenler dahil…