MAVİ DÜŞ

BÖLÜM 13- KÜÇÜK BİR İTİRAF

Yazar:

MAVİ DÜŞ - birkaleminizi_ kitap kapağı
MAVİ DÜŞ kitap kapağı

Beğeni ve yorum gelir mi acaba? Keyifli okumalar 🤍 Cumartesi akşamı geldiğinde Esra, Deniz'in davetine gitmek için hazırlandı. Yolda küçük bir çiçekçi dükkânına uğradı. Elinde beyaz papatyalardan oluşan sade bir buketle apartmanın önüne geldi. Kapıyı Deniz açtı. — Hoş geldin! — Hoş bulduk. Deniz, Esra'yı içeri davet etti. Ev sıcacıktı. Mutfaktan yayılan yemek kokuları bütün evi sarmıştı. — Mis gibi kokuyor, dedi Esra. Deniz gülümseyerek başını mutfağa çevirdi. — Annem sabahtan beri mutfakta. O sırada mutfaktan çıkan Deniz'in annesi, Esra'yı güler yüzle karşıladı. — Demek Esra sensin. Hoş geldin kızım. — Hoş bulduk. Bunlar sizin için. Esra elindeki çiçekleri uzattı. Kadın teşekkür ederek buketi aldı. — Hiç zahmet etmeseydin. Kısa bir sohbetin ardından salona geçtiler. Ali çoktan gelmişti. Esra'yı görünce ayağa kalktı. — Hoş geldin. — Hoş bulduk. İkisi de gülümsedi. Geçen günkü gerginlik hâlâ tamamen dağılmamıştı ama bu kez birbirlerinden kaçmıyorlardı. Bir süre sonra herkes sofraya geçti. Deniz'in annesi hazırladığı yemekleri tek tek masaya yerleştirirken sohbet de koyulaşmaya başladı. Deniz, Ali'nin çocukluk yıllarından komik anılar anlatıyor, Ali ise her defasında itiraz ediyordu. — Abartıyorsun. — Hiç de değil. Masadakiler gülüyordu. Esra da uzun zamandır ilk kez kendini bu kadar rahat hissediyordu. Yemekten sonra Deniz'in annesi çay demlemek için mutfağa geçti. Deniz de yardım etmek üzere peşinden gitti. Salonda yalnızca Esra ile Ali kaldı. Kısa bir sessizlik oldu. Ali, elindeki çay bardağıyla oynarken gözlerini Esra'ya çevirdi. — Bir şey sorabilir miyim? Esra başını salladı. — Tabii. — Son birkaç gündür... aramıza bir mesafe girdiğini hissettim. Esra bakışlarını çay bardağına indirdi. Bu konuşmanın er ya da geç olacağını biliyordu. Derin bir nefes aldı. — Aslında bunun seninle ilgisi yoktu. Ali sessizce dinliyordu. — Seni Selin'le gördüğüm gün... Cümlesini tamamlamakta zorlandı. — Garip hissettim. Ali'nin yüzündeki ifade değişmedi. Sadece dikkatle dinlemeye devam etti. Esra hafifçe gülümsedi. — İlk başta neden öyle hissettiğimi anlayamadım. Sonra fark ettim ki... seni kıskanmışım. Bu cümleyi söyledikten sonra utandığını hissetti. Ali ise birkaç saniye sustu. Ardından yüzünde küçük bir tebessüm belirdi. — Selin benim için sadece eski bir üniversite arkadaşı. Başka hiçbir anlamı yok. Esra başını kaldırıp ona baktı. Ali devam etti. — Keşke bunu daha önce konuşsaydık. — Ben de öyle düşünüyorum. Esra'nın omuzlarından görünmez bir yük kalkmış gibiydi. İlk kez, günlerdir taşıdığı huzursuzluk yerini rahatlamaya bırakmıştı. Tam o sırada Deniz salona döndü. İkisine sırayla baktı. — Ben yokken önemli bir toplantı mı yaptınız? Ali gülümseyerek arkasına yaslandı. — Sadece konuşmamız gereken bir konuyu konuştuk. Deniz, Esra'nın yüzündeki ifadeyi görünce hafifçe gülümsedi. Bir şey sormadı. Çünkü cevabı zaten anlamıştı. Gece sona erdiğinde Ali ile Esra apartmanın önünde vedalaştılar. — Eve nasıl döneceksin? diye sordu Ali. — Taksi çağıracağım. Ali cebinden araba anahtarını çıkardı. — İstersen ben bırakabilirim. Esra bu kez hiç düşünmedi. — Olur. Arabaya bindiklerinde ikisi de gülümsüyordu. Bu kez sessizlik, aralarına mesafe koyan değil; aynı huzuru paylaşan bir sessizliktı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku