MAVİ DÜŞ

BÖLÜM 9 - KISKANÇLIK

Yazar:

MAVİ DÜŞ - birkaleminizi_ kitap kapağı
MAVİ DÜŞ kitap kapağı

Bol okumalı beğenili ve yorumlu bir bölüm oldu bence Son günlerde Esra'nın telefonunda en çok görünen isim Ali olmuştu. Sabah attıkları kısa bir "Günaydın" mesajı, gün içinde birkaç cümlelik sohbetler ve akşam gelen "İyi geceler" dilekleri, ikisinin de fark etmeden alışkanlığı hâline gelmişti. O sabah Esra gazeteye gelir gelmez telefonuna bir mesaj düştü. Ali: "Bugün kafe biraz yoğun olacak. Mesajlarıma geç dönebilirim." Esra gülümseyerek cevap verdi. Esra: "Kolay gelsin. Kendini çok yorma." Telefonunu masasına bıraktı ve işine döndü. --- Mavi Düş Kafe'de öğle saatlerinin yoğunluğu yaşanıyordu. Ali siparişlerle ilgilenirken tanıdık bir ses duydu. — Ali? Başını kaldırdığında karşısında Selin'i gördü. Şaşkınlıkla gülümsedi. — Selin! Sen ne zaman geldin? — Bu sabah. İş için Bursa'ya geldim. Yolum buradan geçince uğramak istedim. Ali onu boş masalardan birine davet etti. Kahvelerini içerken üniversite yıllarından, eski arkadaşlarından ve geçen yıllardan konuştular. --- Esra işten çıktıktan sonra doğruca Mavi Düş Kafe'ye gitti. Son günlerde yolu, farkında olmadan hep oraya düşüyordu. İçeri girince gözleri alışkanlıkla Ali'yi aradı. Onu cam kenarındaki masada buldu. Fakat bu kez yalnız değildi. Karşısında oturan genç bir kadınla sohbet ediyor, ikisi de ara sıra gülümsüyordu. Esra duraksadı. Nedenini bilmediği bir huzursuzluk çöktü içine. Tam o sırada Ali başını kaldırdı. Esra'yı görünce yüzü aydınlandı. Ayağa kalkıp el salladı. — Esra! Esra gülümsemeye çalışarak yanlarına gitti. — Merhaba. Ali ayağa kalktı. — Tanıştırayım. Bu Selin. Üniversiteden yakın arkadaşım. Selin gülümseyerek elini uzattı. — Memnun oldum. — Ben de. Kısa süre üçü birlikte sohbet etti. Selin oldukça samimiydi. Ali'nin üniversite yıllarından komik anılar anlatıyor, Ali de gülerek onu tamamlıyordu. Esra da konuşmalara eşlik ediyordu. Ama nedense kendini oraya ait hissedemiyordu. Bir süre sonra Selin saatine baktı. — Artık gitmem lazım. Ayağa kalkıp ikisiyle de vedalaştı. — Tanıştığımıza sevindim Esra. — Ben de. Selin ayrıldıktan sonra Ali yeniden Esra'nın karşısına oturdu. — Kusura bakma, seni bekletmiş oldum. — Sorun değil. Ali birkaç saniye onu izledi. — İyi misin? Esra fincanındaki kahveyi karıştırdı. — İyiyim. — Emin misin? Esra başını salladı. — Evet. Ama sesi her zamanki kadar neşeli değildi. Ali bunun farkındaydı. Konuyu değiştirmeye çalıştı. Esra da sohbet etmeye çalışıyordu. Yine de aralarındaki o rahatlık, yerini kısa bir sessizliğe bırakmıştı. Bir süre sonra Esra saatine baktı. — Ben artık kalkayım. Ali şaşırdı. — Daha yeni geldin. — Biraz yoruldum. Ali başını salladı. — Tamam... Kendine dikkat et. Esra gülümsedi. — Sen de. Kafeden çıktıktan sonra yavaş adımlarla yürümeye başladı. Kendi kendine kızıyordu. Ali, sadece eski bir arkadaşıyla sohbet etmişti. Bunda rahatsız olacak ne vardı ki? Ama ne kadar düşünürse düşünsün... İçindeki o garip hissi susturamıyordu. Ali ise camdan onun uzaklaşmasını izledi. Esra'nın bugün neden bu kadar sessiz olduğunu bir türlü anlayamamıştı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku