7. BÖLÜM- BULUŞMA
Yazar: birkaleminizi_

Keyifli okumalar 🤍 Deniz ertesi sabah gazeteye geldiğinde kahvesini masasına bıraktı ve doğrudan Esra'nın yanına yürüdü. Esra bilgisayar ekranına bakıyordu. — Günaydın. — Günaydın. Deniz sandalyeyi çekip oturdu. — Sana bir şey soracağım. Esra şüpheyle baktı. — Bu bakışını hiç sevmedim. — Çünkü beni tanıyorsun. Deniz sırıttı. — Ali'yle ne zamandır görüşüyorsunuz? Esra elindeki kalemi düşürüyordu neredeyse. — Ne? — Duyduğun gibi. — Görüşmüyoruz. — Tabii. — Deniz. — Tamam, tamam. Sürekli görüşüyorsunuz demek istemedim. Esra gözlerini devirdi. — Arkadaşız. Deniz birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra: — Siz arkadaş kalamayacaksınız. — Nereden biliyorsun? — Çünkü ikiniz de birbirinize bakarken normal davranamıyorsunuz. Esra cevap vermedi. Çünkü verecek cevabı yoktu. --- Aynı saatlerde Ali kafede siparişlerle ilgileniyordu. Telefonu çaldı. Ekranda Deniz'in adı yazıyordu. Ali daha açar açmaz konuşmaya başladı. — Hayır. — Daha ne diyeceğimi söylemedim. — Ama seni tanıyorum. Deniz kahkaha attı. — Bu akşam boş musun? — Neden? — Çünkü bir yardımına ihtiyacım var. Ali şüpheyle sustu. — Deniz... — Çok basit bir şey. — Bu cümlenin sonu genelde felaketle bitiyor. --- Akşam olduğunda Esra gazeteden çıktı. Deniz onu kapıda bekliyordu. — Hadi. — Nereye? — Bir işim var. — Benim haberim neden yok? — Çünkü şimdi öğreniyorsun. Esra itiraz etmeye çalıştı ama Deniz onu sürükleyerek götürdü. On beş dakika sonra Mavi Düş Kafe'nin önünde durdular. Esra kaşlarını kaldırdı. — Deniz. — Efendim? — Seni hiç sevmiyorum şu an. Deniz gülmeye başladı. — Gir içeri. — Hayır. — Gir. — Hayır. — Girmezsen burada bağırırım. Esra derin bir nefes aldı. — Şantaj yapıyorsun. — Evet. --- Kapı açıldı. Zilin sesi duyuldu. Ali başını kaldırdı. Karşısında önce Esra'yı, sonra Deniz'i görünce her şeyi anladı. — Hayır, dedi. Deniz masum masum gülümsedi. — Ne hayırı? — Aklından geçen şeye hayır. — Henüz bir şey söylemedim. — Gözlerinden anlaşılıyor. Deniz kahkahayı bastı. — Tamam, ben gidiyorum. — Deniz! — İkinize iyi sohbetler. Ve gerçekten gitti. Esra ile Ali birkaç saniye kapının önünde öylece kaldılar. Sonra ikisi de aynı anda gülmeye başladı. Ali başını salladı. — Kuzenim bazen fazla karışıyor. — Bazen mi? — Tamam. Çoğu zaman. Birlikte pencere kenarındaki masaya oturdular. Bu kez ortada sürpriz yoktu. Tesadüf de yoktu. İkisi de birbirini görmekten memnundu. Deniz uzaktan plan yapmıştı belki. Ama sohbet ilerledikçe ne konuşacaklarını Deniz değil, onlar belirliyordu. Ve ilk kez, birbirlerini görmek için bir bahaneye ihtiyaç duymadıklarını fark etmeye başladılar.