MAVİ DÜŞ

3.BÖLÜM ( KAHVE )

Yazar:

MAVİ DÜŞ - birkaleminizi_ kitap kapağı
MAVİ DÜŞ kitap kapağı

Ertesi sabah Esra uyandığında yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Uzun zamandır bir günü bu kadar merak ederek beklememişti. Kahvaltısını yaptı, hazırlanıp işe gitti. Ali'nin mesajı hâlâ aklındaydı. "Yolun düşerse kahven hazır olur." Belki iş çıkışı uğrayacaktı. Belki biraz sohbet edeceklerdi. Belki... Mavi Düş Kafe'de ise Ali sabah erkenden işe başlamıştı. Normalde her gün yaptığı işlerden farklı hiçbir şey yoktu. Ama bugün kendini sebepsiz yere daha enerjik hissediyordu. Öğleye doğru pencere kenarındaki masayı düzenledi. Esra'nın ilk oturduğu masa. Kendi kendine güldü. "Ne yapıyorsun sen Ali?" Ama yine de masayı özenle hazırladı. Öğleden sonra Esra gazetede yazısını tamamlamak üzereyken editörü telaşla yanına geldi. "Esra, acil bir durum var." "Neler oldu?" "Kültür sanat sayfasındaki arkadaş hastalandı. Akşam baskısına yetişmesi gereken röportajı sen tamamlayabilir misin?" Esra şaşkınlıkla baktı. "Bugün mü?" "Maalesef." Saatine baktı. Planları bir anda değişmişti. İçinden istemsizce bir hayal kırıklığı geçti. Bir süre sonra telefonunu eline aldı. Ali'nin sohbet ekranını açtı. Birkaç saniye ne yazacağını düşündü. Sonra mesaj gönderdi. "Bugün gelemeyeceğim." Mesajı yazdıktan sonra bir açıklama ekledi. "Son dakika iş çıktı. Gazeteden çıkmam çok geç olacak." Gönder tuşuna bastı. Ali tam o sırada kahve makinesinin başındaydı. Telefonunun titreştiğini duyunca ekrana baktı. Mesajı okuyunca birkaç saniye sustu. Garip bir şekilde hayal kırıklığına uğramıştı. Oysa ortada verilmiş bir söz bile yoktu. Derin bir nefes aldı. Sonra cevap yazdı. "İş her şeyden önemli. Kendini yorma." Birkaç saniye sonra ikinci mesaj geldi. "Kahvenin hakkını başka güne saklarız." Esra cevapları okuyunca rahatladı. Ali'nin anlayış göstermesi hoşuna gitmişti. "Teşekkür ederim." Biraz durduktan sonra ekledi: "Ama sana bir kahve borçlu kaldım galiba." Ali'nin cevabı gecikmedi. "Ben saymayı bıraktım bile." Esra istemsizce güldü. Yanındaki çalışma arkadaşı başını kaldırdı. "Ne oldu?" "Hiç." Ama yüzündeki gülümseme hiç de "hiç" gibi görünmüyordu. Akşam saatleri... Kafe yavaş yavaş boşalmaya başlamıştı. Ali pencerenin önündeki masaya baktı. Masa boştu. Fincan da boştu. Ama nedense canı sıkılmıyordu. Çünkü ilk kez birini beklemek ona güzel gelmişti. Esra ise gazeteden çıktığında hava kararmıştı. Yorgun adımlarla otobüs durağına yürürken telefonuna baktı. Ali'nin profil fotoğrafı ekranın üst kısmında duruyordu. Farkında olmadan gülümsedi. Belki bugün görüşememişlerdi. Ama ikisi de biliyordu ki... Bu hikâye daha yeni başlıyordu.

Bölümün tamamını WritePad'de oku