Matem Bahçesi

4.Bölüm

Yazar:

Matem Bahçesi – Sudenur Demir kitap kapağı
Matem Bahçesi – Sudenur Demir kitap kapağı

İnstagram:Lotusnilu.77 Karşımdaki tablolara baktığımda delirdiğimi hissettiğim bir noktadaydım. Karşımdaki tablolar rüyalarım ve içimde kalan hislerimden oluşan şeylerdi. Elimdeki çaydan bir yudum aldığımda bakışlarım dikkatle bir tabloda kesişti. Bu rüyayı ne zaman gördüğümü hatırlamıyordum bile; o kadar çok rüya beni sarıyordu ki bazılarını uyanınca bile hatırlayamıyordum. Fedayi amca her resmettiği tablonun köşesine rüyanın tarihini yazardı, çoğu rüyada aynı tablo beliriyordu. Fedayi amca ressam oluyor muydu? Ressam gördüğü şeylerden mi ilham alırdı yoksa duyduğu şeylerden mi? Dudak büzdüm kendi kendime. İlgi odağıma girmeyen bir konuydu. Resim yapma yeteneğim sıfırdı. Fedayi amca ise bir mafya babasının sağ kolu olarak fazla naif kalıyordu. Babamın yanında çalışırken bu yeteneğinden haberim yoktu. Ne zaman ki babam öldü, ben onun işlerine adım attım ve rüyalarımı fark etti; o zaman bu yeteneğini fark ettim. Derin bir soluk alarak tablolarla dolu bu odaya arkamı döndüm. Çok fazla tablo vardı; bazıları duvara asılı, bazıları yerlerdeydi. Hepsinin benim rüyam olduğunu bilmek ise can sıkıcıydı. En altta kalan karanlık bu odadan çıktım sakin adımlarla. Bahçeye çıktım. Boran ile olduğum günün üstünden iki gün geçmişti, kendimi toparlamam zaman almıştı ve biraz daha onun adamı beni görmezse işgelenebilirdi. Bahçeye çıktığımda güneş gözümü alıyordu. Koca bahçede çiçeklere anlamsız gözlerle bakan Fedayi amcayı gördüğümde gülümsedim. Her seferinde anlamaya çalışarak bakıyor ama bir türlü hiçbir şey anlayamıyordu. “Baba,” dedim gülümseyerek. Bana döndüğünde gözlerindeki anlamsız ifade gitti ve pırıltılar eklendi. “Kızım, sonunda notalarından kafanı kaldırabildin.” Yanına adımladığımda kollarını açtı ve hemen bir kolunun altına girdim. Korumalar evden uzakta bahçenin bir ucunda olurdu ve eve yaklaştıkları anda sistem uyarı verirdi; bu yüzden evde konuşurken rahattık, ancak bahçeye çıktığımızda işler değişiyordu. Ev, Salih sayesinde donanımlıydı. Yerde otlar arasında kimsenin bilmediği bir sistem döşeliydi ve biri eve yaklaştığı anda uyarı veriyordu. Evde sadece ben, Hatice Hanım, Fedayi amca ve Salih olurdu. Kimsenin Salih’in varlığından haberi olmazdı. Salih bir hayalet gibi evde işlerini görür, dışarı çıkacağı zaman ise kimsenin bilmediği, arkaya gizli olan kapıyı kullanırdı. Hatice Hanım babamın zamanından kalan bir çalışanımız olduğu için ondan bir şüphem olmazdı. “Anca babacım, biliyorsun yoğun bu aralar,” dediğimde gülümseyerek beni eve doğru ilerletti. Elimdeki kupaya baktığında çay olduğunu anladı. Herkesten uzaklaştığımızda yine de dikkatle kısık sesle konuştu. “Bu aralar kahveden uzak dur; geçen gün ilacı kahveyle içtiğin için daha fazla çarpıntı yaptı.” Elimdeki kupayı kaldırdığımda zaten uzağım demek istediğimi anladı. Mutfak kapısından içeri girdiğimizde pişmeye başlayan kek kokuyordu.“Yine harikalar yaratıyorsun Hatice,” diyen Fedayi amca ile elindeki tabağı kenara bırakıp bize döndü Hatice Hanım. İkisi arasında gözlerim gidip geliyordu. İkisi de neredeyse altmış yaşındaki bekar insanlardı. “Aman be Fedayi, sende,” dediğinde asla yemeklerinin güzel olduğunu kabullenmiyordu. “Aman be, sende Fedayisi,” diyerek araya girdiğimde ikisi de öksürüp gülüşlerini kaybetti. “Utanmayın benden canım, biliyorsunuz en büyük destekçinizim,” gülerek hızla uzaklaşmaya başladım. Arkamdan bir terlik fırlatıldığında kapıya çarpıp düştü. Ne vardı bunda, anlamıyordum. Aşkın yaşı mı vardı? İkisi de birbirine benziyorlardı, tatlış insanlardı; hatta gözümün önünde flört ediyorlardı ama bir türlü ilerleyemiyorlardı. Salih paldır küldür üst katın merdiveninden indiğinde pür dikkat ondaydı gözlerim; kolay kolay yerinden kalkmazdı. “Ne o Salih?” diyerek soğumuş çayımdan bir yudum aldım. “Hep beraber konuşmalıyız. Acil.” dedi soluk soluğa. Kaşlarımı çatarak baktığımda diğerlerini de salona çağırmaya gitmişti. Salondaki eski döşeme, yeşil koltuğa oturduğumda hepsi geldi ve oturdu. Artık hepimizin gözleri Salih’teydi. “Boran buraya geliyor,” dediğinde…

Bölümün tamamını WritePad'de oku