Matem Bahçesi

1.Bölüm

Yazar:

Matem Bahçesi - Sudenur Demir kitap kapağı
Matem Bahçesi kitap kapağı

Günümüz Beyaz, parlak bir ışık gözümü aldığında gözlerimi kıstım. Her şey yerine oturmaya başladığında karşımda, doktor önlüğüyle oturan bir adam gördüm; ama yüzü bulanıktı. Arkasında duran Orestes Pursued by the Furies – William-Adolphe Bouguereau tablosunu tanıyordum. O büyük tablonun önüne oturmuş bana bakıyordu sanki, ama yüzü yoktu. Bakışlarım oturduğum yere kaydığında, bir sedyenin üstünde beyaz bir önlükle oturduğumu fark ettim. Tekrar bakışlarım tabloya kaydı; intikam tanrıçaları yine buradaydı. İntikam o kadar güçlüydü ki kaçanın ardını hiç bırakmazdı. O tabloya daldığımda, bir anda içimde oluşan acıyla sıçrayarak uyandım. Soluk soluğa, oturur pozisyona geçtim. “Bu seferki rüya nedir?” diyen ağır bir ses duyduğumda sağıma döndüm. Fedayi Amca her zamanki gibi beni gözlemliyordu; elindeki defter, rüyamı not alacağının işaretiydi. Bunu her zaman yapardı, rahatsız olurdum bu durumdan ama artık alışmıştım. “ Not al: bir hasta, ben, Orestes Pursued by the Furies – William-Adolphe Bouguereau tablosu ve bir doktor, ” diyerek üstümdeki örtüyü yana savurdum ve kalktım. “Bunu yapmayı bırakmalısın; bir deli olduğumu düşünüyorum.” Benden aldığı rüyaları bir resme dönüştürüyordu; bu yüzden her sabah odama gelir, yatağımın sağındaki tekli koltuğa kurulurdu. Ona kızamıyordum da, çünkü minnet her şeyden önce geliyordu. “Bunun ne kadar güzel bir şey olduğunu anlayamazsın.” “Başkası üstünde denemeye ne dersin?” diyerek terliklerimi giydim. “Seninki kadar ilgi çekici değil,” dediğinde onun yaşlı yüzüne baka kaldım. Siyah ama artık beyazlamaya başlayan saçları, yüzündeki kırışıklıklar, ela gözlerindeki yorgunluğa rağmen her zaman dinç ve dik dururdu. Eğer babam şu an burada olsaydı, onun gibi olacaktı; ama babam yaşlanamamıştı bile. Babamın yerine geçmeyip beni eğitmeyi seçtiği için ona hep minnet duyacaktım. “Bakma bana öyle, Velet.” “Bana ‘velet’ demeyi bırakman gerektiğini kaç kere söyleyeceğim, Fedayi Amca?” “Ben de sana ‘amca’ dememen gerektiğini söylemiştim,” diyerek elindeki deftere not almaya başladı. “Yaşlı olduğunu kabullenmelisin,” diyerek siyah perdeme uzandım. “Sana yaşlılıkla alakalı olmadığını açıklamıştım?” Yaşlılıktan dolayı olmadığını, kimseye hürmet göstermem gerektiğini her daim vurguluyordu. Ona göre lügatımda “abi”, “abla” veya “amca” gibi saygı gerektiren ifadeler olmamalıydı; herkese ismiyle hitap edip üstünlük kurmalıydım. Yapıyordum da. “Her şey hazır mı?” “Tamamen.” “İlaçlarını düzenli alıyor mu?” “Her gün,” dediğinde başımı salladım ve cama döndüm. Boran Aladura. Bugün her şey başlayacaktı; inlerine sızma vakti çoktan gelmişti, hatta geçiyordu. Fedayi Amca’nın verdiği ilaçlarla her gün boşluğa düşüyordu; ben de o boşlukları bulup sanki karşısına hiç çıkmamış, onu tanımamış gibi her seferinde ona destek oluyor, ardından kayboluyordum. Şimdi ise bunu tamamen halletme zamanı gelmişti. “Gösteri için her şey de hazır.” “Bileti aldı mı?” “Her zamanki gibi,” dediğinde sırıttım. Başarmaya başlamak bende tarifi olmayan bir mutluluk yaratıyordu. Hazırlanıp evden çıktığımızda yalnızca Fedayi Amca’yı yanıma alarak gösteri yerine gidiyorduk. Stresten bacağım sallanıyordu, durduramıyordum. Bunu durduran şey ise güçlü, iri bir el oldu. “Halledeceksin,” dedi Fedayi Amca; ama bu bile beni rahatlatmıyordu. “Uzun zamandır bugünü bekliyorum. Bir şeyler ters giderse bu sefer kafayı yiyen ben olacağım.” “Her şey düzenli bir şekilde yürüdü; sen bugüne odaklan,” dediğinde araçtan indim. Hızla girişten geçip sahne arkasına geçtim. Giydiğim beyaz elbise, saçlarıma fazla tezat oluşturuyordu. Kömür karası saçlarım beyaz elbiseme dökülüyordu. Fazla uzun değildi ama saçılmışlardı; kestirme zamanım gelmişti. Omuzlarıma dökülen saçlarımdan nefret ediyordum. Mavi gözlerim buz gibiydi; ama içim alev alıyordu sanki. Beyaz, ince ellerim buz tutmuştu; yine de halledebilirdim. Sıra bana geldiğinde Fedayi Amca’nın o güçlü elini omzumda hissettim ve bir nebze olsun rahatladım. Olabildiğince dikleşip sahneye adım attım. Piyanonun önüne geldiğimde zar…

Bölümün tamamını WritePad'de oku