MASAL OLSAK SENİNLE

1.Bölüm: "Evvel Zamanın İçinde"

Yazar:

MASAL OLSAK SENİNLE – Fatma Ulutürk kitap kapağı
MASAL OLSAK SENİNLE – Fatma Ulutürk kitap kapağı

Ethereal Kenti’nde gün bitmişti. Göğü kaplayan mavilik ise bu kente ait olacak kadar koyulaşmıştı, daha fazlası değil. Minik ama ferah kulübemizin etrafına sarılan ışıklar tüm bahçeyi aydınlatırken, annemle karşılıklı oturmuş papatya çaylarımızı yudumluyorduk. Gün aydınken olanlardan sonra pazar alanındaki işlerimi bitirmiş, ışıklı baloncuklar eşliğinde eve gelmiştim. Her zamankinden daha yavaş tutmuştum adımlarımı çünkü ışığı hissetmem gerekiyordu. Karanlık, tahmin ettiğimden de bulaşıcıydı. Bir kötülüğü yalnızca o kişiye ait bir büyü temizlerdi, bu yüzden hissettiğim tüm kötü duyguları silip atması için ışığın bedenime karışmasına izin verdim. Kendi toprağımı, kendi ışığımı vücuduma buyur ettim. “Daha önce hiçbir Stygian’lı ile karşılaştın mı anne?” Elimde ki fincanı hemen önümde ki masanın üzerine bırakıp meraklı gözlerle anneme baktım. Ağzından çıkacak her bir kelime için heyecan doluydum. “Bir keresinde tesadüf etmiştim, yıllar oluyor.” “Nasıldı peki, ne olmuştu?” Oturduğum yerde dikleşip öne doğru eğildim. Annem, yüzümde gördüğü merak ile genişçe gülümsedi. “Milda, bunu neden sorduğunu öğrenebilir miyim?” Az önce ki heyecanım hızla sönmüştü. Oturuşumu düzelterek omzumu silktim. “Hiç, merak ettim.” Annem, onaylamaz bir şekilde başını sağa sola salladı. “Korkarım bu soruların nedeni sabahki Styx topluluğuyla alakalı.” “Anne,” “Milda, biliyorum güzelim. Hatta yanılmıyorsam bir Stygian’lı seninle sohbet etmiş?” “Anne sen, nerden duydun bunu?” “Freya yalnızca seninle mi arkadaşlık ediyor sanıyorsun?” Güldüm bu söylediğine. “Anne ah,” Başımı sağa sola salladım. “Sohbet denmezdi buna. Karşıma geçip boş boş lakırdı etti yalnızca.” Annem, sanki söylediğim şeye inanmıyormuş gibi bir bakış attı. “Styx’ten insanlar bizlere genelde çok yaklaşmazlar bebeğim. Çünkü,” “Evet büyüler.” Diyerek lafını kestim. “Işık balonlarından rahatsız olduklarını biliyorum fakat anne, neredeyse dibime kadar geldi.” İmalı bakışlarını sürdüren annem sanki söyleyip söylememekte kararsız kaldığı bir düşüncesi varmış gibi kaşlarını çattı. Elinde ki fincandan bir yudum aldı. Bana baktı. Ve tam ağzını açacaktı ki tekrar kapatıp tekrar yudum aldı çayından. “Ne? Anne, bir şey söyleyecektin.” “Hayır, hayır bir şey söylemeyeceğim.” “Anneee,” Diyerek uzattığımda daha fazla dayanamıyormuş gibi gülümsedi ve fincanını masanın üzerine bıraktı ve o da benim gibi dizlerine yaslanarak yüzüme yaklaştı. Derin bir nefes aldı. “Styx’li bir kimse sana bu denli yaklaşıyorsa korkarım ki, senden gelen büyüyü hissetmiyordur, güzelim.” Şaşırmıştım. Evet oldukça şaşırmıştım çünkü ben bu durumun tam aksini düşünüyordum. “Ama nasıl? O, o sanki bu durumdan rahatsız olmuş gibiydi. Yani, yüz ifadesinden anladığım buydu.” Annem başını sakince sağa sola sallayarak beni onaylamadı. “Hayır, bebeğim. Styx’li kimselerin bizim gibi büyüleri yoktur biliyorsun. Güçlerini, içlerinden gelen kötülükten alırlar. Bu da çok karanlık bir güçtür. Fakat nadir de olsa içlerinde bu tarz kişiler var; karşıdan gelen büyüyü yok sayabiliyorlar.” Yüzünde gördüğüm öfke ve çatık kaşları gözlerimin önüne geldiğinde anladığım tek şey, ışık balonlarından yükselen kokunun onu rahatsız ettiğiydi. Özellikle onun karşısında hareket etmiş, sırf büyü ona bulaşsın diye yakınına bile yaklaşmıştım. Fakat o bundan zerre etkilenmemişti. O da aynı şekilde yakınıma gelmiş, bana yaklaşmıştı. Çünkü büyüm onda rahatsız etmeyecek şekilde sıradandı, yoktu, hiçti. Ah, ne kadar da komik duruma düşmüştüm gözünde kim bilir? “Anlayamıyorum? Stygian Kenti, bu kadar güçlü mü?” Annem ayağa kalktı. “Stygian değil, içinde yetiştirdiği nadir insanlar bu kadar güçlü. Bu yüzden onlardan uzak dur bebeğim. Korkarım ki kötülüğün oldukça hızlı bulaşması büyük bir gerçek.” Başımın üzerine bir öpücük kondurup, fincanını da alıp yanımdan uzaklaştı. Mütevazı kulübemize ilerledi ve beni bahçede yalnız bıraktı. Duyduklarımdan sonra gerçekten de yalnız kalma ihtiyacı hissetmiştim. Sanki annem de bunu hissetmiş gibiydi. Rylan, adı buydu. Şimdi tekrar düşündü…

Bölümün tamamını WritePad'de oku