1.Evre 6.Bölüm: Risk
Yazar: Merve Korkmaz

“Ben Aylin Algan, Kayalı Dans Akademisinin eğitmenlerindenim. İnsanlar kontrolden çıkmış gibi birbirlerine saldırıyor, sizi ısırdıklarında dakikalar içinde siz de onlardan oluyorsunuz. Isırılmamaya çalışın, kan ya da tükürükle bulaşıyor, kesinliği olmadığı için ikisinden de uzak durmanızı tavsiye ediyorum. Kendinizi güvenli alanlarla koruyun. Ayrıca salon 3 güvensiz, sakın oraya gitmeye kalkmayın.” Büşra Tunalı, “Aylin Hoca,” dedi heyecanla. “Kan ya da tükürükle bulaşıyor dedi, duydunuz mu? Aylin Hoca’nın yanına gitmeliyiz, haber almış olmalı!” Reha Kurşunlu, Yiğit Kurşunlu, Karaca Karadağlı, Ezgi Şenler, Büşra Tunalı ve Korkut Yılmaz, salon 3’te yapılan saldırıdan kaçmayı başaran sayılı kişilerden olmuşlardı. Kendilerini altıncı katın tuvaletinde kilitlemişler ve güvende kalmışlardı. Bu sırada acil durum numarasına çağrı yönlendirmişlerdi ancak çağrıya cevap veren hiç kimse olmamıştı, zaten internetin çekmesi söz konusu bile olmuyordu. Bu fikre ilk karşı çıkan kişi Yiğit Kurşunlu olmuştu. “Saçmalama, üst kata çıkana kadar ağzımıza sıçarlar. Ayrıca duyuruyu nereden yaptığını bile bilmiyoruz.” Reha Kurşunlu, oğlunun sözlerinden sadece bir kelimesine odaklanarak ona uyarıda bulundu. “Düzgün konuş sıpa.” “Müdürün odasından yapmış olabilir,” diyerek fikir veren siyah gözlerin sahibi, Karaca Karadağlı’dan başkası değildi. “Bir üst kat ama riske girmek doğru mu, bilemedim.” “Çocuklar,” diyerek dikkatleri üzerine çekti Reha Kurşunlu. Otuz dokuz yaşında ve aralarındaki en büyük kişi olarak gençlerin sorumluluklarını üstleniyordu. “Hiçbir yere gitmiyoruz, yardım gelene kadar burada bekleyeceğiz.” Büşra diğerlerine göre asice davranıyordu, sesi yüksekti. “Gitmek istiyorum buradan!” Buna karşılık, “Bağırma,” diyerek uyarıda bulundu Karaca, sert bir sesle. “Dikkatlerini çekeceksin üzerimize!” Büşra, Karaca’yı duymazdan gelerek, “Ya alt tarafı bir üst kata çıkmamız gerekiyor,” diyerek grubu ikna etmek istedi. “Tuvalette sıkışıp kaldık, farkında mısınız? Bok kokuyor burası.” Korkut Yılmaz, beklenmedik bir şekilde Büşra’ya destek verdi. “Bence de gidelim, bir yerlerden haber almış olabilir.” Ezgi Şenler ise bu duruma karşı çıkmak adına sakin bir sesle konuşmaya dâhil etti kendini. “Aylin Hoca güvende kalmamızı istedi.” “Yeter, tartışmayın,” diyerek kontrolü elinde tutmak istedi Reha. Sesini, hissettiği yoğun gerginlikten dolayı istemsizce yükseltmişti çünkü canının bir yarısından hiçbir haber alamazken elinde kalan diğer bir yarısını da tehlikeye atma fikri zihnini içten içe kemiriyordu. “Riske girmiyoruz, hiçbir yere de gitmiyoruz. Yardım gelene kadar burada bekleyeceğiz.” Kalma düşüncesi Büşra’nın hiçbir şekilde içine sinmiyordu, bunu da dile getirmekten hiç çekinmiyordu. “Ne yardım bekleyeceğiz tam olarak? Daha çağrıya bile cevap vermiyorlar! Bir tuvalette bok kokusu soluyarak hiçbir zaman gelmeyecek bir yardımı mı bekleyeceğiz, Allah aşkına?” Korkut, “Gidiyoruz,” diyerek tuvaletteki temizlik malzemelerinin bulunduğu kabinden mop ve çekpasın ahşap saplarını aldı, artık koridordaki o marazlılara karşı ellerinde kendilerini savunabilecekleri güçlülüğü tartışılır silahları vardı. Birini kendine saklarken, diğerini Yiğit’e uzattı. “Gelecek misin?” Reha, her ne kadar kendisiyle aynı renge sahip olduğu oğlunun kehribar gözlerine yalvaran bakışlarda bulunurken, “Oğlum, nasıl saldırdıklarını gördük, burada kalmak daha güvenli,” dese de Yiğit, babasının sözlerine karşı çıkarak kendisine uzatılan sapı kavramıştı. “Biliyorum baba ama gitmek daha doğru geliyor şu an. Nereye kadar burada bekleyebiliriz ki?” Oğlunun bu geri dönüşü olmayan kararı karşısında Reha’nın da geri adım atma şansı kalmamıştı. Yapabileceği tek şey, onunla birlikte marazlılara karşı savaşmaktı. Çaresizce etrafına bakınırken gözü lavabolara takıldı ve hiç düşünmeden sert bir hamleyle çelik musluklardan birini yerinden sökerek kendine bir savunma silahı yaptı. Reha da gitmek için hazırdı. Karaca ve Ezgi aslında gitmeme taraftarıydı fakat bu vahşetin içinde yalnız kalmayı tercih et…